Aktif / Yaşıyor

Braeden Foster

Discord Oyuncusu: donna_0_
Karakter Hikayesi & Biyografisi
Herkese Açık Katman

Braeden Foster, 2014 yılında dünyaya geldi. 2035 yılına gelindiğinde henüz 21 yaşındaydı. Ne olağanüstü yeteneklere sahip biriydi ne de insanları peşinden sürükleyebilecek bir lider. Hayatı boyunca sıradan bir insan olmuş, çoğu zaman kendi hâlinde yaşamış ve geleceği hakkında büyük planlar yapmaktan kaçınmıştı. Onun için hayat, bir gün diğerini takip ederken arada güzel anılar biriktirmekten ibaretti. Ancak dünya değiştiğinde, sahip olduğu her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu acı bir şekilde öğrenecekti.

Eski Hayatı

Braeden, Amerika Birleşik Devletleri'nin Oregon eyaletinde, küçük ve sakin bir kasabada büyüdü. Çocukluğu, büyük şehirlerin gürültüsünden uzakta, birbirini tanıyan insanların yaşadığı bir çevrede geçti. Babası David Foster, geçimini küçük tamirat işleri yaparak sağlayan biriydi. Annesi Elaine Foster ise kasabadaki bir markette çalışıyordu. Ailesi zengin değildi ancak temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor, zaman zaman yaşadıkları maddi sıkıntılara rağmen hayatlarını sürdürebiliyorlardı.

Braeden'ın çocukluğu kusursuz geçmedi. Babası iş konusunda titiz, bazen de gereğinden fazla sert bir adamdı. Oğlunun kendi ayakları üzerinde durmasını istiyor, her sorun karşısında başkalarına güvenmek yerine çözüm bulmayı öğrenmesi gerektiğini söylüyordu. Braeden ise babasının bu tutumunu çoğu zaman baskı olarak görüyordu. Aralarında büyük kavgalar yaşanmasa da birbirlerini anlamakta zorlandıkları dönemler oluyordu.

Annesi, ailedeki dengeyi sağlayan kişiydi. Braeden'ın okulda yaşadığı sorunları dinler, gelecekle ilgili kaygılarını hafife almadan ona yardımcı olmaya çalışırdı. Braeden, kendisini gerçekten rahat hissedebildiği zamanların çoğunu annesiyle geçirmişti. Birlikte yemek hazırlamak, akşamları televizyon izlemek ve bazen hiçbir şey yapmadan sohbet etmek onun için sıradan ama değerli alışkanlıklardı.

Braeden okul hayatında ne başarılı bir öğrenci ne de sürekli sorun çıkaran biriydi. Dersleriyle gerektiği kadar ilgilenir, boş zamanlarının çoğunu arkadaşlarıyla geçirirdi. Özellikle bisiklet sürmeyi, ikinci el eşyalara bakmayı ve arkadaşlarıyla kasabanın dışındaki ormanlık alanlarda vakit geçirmeyi severdi. Bazen arkadaşlarıyla saatlerce dışarıda kalır, eve geç döndüğü için babasıyla tartışırdı. Gelecekte ne olmak istediği sorulduğunda ise kesin bir cevap veremezdi. Üniversiteye gitmek, bir işe girmek ya da başka bir şehre taşınmak gibi düşünceleri vardı ama bunların hiçbiri için gerçekten bir adım atmış değildi.

Onu tanıyanlar genellikle sakin, zaman zaman inatçı ve biraz da umursamaz biri olduğunu söylerdi. İnsanlarla kolayca iletişim kurabiliyor fakat özel meselelerini herkesle paylaşmıyordu. Birine alışması zaman alıyordu. Buna rağmen yakın arkadaşlarına bağlıydı ve onların başı sıkıştığında elinden geleni yapmaya çalışırdı. Elbette her zaman doğru olanı yapamıyordu. Bazen sırf kendisini zor durumda bırakmamak için sessiz kalıyor, bazen de düşünmeden verdiği kararların sonuçlarıyla uğraşıyordu.

Hayatının bu döneminde yaptığı en büyük hata, her şeyin olduğu gibi kalacağını düşünmesiydi.

Dünyanın Değişmeye Başlaması

İlk haberler çıktığında Braeden on altı yaşındaydı. Televizyonlarda farklı ülkelerde görülen saldırılardan, açıklanamayan hastalıklardan ve karantina altına alınan bölgelerden bahsediliyordu. Başlangıçta bunların kendilerini ilgilendirmediğini düşünüyordu. İnsanlar sosyal medyada görüntüler paylaşıyor, bazıları olayları abartıyor, bazılarıysa bütün bunların hükümetler tarafından gizlenen bir şeyin sonucu olduğunu iddia ediyordu.

Kasabada hayat bir süre daha normal devam etti. Marketler açıktı, okullar eğitim veriyordu ve insanlar işlerine gidiyordu. Braeden da arkadaşlarıyla buluşmaya, ailesiyle tartışmaya ve geleceği hakkında düşünmemeye devam ediyordu. Fakat haberlerdeki olaylar giderek arttı. Önce bazı bölgelerde ulaşım durdu, ardından şehirler arası yollar kapatılmaya başlandı. İnsanlar hastanelerin önünde uzun kuyruklar oluşturuyor, yetkililer halka evlerinden çıkmamalarını söylüyordu.

Bir akşam Braeden, babasıyla birlikte garajda eski bir bisikleti tamir ediyordu. Televizyondan gelen haber sesleri arka planda duyuluyordu. Ekranda, bir hastanenin önünde yaşanan kargaşa gösteriliyordu. İnsanlar birbirlerini itiyor, güvenlik görevlileri kalabalığı kontrol etmeye çalışıyordu. Babası bir süre ekrana baktıktan sonra televizyonun sesini kıstı.

O gün Braeden ilk kez babasının gerçekten endişelendiğini fark etti.

Birkaç gün sonra annesi marketten alışveriş yapmak için çıktığında kasabada uzun kuyruklarla karşılaştı. Raflar hızla boşalıyordu. İnsanlar gereğinden fazla yiyecek satın alıyor, bazıları diğer müşterilerle tartışıyordu. Annesi eve döndüğünde alışveriş poşetlerini mutfağa bıraktı ve bir süre sessizce oturdu. Braeden ona ne olduğunu sorduğunda annesi yalnızca insanların korktuğunu söyledi.

Ardından kasabada ilk saldırı haberi yayıldı.

Bir adamın, günlerdir yüksek ateş nedeniyle evinde tutulduktan sonra ailesine saldırdığı söyleniyordu. Olayın ayrıntıları kimse tarafından kesin olarak bilinmiyordu. Bazıları bunun uyuşturucuyla ilgili olduğunu iddia ederken bazıları yeni hastalığın insanları deliye çevirdiğini söylüyordu. Fakat birkaç gün içinde benzer olaylar farklı mahallelerde de yaşanmaya başladı.

İnsanlar artık yalnızca hastalıktan korkmuyordu. Ölen kişilerin yeniden hareket ettiğine dair haberler yayılıyordu.

Braeden, bütün bunların gerçek olduğunu ilk kez kendi gözleriyle gördüğünde, dünyaya ilişkin bildiği her şeyin değişmek üzere olduğunu anladı.

Evin İçindeki Son Günler

Aile, evlerinden ayrılmama kararı aldı. Babası kapıların kilitlerini kontrol etti, garajdaki aletleri içeri taşıdı ve evdeki yiyecekleri saymaya başladı. Annesi ise ihtiyaç duyabilecekleri ilaçları, kıyafetleri ve önemli belgeleri bir araya getirdi. Braeden başlangıçta bunun birkaç gün sürecek bir kriz olduğunu düşünüyordu. Yetkililerin durumu kontrol altına alacağını, elektriğin ve iletişimin yeniden normale döneceğini umuyordu.

Fakat günler geçtikçe durum daha da kötüleşti.

Elektrik kesintileri sıklaşmaya başladı. Telefonlar bazen saatlerce şebekeye bağlanamıyor, internet ise tamamen ortadan kayboluyordu. Sokaklardan geçen araçların sayısı azaldı. Geceleri uzaktan gelen silah sesleri ve çığlıklar, evin içinde bile duyulabiliyordu.

Braeden bu dönemde babasıyla daha fazla vakit geçirmeye başladı. David, oğluna evdeki aletleri nasıl kullanacağını, bozuk bir kapının nasıl onarılacağını ve bir şeyleri tamir ederken nelere dikkat etmesi gerektiğini gösteriyordu. Bunlar özel eğitimler değildi; yıllardır yaptığı işleri oğluna öğretmeye çalışıyordu. Braeden bazen babasını dinliyor, bazen de aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmasından sıkılıyordu.

Ancak artık bu küçük bilgiler bile önem kazanmıştı.

Bir gün evin arka kapısının kilidi bozuldu. Babası kilidi onarmaya çalışırken dışarıdan gelen sesler giderek yaklaştı. Braeden pencerenin aralığından sokağa baktığında, bir zamanlar komşularını gördüğü yolda şimdi başıboş dolaşan birkaç yaratık olduğunu fark etti. Bunlar, hastalığa yakalanmış ve insanlara saldıran kişilerdi. Hareketleri düzensizdi fakat yaklaştıkları her yerde tehlike yaratıyorlardı.

O günden sonra Braeden artık dışarıya eskisi gibi bakamadı.

Bir süre sonra evdeki yiyecekler azalmaya başladı. Babası, yakındaki dükkânlardan birine gidip temel ihtiyaçlarını tamamlamaları gerektiğini söyledi. Annesi buna karşı çıktı. Dışarı çıkmanın tehlikeli olduğunu biliyordu fakat evde kalırlarsa da uzun süre dayanamayacaklarını anlamıştı.

Sonunda birlikte hareket etmeye karar verdiler.

Kasabanın daha sakin bir bölgesine ulaşmak ve gerekirse oradan ayrılmak istiyorlardı. Braeden, yanlarına alabildikleri eşyaları taşıdı. Birkaç kıyafet, su şişeleri, konserve yiyecekler ve aile fotoğraflarının bulunduğu küçük bir çanta hazırladı. Yanına aldığı fotoğrafların bir gün kendisi için bu kadar önemli olacağını o sırada bilmiyordu.

Evlerinden ayrıldıkları gün hava kapalıydı. Sokaklar, terk edilmiş araçlarla doluydu. Bir zamanlar alışveriş yaptıkları dükkânların camları kırılmış, bazı evlerin kapıları açık kalmıştı. Braeden yürürken tanıdığı yerleri gördükçe içinin daraldığını hissediyordu. Büyüdüğü kasaba hâlâ aynı yerdeydi fakat artık ona ait değildi.

Ailesini Kaybetmesi

Kasabadan ayrılmaya çalıştıkları sırada karşılaştıkları kalabalık, bütün planlarını bozdu. İnsanlar ana yola ulaşmaya çalışıyor, araçlar birbirine çarpıyor ve herkes güvenli olduğunu düşündüğü bir yere gitmek istiyordu. Ailesi de kalabalığın arasından geçerek kasabanın dışına ulaşmayı denedi.

Ancak bir anda çevrelerinde kargaşa çıktı.

İnsanların bağırışları, araç kornaları ve yaklaşan yaratıkların sesleri birbirine karıştı. Braeden, annesinin elini tuttuğunu hatırlıyordu. Babası ise onları kalabalıktan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Birkaç saniye içinde herkes farklı yönlere savruldu.

Braeden bir süre sonra annesini göremediğini fark etti.

Onu aramak için geri dönmek istediğinde babası kolundan tutarak engel oldu. David, çevrelerindeki tehlikeyi görüyordu ve burada kalırlarsa üçünün de kurtulamayabileceğini biliyordu. Braeden ise annesini geride bırakmayı kabul etmiyordu. Babasıyla tartıştı, elinden kurtulmaya çalıştı ve etraftaki insanlara annesini görüp görmediklerini sordu.

Hiçbir cevap alamadı.

Bir süre sonra babasıyla birlikte ana yoldan uzaklaşmak zorunda kaldılar. Braeden, annesini son gördüğü yere tekrar dönmek istese de babası buna izin vermedi. O an yaşadığı çaresizlik, hayatı boyunca unutamayacağı bir anıya dönüştü.

Günler boyunca annesinden haber alamadılar. Karşılaştıkları insanlara onu tarif ettiler, sığınabilecekleri yerlere uğradılar ve yollarına devam ederken geride kalan gruplardan haber almaya çalıştılar. Fakat iletişim tamamen çökmüştü. İnsanların çoğu kendi ailesini arıyor, kimse başkasına yardım edebilecek durumda bulunmuyordu.

Braeden'ın annesini bir daha görememesi, dünyaya bakışını değiştirdi.

Eskiden sorunları ertelemeyi seven biriydi. Şimdi ise ertelediği her şeyin bir daha karşısına çıkmayabileceğini anlamıştı. Annesiyle daha fazla zaman geçirebilecekken bazen arkadaşlarıyla dışarı çıkmayı tercih ettiğini, onunla yaptığı bazı konuşmaları yarıda bıraktığını hatırlıyordu. Bunlar büyük hatalar değildi ama artık telafi edemeyeceği şeylerdi.

Babası da eskisi gibi değildi. Daha az konuşuyor, çevresini sürekli kontrol ediyor ve karşılaştıkları insanlara mesafeli yaklaşıyordu. Aralarında zaman zaman tartışmalar yaşanıyordu. Braeden babasının neden bu kadar sertleştiğini anlayamıyor, David ise oğlunun tehlikenin ciddiyetini hâlâ kavrayamadığını düşünüyordu.

Birbirlerine ihtiyaçları vardı fakat bunu nasıl göstereceklerini bilmiyorlardı.

Yalnız Kalmak

Aylar boyunca farklı yerlerde kalmaya çalıştılar. Bazen terk edilmiş evlerde geceliyor, bazen başka insanlarla birlikte hareket ediyorlardı. Bir süre küçük bir grubun yanında kaldılar. Bu insanlar, yiyeceklerini paylaşarak ve geceleri nöbetleşe çevreyi kontrol ederek hayatta kalmaya çalışıyordu.

Braeden ilk defa kendisinden başka insanların da aynı korkuları taşıdığını gördü. Aralarında eski meslekleri, aileleri ve geçmişleri birbirinden farklı kişiler vardı. Kimisi yıllardır tanıdığı insanları kaybetmişti, kimisi ise bütün ailesini tek bir günde yitirmişti. Herkesin anlatacak bir hikâyesi vardı fakat kimse geçmişi hakkında uzun süre konuşmak istemiyordu.

Grup içinde Braeden'ın belirli bir görevi yoktu. Bazen yiyecek bulmak için diğerleriyle birlikte dışarı çıkıyor, bazen kalınacak yerin temizlenmesine yardım ediyor, bazen de yalnızca çevredeki eşyaları taşıyordu. Ne en cesur kişi oydu ne de en becerikli olan. Korktuğu zamanlar oluyordu ve tehlikeyle karşılaştığında ilk düşüncesi çoğu zaman kaçmak oluyordu.

Bir gün yiyecek aramak için gittikleri bir binada işler ters gitti. İçeride olduklarını bilmedikleri birkaç yaratık, çıkışa yakın bir yerde ortaya çıktı. Grup paniğe kapıldı. Herkes bir çıkış yolu ararken Braeden, arkasındaki dar koridordan geçmeye çalıştı ve diğerlerinden uzaklaştı. Sonunda binanın dışına çıkmayı başardı fakat yeniden gruba ulaştığında bazı kişilerin geri dönmediğini öğrendi.

Bu olay, Braeden'a her zaman başkalarına güvenemeyeceğini değil, herkesin kendi korkularıyla mücadele ettiğini öğretti. Bir tehlike anında insanların ne yapacağını önceden kestirmek mümkün değildi. Bazen birlikte hareket etmek hayat kurtarıyor, bazen de kalabalık olmak daha büyük bir risk oluşturuyordu.

Babasıyla aralarındaki gerilim de bu dönemde arttı. David, oğlunun daha dikkatli olmasını istiyor, Braeden ise sürekli emir almaktan yoruluyordu. Bir gece yaşadıkları tartışma sırasında Braeden, artık kendi kararlarını verebilecek yaşta olduğunu söyledi. Babası bir süre sessiz kaldıktan sonra ona kimsenin kendisini korumak zorunda olmadığını hatırlattı.

Bu söz Braeden'ı öfkelendirdi.

Ertesi sabah, yiyecek bulmak ve başka bir yerleşime ulaşmak amacıyla yola çıktıklarında ikisi de önceki gece hakkında konuşmadı. Fakat yolculuk sırasında yaşanan bir saldırı, her şeyi değiştirdi. Kalabalık bir yoldan geçmeye çalışırken birbirlerini kaybettiler. Braeden, babasını aramak için bir süre çevrede dolaştı ancak yaklaşan yaratıklar yüzünden orada kalamadı.

Bu kez yanında onu durduracak kimse yoktu.

Günlerce babasından haber bekledi. Daha önce karşılaştığı insanlara onu tarif etti, çevredeki barınaklara uğradı ve duyduğu söylentilerin peşinden gitti. Ancak her yeni gün, arayışını biraz daha umutsuz hâle getiriyordu. Babasının öldüğünü kesin olarak bilmiyordu ama onu bulabileceğine dair umudu da giderek azalıyordu.

Sonunda aramayı bırakmak zorunda kaldı.

Braeden, ailesinin akıbetini hiçbir zaman kesin olarak öğrenemedi. Annesinin kalabalığın içinde ne yaşadığını, babasının ayrıldıkları yerden sonra nereye gittiğini bilmiyordu. Elinde yalnızca geçmişinden kalan birkaç eşya ve ailesiyle çekilmiş eski bir fotoğraf vardı.

O günden itibaren yoluna tek başına devam etti.

Hayatta Kalmanın Bedeli

Yalnız kalmak, Braeden'ın düşündüğünden çok daha zordu. Önceden yemek bulmak, uyuyacak bir yer aramak veya güvenli bir yol seçmek gibi meseleleri ailesiyle birlikte çözüyordu. Artık bütün kararları kendisi vermek zorundaydı.

İlk zamanlarda çok fazla hata yaptı. Birkaç kez güvenli sandığı binalarda gecelemek zorunda kaldıktan sonra oraların düşündüğü kadar güvenli olmadığını öğrendi. Bazen bulduğu yiyeceklerin bozulmuş olduğunu fark ediyor, bazen de gereksiz yere uzun yollar yürüyerek elindeki enerjiyi tüketiyordu. Her yanlış karar ona zaman, kaynak ve bazen de yaralanmalar pahasına bir şeyler öğretiyordu.

Bir keresinde terk edilmiş bir benzin istasyonunda birkaç gün geçirdi. Burası yol kenarında bulunduğu için yiyecek ve su bulabileceğini düşünmüştü. Ancak çevredeki kaynaklar tükenmişti ve geceleri yakındaki ormanlık alandan gelen sesler yüzünden uyumakta zorlanıyordu. Bir sabah dışarı çıktığında istasyonun yakınında birkaç kişinin bulunduğunu gördü. İlk başta onlarla konuşmayı düşündü fakat grubun kendi arasında tartıştığını ve birbirlerine güvenmediklerini fark edince uzaklaşmayı tercih etti.

Braeden artık insanlardan tamamen kaçmıyordu ama tanımadığı birine hemen güvenmekten de vazgeçmişti. Bir insanın iyi ya da kötü olduğunu anlamak her zaman kolay değildi. Bazen yardım teklif eden biri gerçekten yardım etmek istiyordu, bazen de insanlar başkalarının çaresizliğinden yararlanmaya çalışıyordu. Bu yüzden karşısındaki kişiyi tanımak için zaman ayırıyor, elindeki her şeyi ilk karşılaşmada paylaşmıyordu.

Yine de içindeki yardım etme isteği bütünüyle kaybolmamıştı.

Bir gün yol kenarında su bulmaya çalışan yaşlı bir adamla karşılaştı. Adamın yanında yalnızca küçük bir çanta vardı ve yürümekte zorlanıyordu. Braeden'ın elinde fazla su bulunmuyordu. Bir süre durup düşündükten sonra şişesinin bir kısmını adamla paylaştı. Ardından yolları ayrıldı.

Bu küçük karşılaşma, Braeden'ın kendisi hakkında unuttuğu bir şeyi hatırlamasını sağladı. Hayatta kalmak için daha temkinli olmak zorundaydı ama bu, tamamen farklı bir insana dönüşmesi gerektiği anlamına gelmiyordu. Dünyanın eskisi gibi olmayacağını kabul etmişti; yine de nasıl biri olacağına kendisi karar verebilirdi.

2035 yılına gelindiğinde Braeden, yaklaşık beş yıldır süren bu çöküşün içinde büyümüş bir gençti. Çocukluğunun önemli bir kısmı geride kalmış, ailesinden geriye ne olduğu belirsiz anılar kalmıştı. Artık eskisi kadar konuşkan değildi. Gereksiz tartışmalardan kaçınıyor, insanları gözlemliyor ve bir yere yerleşmeden önce çevresini tanımaya çalışıyordu.

Fakat bütün bunlar onu kusursuz bir hayatta kalana dönüştürmemişti. Hâlâ bazı geceler korkudan uyuyamıyor, bazen geçmişini düşündüğünde kendisini suçluyor ve zaman zaman yalnızlığın ağırlığı altında eziliyordu. Birileriyle konuşmaya ihtiyaç duyduğu hâlde bunu nasıl yapacağını bilemediği günler oluyordu. Kimi zaman bir insanın yanında olmasını istiyor, kimi zaman ise yeniden birini kaybetme ihtimalinden korktuğu için herkesten uzak duruyordu.

Artık büyük hayalleri yoktu. Bir gün eski hayatına döneceğine dair kesin bir inanç da taşımıyordu. Tek istediği, kendisini sürekli kaçmak zorunda hissetmeyeceği bir yer bulmaktı. Bir kapıyı kapatıp arkasında güvende olabileceği, geceleri her sese uyanmak zorunda kalmayacağı ve sabah olduğunda yiyecek bulup bulamayacağını düşünmeden güne başlayabileceği bir yer.

Zentrum'a Giden Yol

Son haftalarda Braeden'ın durumu giderek zorlaşmıştı. Uzun süredir kullandığı barınak artık güvenli değildi. Yakın çevredeki yiyecek kaynakları tükenmiş, su bulmak için daha uzak mesafelere gitmesi gerekmişti. Üstelik tek başına seyahat etmek, özellikle de tanımadığı bölgelerden geçmek, her geçen gün daha tehlikeli hâle geliyordu.

Bir süre önce karşılaştığı birkaç kişiden, hayatta kalanların bir araya geldiği yerleşimler hakkında bazı şeyler duymuştu. Bu insanların anlattıkları kesin bilgiler değildi. Söylentiler birbirini tutmuyor, bazı yerlerin güvenli olduğu söylenirken başkaları oralarda yaşanan çatışmalardan bahsediyordu. Braeden bu yüzden duyduğu her şeye inanmadı. Yine de insanların bir arada yaşadığı, yiyecek bulabileceği ve belki de bir süre dinlenebileceği bir yer bulma fikri aklından çıkmıyordu.

Yolculuğu sırasında birkaç kez yön değiştirmek zorunda kaldı. Kullanmayı planladığı yolların bazıları terk edilmiş araçlarla kapanmıştı. Bazı bölgelerden geçmek mümkün değildi ve çevredeki yaratıkların hareketleri, açık alanlarda uzun süre kalmasını riskli hâle getiriyordu. Elindeki yiyecekler azalmaya başlamıştı. Her gece uyumak için yeni bir yer bulmak, her sabah yeniden yola çıkmak zorundaydı.

Zentrum hakkında duyduğu bilgiler de bu yolculuk sırasında yeniden aklına geldi. Orada nasıl bir düzen olduğunu, kendisini kabul edip etmeyeceklerini veya insanların dışarıdan gelenlere nasıl davrandığını bilmiyordu. Belki aradığı güvenliği bulacaktı, belki de yeni sorunlarla karşılaşacaktı. Fakat artık belirsizlik içinde tek başına dolaşmanın da bir sonu olması gerekiyordu.

Braeden, Zentrum'a yaklaştığında arkasında bıraktığı yolun ne kadar uzun olduğunu düşündü. Bir zamanlar evinden ayrılırken kısa sürede geri dönebileceğini sanmıştı. Şimdi ise o evin hâlâ ayakta olup olmadığını bile bilmiyordu. Geçmişini yanında taşıdığı küçük çantaya sığdırmış, geleceğini ise henüz bilmediği insanların ellerine bırakmak üzereydi.

Oraya gitmesinin sebebi bir kahraman olmak, yeni bir düzen kurmak veya başkalarına liderlik etmek değildi. Sadece hayatta kalmak istiyordu. Kendi başına yapabileceklerinin bir sınırı vardı ve artık bunu kabul etmişti. Başkalarıyla yaşamak kolay olmayacaktı; insanlara yeniden güvenmeyi öğrenmesi gerekecek, geçmişte yaşadıklarını bir kenara bırakmakta zorlanacaktı. Fakat en azından bir yerlerde yeniden başlayabilme ihtimali vardı.

Braeden Foster, 2035 yılının belirsizliği içinde, geçmişinden kalan yüklerle ve gelecekte neyle karşılaşacağını bilmeden yoluna devam etti.

Sonunda Braeden'ın yolu Zentrum'a düştü. Gidecek başka bir yeri, güvenebileceği bir kimsesi ve tek başına sürdürebileceği bir hayatı kalmadığından, hayatta kalabilmek için Zentrum'a sığınmak zorunda kaldı.

Whitelist Rol Hikayesi & Şehir Sırları
Kilitli Katman

Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır

Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.