SALGIN ÖNCESİ HAYAT & ŞEHİRDEKİ DÜZEN
Blake Mercer , 26.01.2005 tarihinde Los Santos'ta doğmuştur. Annesi bir hemşire babası ise kendi mahallesinde kurduğu bir atölyenin başında bekliyordur. Blake , hafta içi okuluna gider. Hafta sonları ise babasının yanında çalışırdı. Çalışmaktan çok babasını izler, mahallelilerin getirdiği abur cuburları yer ve sohbetleri dinlerdi. Çok nadir de olsa bazı tatil günlerinde annesi ile beraber hastahaneye de giderdi. Orası , babasının olduğu yerden farklı olarak ona daha korkunç gelirdi. Çünkü annesi deneyimli bir hemşireydi ve bazı ağır vakalarda yer alıyordu. Bağırışmalar, çığlıklar , koridorda koşuşturan insanlar onu geriyor ve korkutuyordu. Ancak sevdiği bir şey vardı . O da annesine teşekkür etmeye gelen hastalar ve hasta yakınları. Annesinin yardım ettiği insanlar ona teşekkür ediyor. Hastalar hediye getiriyordu. O da bunlardan hoşlanıyor , annesinin gülümsemesi ve mutlu olması onu da mutlu ediyordu. Bu durum onun öyle hoşuna gitti ki kendisi de annesi gibi insanları kurtaracak bir doktor olmaya karar verdi.
« Ben de annem gibi insanları kurtaracağım - Blake Mercer (12)»
14 Yaşına geldiğinde hayatında büyük bir değişiklik oldu. Onu her şeyden fazla seveceğini ve her şeyden daha ön planda tutacağından habersiz olduğu küçük kardeşi dünyaya geldi. İsmini kendisi koydu. Adı Chloe idi. Artık her boş vaktinde Chloe ile ilgileniyor , onu bir saniye olsun yalnız bırakmak istemiyordu. Büyüyene kadar o şekilde devam etti. Chloe onun için her şeyden daha değerliydi ve hep öyle oldu.

Okul çağı
Blake ilk ve ortaokulda çok da başarılı bir öğrenci değildi. Genellikle kafası arkadaşları ile oyun oynamaya ve babasının atölyesinde oturup oradaki amcaları dinlemeye çalışırdı. Okul hiç onun için birinci planda olmadı. 12 yaşına geldiğinde annesi ile beraber hastahaneye gittiğinde olanlardan çok fazla etkilendi ve o da annesi gibi bir doktor olmaya karar verdi.

Anne , ben de senin gibi doktor olmak istiyorum.
- Tabii ki olabilirsin Blake. Ama doktor olmak için öncelikle iyi bir öğrenci olmalısın.

Ders çalışmak her ne kadar istemediği bir durum olsa da . O gün gördüğü şeyler onun fikrini değiştiriyor , bir nevi ona motivasyon oluyordu.
Liseye geçişinde güzel bir Sağlık Meslek Üniversitesi kazandı. Çabaları sonuç veriyordu. En önemlisi ise annesini gururlandırıyordu. Artık babasının atölyesine çok fazla uğramıyor. Oradaki "yaşlı" sohbetlerine katılmıyordu. Mümkün olduğunca ders çalışıyor ve bazı günlerde annesi ile hastahaneye gidip ondan yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıyordu. Sonunda Liseden de mezun oldu. Artık bir hemşir olarak görev yapabiliyordu. Tüm özel ve devlet hastahanelerine başvuru yaptı. Ancak ne bir dönüş alabildi ne de bir iş teklifi. Blake, onca sene okuduğu ve hayallerini kurduğu mesleği yapamayacağını anladı. Mesleğini bir kenara attı ve direkt olarak ordu vazifesini yerine getirmek için orduya yazıldı.
Askerlik
Kışlaya ilk adım attığında, diğer askerlerden pek bir farkı yoktu. Kısa kesilmiş koyu renk saçları, sessiz tavırları ve çevresini dikkatle inceleyen gözleriyle genellikle kendi hâlinde dururdu. Çok konuşmaz, konuştuğunda ise söylediklerinin arkasında dururdu.
İlk haftalar beklediğinden daha zordu. Uykusuz sabahlar, yorucu eğitimler ve sürekli tekrarlanan disiplin kuralları ona sabretmeyi öğretti. Başlangıçta emir almaktan hoşlanmıyordu. Zamanla, disiplinin yalnızca itaat etmek değil, gerektiğinde kendi egonu bir kenara bırakabilmek olduğunu anladı. İlk yılın sonunda Blake değişmeye başlamıştı. Artık öfkeyle hareket eden, her şeyi tek başına çözebileceğini düşünen genç adam değildi. Etrafındaki insanları gözlemliyor, acele karar vermiyor ve arkadaşlarının sorumluluğunu da kendi sorumluluğu gibi görüyordu. Eğitimlerdeki başarısı ve soğukkanlılığı, üstlerinin dikkatini çekti. Zor koşullarda paniğe kapılmıyor, verilen görevleri tamamlamak için elinden geleni yapıyordu. En önemlisi, kendisinden daha tecrübesiz askerlere yardım etmeyi biliyordu. Blake hiçbir zaman en çok konuşan asker olmadı. Fakat bir sorun çıktığında insanlar onun ne düşündüğünü merak etmeye başladı.
İkinci yılında daha fazla sorumluluk üstlenmeye başladı. Tecrübesi arttıkça yalnızca kendi hareketlerinden değil, birlikte görev yaptığı insanların güvenliğinden de sorumlu olduğunu kavradı. Komutanları onun disiplinini, kararlılığını ve baskı altında sakin kalabilmesini takdir ediyordu. Askerliğinin son döneminde uzman çavuş rütbesiyle görev yaptı. Bu rütbe Blake için bir gurur kaynağıydı; ancak artan hastalıklardan dolayı hastahanelerde ihtiyaç duyulan personel alımları onun ilgisini çekmişti. Bu yüzden Askerliği Uzman Çavuş olduktan sonra bıraktı.

Salgının ilk günü
Blake , artan hemşire ve doktor alımlarından faydalanıp Los Santos sağlık merkezinde Stajyer hemşir olarak görev yapmaya başlamıştı. Stajyer olduğu için olaylara birebir dahil olmuyor sadece gözlem yaparak öğreniyor ve eğitim alıyordu. Hastahanenin bir bölümü henüz çözülemeyen bir vaka bulunan insanlar ile doluydu. Onları kalın camın dışından izliyor , bir sorun olduğunda yetkili doktora haber etmek için bir nevi nöbet tutuyordu. İçerideki insanlar çıldırmaya başladı. Etrafı yumrukladılar ,çığlıklar attılar.. Blake hemen koşarak gitti baş hekimi ve diğer doktorları çağırdı. Geldiklerinde içerideki insanlar kapıya yığılmış ve çıkmak için kapıyı yumrukluyorlardı. Baş Hekim kapıyı açtığı gibi hemen en öndeki virüslü hekimin üstüne atladı ve onu dişleri ile parçalamaya başladı. Diğerleri de aynı şekilde yerde yatan hekime saldırmaya başladılar. Onu bırakanlar etraftakilere saldırıyordu. Blake o dehşet verici görüntü karşısında donakaldı. Hareket edemedi bir şey düşünemedi. Kaçan bir kişi Blake'e çarptı ve onu yere düşürdü. Düştüğü anda Blake kendine geldi ve hızla kaçmaya başladı. Ana girişe doğru gittiğinde orasının çok kalabalık olduğunu diğer katlarda da aynı sorunların meydana geldiğini anladı. Vakit kaybetmeden yangın merdivenine ilerledi. Orası ana girişin aksine daha boştu. hızlı bir şekilde merdivenleri inmeye başladı. Tam indiği sırada ikinci kattayken . İkinci katın kapısı kırıldı ve üstüne bir enfekte atladı. Dengesini sağlayamadı ve Blake'in itmesi ile kafasını demirliklere vurup yere düştü. Blake bir süre ona baktı. Sonuçta insan gibi gözüküyor. Onu öldürdüğünü düşündü. Ancak o şey tekrardan ayağa kalktı. Dengesini tam toparlayamadan Blake' saldırdı. Blake tekrar çekilerek onu yere düşürdü ancak bu sefer ayağı ile başına birkaç defa sert darbeler vurdu. Daha hızlı bir şekilde kaçtı. Aracına bindi ve eve doğru sürmeye başladı . Radyo kanalları hiç doğru düzgün çalışmıyordu. Sadece birkaç kelimeyi net şekilde birkaç defa duydu "MASKE.. KAÇIN.. ZENGİNLER VEBASI".. Anlam veremiyordu. Sadece eve ulaşmak istiyordu . Ancak trafik çok sıkışmıştı. Herkes panik halindeydi. Blake arabasını yolun ortasında bıraktı ve inip eve doğru koşmaya başladı . O kadar hızlı ve düzensiz koştu ki. Mahalleye ulaştığında nefes almak boğazını ağrıtıyordu. Eve ulaştığında gördüğü şey onun için akla gelebilecek en kötü şeylerden biriydi. Annesi , yerde yatan babasının cansız vücudunu yiyordu. Blake , kapı girişindeki küçük tahta sehpayı eline aldı ve sert bir şekilde annesinin başına vurdu. Annesinin düştüğünü gördükten sonra yukarıdan ağlama sesi geldiğini duydu. Hızla yukarıya koştu. Chloe , annesi ve babasının kavga ettiğini düşünerek yatağında ağlıyordur. Blake olayı hiç kurcalamadı. Direkt kardeşine bir çanta kıyafet aldı ve onu kucakladı. Dışarı çıktığında ortalık kaos yeriydi. herkes koşuşturmaya başladı. Birkaç sokak koştuktan sonra bir askeri araç gördü. Güvenli bölge oluşturdukları ve oraya gidecekleri belliydi. Yani en azından Blake için öyleydi . Kardeşi ile beraber arabanın yanına kadar gittiler. Araba doluydu. Blake ve kardeşini reddettiler. Sokağın başında enfekte olanlar vardı. Araçtan birisi . Blake'in askerlik döneminden bir arkadaşıydı. Blake bir cümle söyledi..
« Lütfen en azından kardeşimi alın. Lütfen..
O cümlesi ile beraber askerlik arkadaşı kalktı ve Chloe'yi Blake'ten aldı. Ona bakacağına söz verdi. Arabanın kapıları kapandı ve Araç uzaklaştı...

zentrum öncesi ve zentruma gidiş
Blake kardeşini bıraktıktan sonra hızla eve gitti. Kapıyı kilitledi ve önünde kanepe dolap gibi şeyler çekti. Hemen yan tarafta bulunan atölyenin kapısını kapattı . Orada bir süre yaşamayı düşünüyordu. Yıllarca da öyle oldu. etraftaki evleri yağmaladı. Çöp yedi , bazen hafta boyunca yemek bile yemedi. Geceleri evlerden bulduğu ilaçları içiyor ancak o şekilde uykuya dalıyordu. Bazen haplar olmadığında günlerce uyuyamıyordu. Bir gün, yıllardır çalmayan radyo bir sinyali algıladı. "Burası Zentrum"... Blake hızla yola çıktı kendisinin kullanmaya çekindiği bir motoru vardı. Tabelalardaki değiştirilen yazıları takip ederek Zentruma ulaştı. Kendisini içeri aldıklarında , teşekkür etmek için motorsikletini askeri birliğe bağışladı. Şimdiki amacı ölü ya da diri kız kardeşini bulmak..
PSİKOLOJİK TETİKLEYİCİLER, FOBİLER & NÖBETLER
Thalassophobia : Derin ve dibi görünmeyen sulardan korkma.
Hipervijilans (Aşırı tetikte olma): Sürekli çevresini kontrol etme ve en ufak seste irkilme.
Fiziksel Hipnotik bağımlılığı: Vücudun ilaca alışması ve ilaç kesildiğinde sinir , korku gibi belirtilerinin ortaya çıkmasıdır. Tek başına bağımlılık bozukluğu anlamına gelmez.
BAŞA ÇIKMA MEKANİZMASI & SIĞINAKLARI
Kız kardeşini bulma umudu ve ailesini tekrardan bir araya getirme umudu Blake için en büyük motivasyon .
« Bir gün seni bulacağım Chloe. ÖLÜ YA DA DİRİ. -Blake Mercer
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.