Aktif / Yaşıyor

Cedric Cruise

Discord Oyuncusu: cedr4c
Karakter Tema MüziğiHazır
0:00 / 2:20
%3
Karakter Hikayesi & Biyografisi
Herkese Açık Katman

Cedric Cruise, 28 Ocak 2007 tarihinde Los Santos’un sanayi kokan, gürültülü kenar mahallelerinden birinde, babası Arthur’un işlettiği "Cruise Oto Tamir" adlı küçük ve salaş tamirhanenin hemen üst katındaki mütevazı dairede dünyaya geldi. Babası Arthur, ömrünü motor kaputlarının altında geçirmiş, ellerindeki motor yağı artık derisine işlemiş kendi halinde bir ustaydı; annesi Martha ise mahallenin köşesindeki küçük bir esnaf lokantasında garsonluk yapan, dünyalar tatlısı ve aşırı korumacı bir kadındı.Cedric’in diğer çocuklardan "biraz farklı" olduğu henüz beş-altı yaşlarındayken anlaşıldı. Mahalledeki yaşıtları saklambaç oynarken Cedric gözlerini kapatınca kimsenin onu görmediğini sanarak orta yerde dikilir, ayakkabı bağcıklarını birbirine bağlayıp her adımda yüzüstü kapaklanırdı. İlkokula başladığında durum daha da belirginleşti; harfleri birbirine karıştırıyor, "elma" yazmaya çalışırken defteri delene kadar silgiyle siliyor ve en basit toplama işlemlerinde bile on parmağını saydıktan sonra kafası karışıp ağlamaya başlıyordu. Mahalledeki diğer çocuklar onun bu saf ve geç anlayan haliyle sürekli alay ederdi. Ona "çamurdan pasta yaptık" diyerek çamur yedirirler, harçlığını elinden alıp karşılığında yerde buldukları parlak gazoz kapaklarını "altın para" diye verirlerdi. Ancak Cedric o kadar saf ve temiz kalpliydi ki, kendisiyle dalga geçildiğini asla anlamaz, o gazoz kapaklarını dünyanın en büyük hazinesi gibi yastığının altında saklar ve kendisini kandıran çocukları "en iyi arkadaşları" sanarak yüzünde kocaman bir sırıtışla eve dönerdi.Annesi Martha, oğlunun üzülmemesi için onu hep kanatları altına aldı; babası Arthur ise okuldan her hafta gelen "oğlunuz dersleri anlayamıyor" şikâyetlerine karşı Cedric’i tamirhaneye, kendi yanına indirdi. İşte mucize orada gerçekleşti. Adını bile doğru düzgün yazamayan, iki cümleyi bir araya getirirken kelimeleri unutan bu saf çocuk, eline İngiliz anahtarını ve tornavidayı aldığında bambaşka birine dönüşüyordu. Okuma yazmaya ya da matematiğe basmayan kafası, dişlilerin, pistonların ve bujilerin dilini sezgisel olarak anlıyordu. Henüz on iki yaşındayken, babasının saatlerce uğraşıp çalıştıramadığı eski bir çim biçme makinesinin motorunu sadece sesini dinleyip birkaç defada karbüratörünü temizleyerek çalıştırmıştı. Liseden öğretmenlerin acıyıp verdiği kanaat notlarıyla bile mezun olamayıp okulu bıraktığında, hayatı tamamen babasının tamirhanesinden ibaret oldu.Buna rağmen Cedric’in ustalığı hiçbir zaman kusursuz bir mühendislik seviyesine ulaşmadı; onun bildiği şey tamamen eski usul mekanikten ibaretti. Babasının tamirhanesine yeni model, bilgisayarlı ve karmaşık elektronik beyinli bir araç geldiğinde Cedric ekrandaki arıza kodlarına boş gözlerle bakar, tek bir kabloya bile dokunamazdı. Onun dünyası mekanik karbüratörler, eski dizel motorlar, kayışlar, bujiler ve basit jeneratörlerle sınırlıydı. Üstelik bir dahi de değildi; elinde uygun anahtar takımı, sağlam bir yedek parça veya conta yoksa yoktan bir şey var edemez, kırık bir parçayı mucizevi şekilde onaramazdı. Fiziksel olarak da iriyarı bir adam olmadığı için ağır bir motor bloğunu veya şanzımanı tek başına yerinden söküp kaldıramaz, vinç ya da bir başkasının yardımı olmadan ağır işlerin altından kalkamazdı.Kıyamet öncesindeki gençlik yılları (2020-2025) tamirhanenin yağlı zemini ile annesinin mutfağı arasında geçti. Sabahları uyanır, annesinin hazırladığı kahvaltıyı yer, akşama kadar yüzü gözü simsiyah motor yağı içinde babasına çıraklık yapardı. 2020’lerin ortalarında tamirhanedeki küçük tüplü televizyonda sürekli "hiç yaşlanmayan ünlüler, sporcular" ve 2024-2025 yıllarında "aniden ortadan kaybolan milyarderler ile Charles Clain" haberleri dönerken, bağımsız gazeteciler zenginlerin katıldığı gizli sağlık programlarından bahsediyordu. Cedric ise elindeki yağlı bezle televizyona boş boş bakıp, babasına "Baba, bu zenginler kesin uzaylı oldu, uçan daireyle gittiler değil mi?" diye soracak kadar dünyadan bihaber, kendi küçük ve güvenli fanusunda yaşayan 19 yaşında koca bir bebekti.Ancak 2026 yılında, medyanın "Zenginler Vebası" adını verdiği o korkunç salgın zengin malikanelerinden taşıp sokaklara indiğinde Cedric’in masum dünyası başına yıkıldı. Televizyonda canlı yayında donakalan oyuncuları ve sahada takım arkadaşının boğazını parçalayan sporcuyu izlediklerinde bile bunun bir film olduğunu sandı. Çok geçmeden hastalık sokağa indi, hastaneler et parçalayan hastalarla dolup birer mezbahaya dönüştü ve ordu Los Santos’u tanklarla, beton bariyerlerle karantinaya aldı. Sokaklarda siren sesleri ve silah çatışmaları yankılanırken Cruise ailesi tamirhaneye kapandı.Bir gece "Asil" adı verilen o vahşi enfekte sürüleri sokaklarını bastığında ve tamirhanenin sac kepenklerini yırtarak içeri daldığında, Cedric korkudan altına kaçıracak raddeye gelip olduğu yerde donakaldı. Oğullarının tek başına bu vahşette ne yapacağını bilemeyen ama onun yaşamasını her şeyden çok isteyen Arthur ve Martha, o gece hayatlarını oğulları için feda etti. Babası eline aldığı ağır demir levye ile içeri dalan enfektelerin önüne atılırken, annesi ağlayan Cedric’i kolundan sürükleyip tamirhanedeki eski kamyonetin şoför koltuğuna itti. Babası enfektelerin altında kalıp parçalanırken son gücüyle "Sadece gaza bas oğlum, sakın arkana bakma!" diye haykırdı; annesi ise kamyonetin kapısına asılan bir enfekteyi kendi bedeniyle aşağı çekerek oğluna kaçacak saniyeyi kazandırdı. Cedric, dikiz aynasında anne ve babasının kanlar içinde kalışını görerek, hıçkıra hıçkıra ağlayarak gaza bastı ve arka kapıyı kırıp alevler içindeki Los Santos’tan kuzeye kaçtı.Kuzeye doğru kaçarken yolların kenarında Amerikan Hava Kuvvetleri’nin (USAF) kurduğu o devasa demir savunma hatlarının yanından geçti. Başlangıçta üniformalı askerleri ve çelik bariyerleri görünce çocuksu bir sevinçle ordunun her şeyi düzelteceğini, canavarları vurup onu kurtaracaklarını sandı. Ancak gözlerinin önünde bariyerlerin Asil sürüleri tarafından yıkıldığını, o yenilmez sandığı askerlerin bile silahlarını atıp bağırarak karanlık sokaklara doğru kaçtığını gördüğünde beyni bu görüntüyü kaldıramadı. Kamyonetin içinde iki büklüm ağlayarak, ordunun bile kaçtığı bir dünyada kendisinin kesinlikle öleceğini düşündü.Kamyoneti Lago Zancudo bataklığı yakınlarında hararet yapıp bozulduğunda, çaresizce bataklıkta kurulan "Sinek Yuvası" adlı kampa sığınmak zorunda kaldı. "Kara Sinek" adındaki acımasız liderin yönettiği bu bataklık kampında tam beş yıl (2026-2031) geçirdi. Bu beş yıl Cedric için cehennemden farksızdı. Genze yapışan ağır çamur, çürümüş balık ve pas kokusu altında; hurda saclardan yapılmış, yağmur yağdığında tavandan su damlayan derme çatma bir motor sundurmasının altında, yağlı muşambaların üzerinde uyuyordu. Kara Sinek’in silahlı adamları Cedric’in saf ve korkak olduğunu bildikleri için ona bir insan gibi değil, kurmalı bir eşya gibi davranıyordu. Motor geç çalıştığında ensesine tokat atıyorlar, konuştuğunda onunla alay ediyorlar, önüne küflü ekmek veya balık artıkları atarak karın tokluğuna köle gibi çalıştırıyorlardı. Cedric’in o kampta tutunduğu hiçbir hayali ya da dostu yoktu; dışarıdaki bataklıkta Asil sürüleri, içeride ise Kara Sinek’in demir kafesleri vardı. Sırf nefes alabilmek ve ölmekten korktuğu için o dayağa, hakarete ve pisliğe katlanarak hayatta kalmak adına orada kalıyordu. Karşı çıkanların ellerinin kesildiğini, hastalananların sorgusuz sualsiz suya atıldığını gördükçe sesini çıkarmadan sadece önündeki tekne motorlarını tamir etti. 2031 yılında kampta erzak yüzünden büyük bir isyan çıkıp yakıt depoları patladığında, ahşap geçitler alev aldığında ve dumanı gören Asil sürüleri bataklığı bastığında, Cedric çatışmanın ortasında kalmamak için tamir ettiği küçük bir balıkçı teknesinin arkasına saklanıp bataklıktan kıyıya doğru kaçtı.Sinek Yuvası’nın ve aynı dönemde yıkılan Sığınak H-12’nin çöküşünden sonra, Cedric kıyı şeridinde karşılaştığı diğer sağ kalanların peşine bir gölge gibi takıldı. Bir akşam hurda bir aracın başındayken, eski telsizden gelen cızırtılar arasında yorgun ama sert bir erkek sesinin "Burası Zentrum. Duvarlar hâlâ sağlam. Yaralılar ve siviller için kontrollü kabul devam ediyor" dediğini duydu. Cedric o saf aklıyla telsizin içindeki bu sesin eski dünyadaki gibi bir belediye başkanı ya da babacan bir kurtarıcı olduğunu, oraya giderlerse herkese bedava sıcak çorba ve yatak vereceklerini hayal etti. Ancak grupla birlikte eski Bolingbroke Hapishanesi’ne (Zentrum) ulaştığında karşılaştığı şey Komutan Varga’nın demir disiplini ve katı kurallarıydı. Cedric ne bu askeri düzene uyum sağlayabilecek zekâya ne de resmi birimlerde çalışabilecek disipline sahipti; bu yüzden Zentrum’un resmi kadrosuna hiç giremedi, sadece duvarların etrafında ve güvenli bölgelerde ayak işleri yaparak tutunmaya çalıştı.2031’den 2035’e kadar geçen dört yıl, Cedric’i hem ruhen hem de bedenen tamamen yıprattı. Sinek Yuvası’ndaki o derme çatma çatı bile artık yoktu; çoğu zaman terk edilmiş paslı araçların bagajlarında, yıkık dökük kulübelerde soğuktan titreyerek uyudu. Günlerce aç kaldığı, yağmur suyunu paslı tenekelerden içtiği, karnının gurultusunu bastırmak için dizlerini karnına çekip ağladığı geceler geçirdi. 2032 yılının son aylarında, gece göğü aniden yarılıp devasa meteor kuzeydeki dağlara çakıldığında (Kızıl Düşüş), Cedric yer sarsıntısından ve gökyüzünü kaplayan o kızıl ateşten ölesiye korkup bir kamyonetin altına saklanarak saatlerce çıkmadı. Saf zihniyle gökyüzünün delindiğini ve dünyanın tamamen yanacağını sanmıştı; daha sonra insanlardan kuzeydeki "Kızıl Bölge"yi ve ateşin içinde yürüyen "Alev Asilleri"ni duyduğunda geceleri gökyüzüne bakamaz hale geldi.Dokuz yıllık bu kıyamet süreci, 28 yaşındaki Cedric’i olduğundan çok daha yaşlı ve çökmüş bir hale getirdi. Omuzları sürekli korkuyla büzülmekten kamburlaştı, yetersiz beslenmekten yanakları çöktü, elleri soğuktan, paslı metallerden ve motor yağından kalıcı yaralarla kaplandı. O artık ne güçlü bir savaşçı ne de cesur bir hayatta kalandı; en ufak bir silah sesi, bağırış veya çatışma duyduğunda kimin haklı olduğuna bile bakmadan elindeki anahtarı bırakıp ters yöne doğru kaçan bir korkaktı. Çünkü biliyordu ki bir kurşun yerse veya bir Asil ile burun buruna gelirse kendisini koruyacak ne gücü ne de zekâsı vardı. Bugün 2035 yılında Cedric Cruise; hiçbir resmi gücü veya rütbesi olmadan, insanların verdiği bir konserve yemek, yarım şişe su ya da birkaç vida karşılığında bozuk jeneratörleri ve eski motorları tamir ederek hayatta kalmaya çalışan, anne ve babasının özlemiyle yaşayan saf, ürkek ve zararsız bir tamirci olarak yaşamını sürdürmektedir.

Whitelist Rol Hikayesi & Şehir Sırları
Kilitli Katman

Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır

Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.

Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar

Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları

4 Bağlantı
SV
Sable Vane Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
CV
Carlos Dean Vane Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
DA
Diego Aragao Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
KO
Kofi Osha Omaha Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık