Aktif / Yaşıyor

Carlos Dean Vane

Discord Oyuncusu: leiuran
Karakter Tema MüziğiHazır
0:00 / 4:58
%3
Karakter Hikayesi & Biyografisi
Herkese Açık Katman

Carlos Dean Vane, 28 Ocak 2007 tarihinde Los Santos’ta dünyaya geldi. Çocukluğu boyunca çevresindeki insanların onu ileride sağlık sektöründe çalışan, düzenli bir hayat kurmuş biri olarak hayal etmesi pek mümkün değildi. Carlos gençliğinde hayatı fazla ciddiye almayan, özgürlüğüne düşkün, kendisine çizilen sınırları sevmeyen ve gelecek hakkında uzun uzun planlar yapmaktansa içinde bulunduğu günü yaşamayı tercih eden biriydi. Rock müzik onun hayatının önemli parçalarından biriydi. Okuldan çıktığında kulaklığını takıp Los Santos’un kalabalık sokaklarında saatlerce dolaşabilir, küçük konserlere gidebilir, parasının bir kısmını plaklara, eski albümlere veya müzikle ilgili şeylere harcayabilirdi. Evinde tartışma çıktığında ya da geleceğiyle ilgili üzerine fazla gelindiğinde odasına çekilip müziğin sesini yükseltmek onun için dünyadan birkaç saatliğine uzaklaşmanın en kolay yoluydu. Ailesiyle kötü bir ilişkisi yoktu fakat gençliğinin verdiği rahatlıkla onların hayatındaki yerini çoğu zaman sıradan kabul etmişti. Babası uzun saatler çalışan, duygularını fazla belli etmeyen bir adamdı. Annesi daha korumacı ve Carlos’un insanlarla kurduğu bağlarda etkisi bulunan kişiydi. Carlos’un çocukluğu büyük zenginlikler içerisinde geçmemişti fakat eve döndüğünde sıcak bir yemek, başını sokabileceği bir yer ve sesini duyabileceği insanlar vardı. O günlerde bunların bir gün ulaşılması neredeyse imkânsız şeylere dönüşebileceğini düşünmemişti. Hemşirelik onun çocukluk hayali değildi. Sağlık alanına yönelmesi zaman içerisinde gerçekleşmişti. İnsanlarla iletişiminin iyi olması, yaralanmış birine yardım ederken tamamen donup kalmaması ve yaptığı işin gerçekten bir karşılığının olmasını istemesi onu bu mesleğe yaklaştırmıştı. Eğitim hayatında da eski kişiliğini tamamen geride bırakmadı. Derslerini tamamlıyor, uygulamalara katılıyor fakat fırsat bulduğunda arkadaşlarıyla dışarı çıkıyor, konserlere gidiyor ve kendisini hastane duvarlarının dışında tutmaya çalışıyordu. Hayatının o döneminde ileride eşi olacak kadınla tanışması Carlos’un geleceğe bakışını değiştiren ilk olaylardan biri oldu. İkisi de çok gençti ve yetişkinlik konusunda sandıklarından daha az şey biliyorlardı. Birlikte yaşlanmaktan konuşabiliyor, birkaç yıl içerisinde daha iyi bir eve taşınabileceklerini, para biriktirebileceklerini ve şartlar uygun olduğunda çocuk sahibi olabileceklerini düşünüyorlardı. Hayalleri büyük değildi. Carlos için o dönem mutluluk, sevdiği kadınla aynı eve dönebilmek, vardiyaların denk geldiği bir günde beraber yemek yiyebilmek ve ertesi sabah hayatın aynı şekilde devam edeceğini bilmekti. Eğitimini tamamladıktan sonra 2025 yılında hemşire olarak çalışmaya başladı. Henüz on sekiz yaşındaydı. Hastanenin ilk ayları ona okulda öğrendikleriyle gerçek hayat arasındaki farkı kısa sürede gösterdi. Uzun nöbetler, bitmek bilmeyen hasta çağrıları, yakınlarının öfkesi, gecenin ilerleyen saatlerinde ağırlaşan yorgunluk ve sürekli ayakta kalmanın verdiği fiziksel tükenmişlik Carlos’un tahmin ettiğinden daha zordu. Eşi de hemşirelik yapıyordu ve 2025 ile 2026 yılları arasındaki kısa dönemde ikisi çoğu zaman aynı hastane düzeninin içinde çalıştı. Bazen vardiyalarının sonunda birbirlerini bekliyor, hastane çıkışında aldıkları kahvelerle eve dönüyor, bazen de konuşamayacak kadar yoruldukları için aynı odada sessizce uyuyakalıyorlardı. Carlos’un o dönemdeki en büyük sorunlarından biri uykusuzluktu. Nöbet saatleri birbirine karışıyor, bazı günler birkaç saatlik uykuyla yeniden işe dönmesi gerekiyordu. Gözlerinin altındaki morlukları umursamıyor, bunun mesleğe alışma sürecinin bir parçası olduğunu düşünüyordu. Ölüm de hastanede yabancı olmadığı bir şeydi fakat Carlos’un zihninde ölümün hâlâ bir düzeni vardı. Kalbi duran hasta için ekip çağrılır, ağırlaşan kişinin başında doktorlar ve hemşireler toplanır, ilaç bittiğinde yenisi getirilir ve ölen bir insan bir daha hareket etmezdi. Carlos sonradan eski hayatında ne kadar değerli olduğunu fark edeceği bu düzenin sonsuza kadar devam edeceğini sanmıştı. 2026 yılına yaklaşırken hastaneye gelen bazı hastaların davranışları değişmeye başladı. İlk vakalar Carlos’un dikkatini çok fazla çekmemişti. Ateş, bilinç bulanıklığı, saldırganlık ve kontrol kaybı gösteren insanların uyuşturucu kullanmış olabileceği, ağır bir enfeksiyon geçirebileceği ya da psikolojik kriz içinde olabileceği konuşuluyordu. Carlos bunların nedenini araştıracak konumda değildi. O yalnızca kendisine verilen görevleri yapıyor, hastaların değerlerini takip ediyor, ilaçlarını uyguluyor ve nöbetinin bitmesini bekliyordu. Fakat aynı belirtilere sahip insanların sayısı arttıkça hastanenin havası da değişmeye başladı. Acil servisin bekleme alanında daha fazla insan birikiyor, sedyeler koridorlara taşınıyor, ambulanslar arka arkaya hasta getiriyor ve personelin yüzündeki yorgunluğa anlam verilemeyen bir korku ekleniyordu. Carlos önce bunun geçici olduğunu düşünmeye çalıştı. Hastanelerin zaman zaman yoğunlaştığını biliyordu. Fakat birkaç gün içerisinde gördüğü şeyler mesleki açıklamaların sınırlarını aşmaya başladı. Onun için gerçek kırılma gece nöbetlerinden birinde yaşandı. Acil servise getirilen adamlardan biri birkaç kişi tarafından güçlükle sedyenin üzerinde tutuluyordu. Adamın kıyafetleri kan içindeydi. Carlos ilk bakışta yaranın yerini bulmaya çalışmış, kısa süre sonra üzerindeki kanın tamamının ona ait olmadığını fark etmişti. Adam kendisine seslenenlere anlamlı cevap vermiyor, gözleri insanları normal bir insanın baktığı gibi takip etmiyor ve yakınında hareket eden herkese yönelmeye çalışıyordu. Carlos daha önce saldırgan hastalar görmüştü. Ağrıdan bağıranları, uyuşturucu etkisi altında kendisini kaybedenleri ve ne yaptığının farkında olmayan insanları da görmüştü. Fakat karşısındaki şey farklıydı. Adam bir sağlık çalışanının koluna saldırdığı anda koridordaki birkaç saniye Carlos’un hafızasına yıllarca çıkmayacak şekilde yerleşti. İnsanlar bağırdı, metal bir tepsi yere düştü, birkaç kişi hastayı geri çekmeye çalıştı fakat Carlos geri adım atmaktan başka hiçbir şey yapamadı. Göğsünün ortasında başlayan baskı bütün bedenine yayıldı. Nefesi hızlandı, kulakları uğuldadı ve çevresindeki sesler bir anlığına uzaklaştı. Korku ona yalnızca bir duygu olarak gelmemiş, sanki fiziksel olarak vücudunun etrafına sarılmıştı. O ana kadar ölümün var olduğunu elbette biliyordu fakat kendi ölümünü gerçekten hiç düşünmemişti. O gece ölümün yalnızca birkaç metre uzağında olabileceğini anladı. Birkaç saniyelik gecikmenin, yanlış bir hareketin ya da paniğin onu içinde bulunduğu hayattan çekip alabileceğini fark etti. O an sahip olduğu bütün hayallerin, müziklerin, evinin, eşinin ve gelecekte yapmak istediği şeylerin herhangi bir anlamlı kapanış olmadan bitebileceğini hissetmişti. Eşi kolundan çektiğinde Carlos ancak kendisine gelebildi. Hastane içerisinde zamanla bu saldırgan kişilere “Asil” denildiğini duymaya başladı. Kelimenin nereden geldiğini bilmiyordu. Hastalığın nedenini, nasıl ortaya çıktığını ya da arkasında kimlerin bulunduğunu da bilmiyordu. Carlos’un bildikleri kendi gözleriyle gördükleri, sağlık çalışanları arasındaki konuşmalar ve kamuoyuna ulaşan haberlerle sınırlıydı. Fakat birkaç vardiya onun için yeterli olmuştu. Bu insanların artık eskisi gibi olmadıklarını düşünüyordu. Onları tedavi edilmesi gereken sıradan hastalar gibi görmek istese de gördüğü saldırganlık buna izin vermiyordu. En kötüsü ise uykusuz geçen nöbetlerin ardından kendi zihninin ona oynadığı oyunlardı. Bazen eve dönüp aynaya baktığında gözlerinin altındaki morlukları görüyor ve kendi yorgun yüzüyle hastanede gördüğü enfektelerin yüzleri arasında istemeden benzerlik kuruyordu. İnsan uykusuz kaldığında yürüyen bir cesede benzeyebiliyordu fakat Carlos artık gerçek anlamda yürüyen ölü fikrinin ne kadar korkunç olduğunu görmüştü. Ölmekten korkuyordu fakat onlardan biri olmaktan daha fazla korkmaya başlamıştı. Kendi bedeninin kontrolünü kaybetmek, sevdiği insanlara saldırmak ve artık kendisi olmadığı hâlde yüzünün sokaklarda dolaşmaya devam etmesi düşüncesi geceleri uyumasını zorlaştırıyordu. Hastanenin durumu gün geçtikçe kötüleşirken Carlos ve eşi de eskiden sahip oldukları mesleki anlayışı korumakta zorlandılar. Koridorlarda yaralılar çoğalıyor, çalışanların bir bölümü işe gelmemeye başlıyor ve sağlık personeli yetişemeyeceği kadar çok vakayla uğraşıyordu. Bazı insanlar yardım isterken saldırganlaşabiliyor, bazı hastalar birkaç saat içerisinde tamamen değişebiliyordu. Carlos’un hemşirelik bilgisi ona kanamayı durdurmayı, basit yaraları temizlemeyi, hastanın ateşini ve genel durumunu takip etmeyi ve bildiği ilaçları doğru şekilde uygulamayı öğretiyordu ancak onu doktor yapmıyordu. Her hastalığı teşhis edemez, ameliyat yapamaz ve elinde malzeme olmadığında yalnızca bilgisiyle insanları kurtaramazdı. Daha önemlisi, aldığı eğitim korkuyu ortadan kaldırmıyordu. Bir Asil gördüğünde nabzı hızlanıyor, dar bir koridorda hareket sesi duyduğunda olduğu yerde kalıp dinliyor ve mümkünse o yöne gitmemeyi tercih ediyordu. Hastanenin tamamen çöktüğü gün geldiğinde Carlos’un içinde hiçbir kahramanlık duygusu yoktu. İnsanlar koridorlarda birbirine çarpıyor, birileri çıkışlara koşuyor, yaralılar yardım istiyor ve personel ne yapması gerektiğini anlamaya çalışıyordu. Carlos o gün eşini bulduktan sonra yalnızca onunla birlikte oradan çıkmayı düşündü. Yanlarında birkaç nöbet arkadaşı da vardı. İçlerinden birinin maddi durumu oldukça iyiydi ve şehrin güvenli kabul edilen bölgelerinden biriyle bağlantısı bulunduğunu söylüyordu. Carlos o anda bunun ne kadar doğru olduğunu araştırabilecek durumda değildi. Onun için seçenekler hastanede kalmak ya da çıkış yolu bilen birinin peşinden gitmekti. Carlos ikinci seçeneği tercih etti. Bu cesur bir karar değildi. Yaşamak istiyordu. Hastaneden çıktıklarında Los Santos’un tanıdığı sokakları aynı görünmüyordu. Sirenler birbirine karışıyor, araçlar yol ortasında terk edilmiş hâlde duruyor ve insanlar nereye gittiklerini bilmeden hareket ediyordu. Carlos ile eşi hastane üniformalarıyla yürüdükleri için çok geçmeden insanların dikkatini çekmeye başladılar. Sokak aralarından, araçların yanından ve binaların girişlerinden yaralı insanlar sesleniyor, üzerlerindeki üniformayı gördükleri anda yardım istiyordu. Normal şartlarda Carlos bunların yanına koşardı. Hemşire olmasının nedeni zaten buydu. Fakat hastanede geçirdiği son günler ona her yaralıya yaklaşmanın artık güvenli olmadığını göstermişti. Bir yaranın nereden geldiğini, kişinin ısırılıp ısırılmadığını ya da birkaç dakika sonra saldırganlaşıp saldırganlaşmayacağını bilmiyordu. İlk yardım isteyenlerden birine bakmak için yavaşladığında eşi kolundan tuttu. Carlos birkaç saniye yerde oturan yaralı adama baktı, ardından bakışlarını kaçırdı. Kısa süre sonra eşiyle birlikte önlüklerini çıkardılar. Mesai arkadaşlarından bazıları arkalarında kalan insanlara bakıyordu fakat Carlos geri dönmedi. Üniforma üzerindeyken herkes onlardan bir şey bekliyordu. Önlüğü çıkardığında ise ilk kez kendisini hemşire değil, hayatta kalmaya çalışan sıradan bir insan gibi hissetti. Sokaklarda yardım isteyen insanların yanından geçtiler. Carlos bazılarının seslerini uzun süre unutamadı. Vicdanının bir tarafı geri dönmesini söylüyordu fakat korkusu daha güçlüydü. O gün Carlos ilk defa başkasının hayatından önce kendi hayatını ve eşinin hayatını seçti. Bunun doğru olduğunu hiçbir zaman tamamen düşünmedi fakat hayatta kalmasının nedenlerinden birinin bu olduğunu kabul etmek zorunda kaldı. Carlos, eşi ve yanlarındaki birkaç nöbet arkadaşı şehirdeki kaosun içinden geçerek Mirror Park tarafına ulaşmayı başardı. Varlıklı mesai arkadaşlarının bağlantısı sayesinde Sığınak H-12’ye kabul edilenler arasında yer aldılar. Carlos buraya ulaştığında ilk defa günler sonra arkasında kalın bir duvar bulunduğunu hissetti. Sığınak güvenli görünüyordu. Yüksek duvarlar, kontrollü girişler ve belirli kurallar vardı. Carlos içerideki düzenin nasıl kurulduğunu, kimlerin karar verdiğini ya da perde arkasında neler olduğunu bilmiyordu ve bunları öğrenmek için özel bir çaba da göstermedi. Onun için önemli olan eşinin yanında olması ve geceleri dışarıdaki seslere rağmen belirli bir güvenlik içinde uyuyabilmesiydi. Carlos ve eşinin sağlık geçmişi sığınakta kısa sürede işe yaradı. Onlardan beklenen büyük operasyonlar gerçekleştirmeleri ya da salgının tedavisini bulmaları değildi. Normal hastalanan çocuklarla, ateşi çıkan insanlarla, küçük yaralanmalarla, enfeksiyonlarla ve günlük sağlık sorunlarıyla ilgileniyorlardı. Carlos için bu hayat garip biçimde eski dünyanın küçük bir taklidiydi. Dışarıda insanların birbirini parçaladığı bir dünya vardı fakat duvarların içinde bir çocuk hâlâ soğuk algınlığı yaşayabiliyor, bir insan hâlâ ayağını burkabiliyor ve bir anne hâlâ çocuğunun ateşi yükseldiğinde paniğe kapılabiliyordu. Carlos bu işleri yaparken kendisini yeniden hemşire gibi hissediyordu. Fakat eski hayatına tamamen dönmesi mümkün değildi. Her hastanın kolunu kontrol ediyor, açıklanamayan bir yara gördüğünde birkaç kez soruyor ve davranışlarında ani değişiklik fark ettiği kişilere yaklaşırken diğerlerinden daha temkinli davranıyordu. Eşi onun zamanla daha sessiz hâle geldiğini fark etmişti. Carlos eskisi kadar müzikten konuşmuyor, eline geçen eski kasetleri veya radyoları bulduğunda seviniyor olsa bile kendisini uzun süre rahat bırakamıyordu. Gece nöbetleri hâlâ uykusunu bozuyordu. Bazen uyanıp kapıyı birkaç kez kontrol ediyor, sığınağın dışından gelen bir metal sesi bile onu yatağından kaldırmaya yetiyordu. Yıllar geçtikçe Sığınak H-12 Carlos’un hayatının merkezi oldu. Dış dünyayla ilgili bilgileri çoğunlukla içeri giren insanlardan, söylentilerden ya da sığınakta konuşulanlardan öğreniyordu. Sinek Yuvası gibi yerleşimlerin adını duymuştu fakat oralarda yaşananların ayrıntılarını bilmiyordu. Salgının kim tarafından başlatıldığı, aşının arkasında hangi isimlerin bulunduğu veya dünyanın neden bu hâle geldiği konusunda kesin bir bilgiye sahip değildi. İnsanların farklı teorileri vardı. Bazıları devleti suçluyor, bazıları zengin ailelerden bahsediyor, bazıları ise her şeyin planlandığını söylüyordu. Carlos bu konuşmaları dinliyor fakat doğrulayamayacağı şeyleri gerçek kabul etmiyordu. Onun gerçeği daha basitti. İnsanlar hastalanmıştı, hastane çökmüştü, sokaklar güvenli değildi ve hayatta kalmak için her gün dikkatli olmak gerekiyordu. H-12’de geçirdikleri yıllarda Carlos ve eşinin hayatını yeniden değiştiren şey çocuklarının dünyaya gelmesi oldu. Carlos baba olacağını öğrendiğinde ilk hissettiği şey yalnızca mutluluk değildi. Korku da vardı. Bir çocuğu bu dünyaya getirmenin doğru olup olmadığını defalarca düşündü. Eski dünyada çocuk sahibi olmak gelecek planlarının doğal bir parçasıyken artık her gün yiyeceğin, suyun ve güvenliğin hesabının yapılması gerekiyordu. Buna rağmen çocuk doğduğunda Carlos uzun yıllardır hissetmediği bir şeyi yeniden hissetti. Gelecek fikrini. Çocuğunu kucağına aldığında ilk defa yıllar sonra birkaç ay sonrasını, birkaç yıl sonrasını düşünmeye başladı. Onun büyüdüğünü görmek istiyordu. Rock müziği sevip sevmeyeceğini, hangi kelimeyi önce söyleyeceğini ve dünyanın belki bir gün onun için daha güvenli olup olmayacağını merak ediyordu. Bu durum Carlos’u daha cesur yapmadı. Tam tersine kaybedecek şeyi arttığı için daha korkak ve daha temkinli hâle getirdi. Daha önce yalnızca kendisi ve eşinin hayatından sorumluyken artık onları takip eden küçük bir çocuk vardı. H-12 yıllarca ayakta kalmıştı fakat Carlos zaman içerisinde sığınakta bazı şeylerin değiştiğini görmeye başladı. Önceleri küçük ve açıklanabilir sorunlar ortaya çıkıyor, daha sonra bunlar sıklaşmaya başlıyordu. Carlos bunun gerçek nedenlerini bilmiyordu. Yönetimin bildiği şeylere erişimi yoktu. Ancak sağlıkla ilgilenen biri olarak bazı insanların beklenmedik şekilde rahatsızlandığını görebiliyor ve sığınağın eskisi kadar güvenli hissettirmediğini fark edebiliyordu. Elektrik kesintileri, kapalı bölümler ve artan gerginlik onun için yeterli uyarıydı. Carlos tehlikenin tam olarak ne olduğunu bilmese bile yıllar önce hastanede yaptığı hatayı tekrar etmek istemiyordu. Hastanenin ilk günlerinde herkes bir şeylerin düzeleceğini beklemiş ve çoğu insan çıkmak için çok geç kalmıştı. Bu yüzden H-12’nin son zamanlarında eşine hazırlıklı olmaları gerektiğini söylemeye başladı. Yanlarına alabilecekleri şeyler sınırlıydı. Birkaç temel tıbbi malzeme, su, çocuk için gerekli eşyalar, dayanabilecek yiyecekler ve taşıyabilecekleri kadar kişisel eşya hazırladılar. Carlos yine büyük bir plan yapmadı. Nereye kadar gideceklerini bile bilmiyordu. Tek istediği duvarların gerçekten çöktüğü anda ailesiyle birlikte onların içinde kalmamaktı. Korktuğu gün sonunda geldi. Sığınaktaki düzen bir gecede geri döndürülemeyecek şekilde bozuldu. Elektrik kesildi, insanların bağırışları başladı ve Carlos yıllardır duymamaya çalıştığı sesleri yeniden duydu. Asiller sığınağın içine ulaşmıştı. İnsanlar kapılara koşuyor, güvenlik görevlileri farklı yönlerden gelen tehdide karşı ne yapacağını anlamaya çalışıyordu. Carlos’un aklına ilk gelen yaralılara yardım etmek olmadı. Eşini ve çocuğunu buldu. Bunun bencillik olduğunu düşünecek zamanı yoktu. H-12’nin koridorlarında yıllardır tedavi ettiği insanların seslerini duyuyor fakat durmuyordu. Eşinin elinden tutuyor, çocuklarını mümkün olduğunca sessiz tutmaya çalışıyor ve bildiği çıkışlara yöneliyordu. Birkaç kez yollarını değiştirmek zorunda kaldılar. Carlos çatışmaya girmedi, önüne çıkan Asilleri öldürmek için kahramanlık yapmadı. Ses duyduğu koridorlardan geri çekildi, kapalı odalarda bekledi ve mümkün olduğunca karşılaşmadan ilerlemeye çalıştı. Onun için kazanmak bir düşmanı öldürmek değil, ailesini dışarı çıkarabilmekti. Uzun süren korkunun ardından Mirror Park bölgesinden uzaklaşmayı başardılar. Carlos o gece ailesinin hayatta olduğunu gördüğünde sığınağın yıkılmasının kendisi için artık hiçbir anlamı kalmadığını düşündü. Bir duvar kaybedilmişti fakat eşi ve çocuğu yanındaydı. Bu düşünce birkaç saatten fazla sürmedi. Kaçışlarının ilk gecesinde terk edilmiş bir eve sığındılar. Ev güvenli görünmüyordu fakat çocukla birlikte daha fazla ilerleyebilecek durumda değillerdi. Carlos kapıları kontrol etti, pencerelerin bir kısmını kapattı ve birkaç saat uyuyabileceklerini düşündü. Çocukları gece boyunca huzursuzdu. Önce bunun korkudan ve yorgunluktan kaynaklandığını düşündüler. Çocuk sürekli ağlıyor, sakinleşmiyor ve annesinin kucağında dahi huzur bulamıyordu. Carlos’un uykusuzluğu günlerdir birikmişti. Çocuğun ağlamaları karanlık evin içinde yankılandıkça sinirleri geriliyor fakat kendisini kontrol etmeye çalışıyordu. Eşi çocuğu sakinleştirmek için kıyafetlerini kontrol ettiğinde ikisinin de yıllardır görmekten korktuğu şeyi fark etti. Küçük bedeninde bir ısırık izi vardı. Carlos ilk anda bunun gerçek olmadığını düşündü. Çocuğu kucağına almak, yarayı yeniden kontrol etmek ve kendisine başka bir açıklama bulmak istedi. Hemşirelik bilgisi ona gördüğü şeyin ne olduğunu söylüyordu fakat babalığı bunu kabul etmeyi reddediyordu. Eşiyle birlikte yarayı tekrar kontrol ettiler. Carlos birkaç dakika boyunca hiçbir şey söyleyemedi. Çocuğun davranışları kısa süre içerisinde değişmeye başladığında artık kendilerini kandıramayacaklarını anladılar. Ağlama yerini kontrolsüz bir huzursuzluğa, ardından saldırganlığa bırakıyordu. Carlos’un yıllar önce hastane koridorunda hissettiği korku geri geldi fakat bu kez karşısındaki yabancı bir hasta değildi. Kendi çocuğuydu. Silahını ona doğrultamadı. Öldüremedi. Eşi de yapamadı. Saatler boyunca ne yapacaklarını düşündüler fakat zaman onlar için karar veriyordu. Çocuk giderek saldırganlaşıyor ve yanına yaklaşmak daha tehlikeli hâle geliyordu. Carlos sonunda hayatının geri kalanında taşıyacağı kararı verdi. Terk edilmiş evin sağlam kalan odalarından birini boşalttılar, çocuğu içeri aldılar ve kapıyı dışarıdan kapattılar. Carlos kapıyı kapatırken elleri titriyordu. İçeriden gelen sesleri duymamak için uzaklaşmaya çalıştı fakat birkaç adım sonra durdu. Geri dönmek istedi. Kapıyı açıp çocuğunu yeniden kucağına almak istiyordu. Eşi onu tuttu. Carlos o anda bir baba olarak yapmak istediği şeyle hayatta kalmak isteyen insanın yapmak zorunda olduğu şey arasında kaldı. Sonunda kapıyı açmadı. Çocuklarını bomboş bir Los Santos evinde geride bırakarak Mirror Park’tan ayrıldılar. Carlos o geceden sonra kendisini uzun süre affedemedi. Çocuğunu öldürmemişti fakat onu kurtaramamıştı da. İçinde bir yerde bunun doğru karar olduğunu biliyordu. Isırılmış ve saldırganlaşmaya başlamış çocuğunu yanlarında götürmeleri hem kendilerini hem de karşılarına çıkan diğer insanları tehlikeye atacaktı. Fakat doğru karar olması acısını azaltmıyordu. Carlos’un dünyaya bakışı o gece bir kez daha değişti. Eskiden insanların özünde iyi olduğuna inanmış, salgından sonra bu inancını kaybetmişti. Çocuğunu kaybettikten sonra ise hayatın adil olması gerektiğine dair kalan son beklentisini de kaybetti. Artık iyi insanların iyi şeylerle ödüllendirileceğine veya doğru kararların insanı mutlu sona götüreceğine inanmıyordu. Bazen yapılabilecek bütün doğru şeylerin sonunda yine de kaybedilebileceğini öğrenmişti. Carlos ile eşi sonraki günlerde yalnızca yürümeye devam etti. İkisi de çocuğundan bahsetmek istemiyordu. Carlos zaman zaman arkasına dönüp baktığında geri gitme düşüncesine kapılıyor fakat ne bulacağını bildiği için bunu yapmıyordu. Yiyecekleri azdı, uykuları düzensizdi ve Carlos’un yıllardır H-12’nin duvarları içinde yaşamaya alışmış bedeni yeniden açık dünyaya uyum sağlamakta zorlanıyordu. Ayağındaki küçük yaralar bile yürüdükçe ağrıyor, günlerce düzgün uyuyamadığı için dikkati dağılıyor ve zaman zaman sesleri olduğundan daha yakın sanıyordu. O güçlü değildi. Hastalanabilir, yaralanabilir ve kötü bir karar vererek ölebilirdi. Bunun farkında olduğu için karşısına çıkan her tehditle mücadele etmiyordu. Gereksiz bir çatışmayı gördüğünde yolunu değiştiriyor, kalabalık gördüğünde önce uzaktan izliyor ve yiyecek uğruna hayatını riske atması gerekmiyorsa geri çekiliyordu.

Whitelist Rol Hikayesi & Şehir Sırları
Kilitli Katman

Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır

Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.

Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar

Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları

1 Bağlantı
SV
Sable Vane Şehir Sakini
Eş / Sevgili
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
Karakter Fotoğraf Galerisi
4 Fotoğraf