Aktif / Yaşıyor

Gabriel Blake

Discord Oyuncusu: ihako_
Karakter Tema MüziğiHazır
0:00 / 4:47
%3
Karakter Hikayesi & Biyografisi
Herkese Açık Katman

SALGIN ÖNCESİ HAYAT

Gabriel Blake, 2004 yılının sonlarına doğru Kanada’nın kuzeyinde, uzun kışların ve sessiz ormanların çevrelediği küçük bir kasabada dünyaya geldi. Annesini hiç tanımadı; doğumu sırasında hayatını kaybetmişti. Ondan geriye birkaç eski fotoğraf, evin bir köşesinde unutulmuş eşyalar ve hiçbir zaman tam olarak cevaplanmayan sorular kaldı. Babası sıradan bir güvenlik görevlisiydi; fazla konuşmayan, disiplinli ve dünyanın insana her zaman ikinci bir şans vermediğini bilen bir adamdı.

Gabriel çocukluğunun büyük bölümünü onun yanında geçirdi. Avlanmayı, iz sürmeyi, yön bulmayı ve silah kullanmayı öğrendi. Fakat babasının ona silahlarla ilgili öğrettiği en önemli şey ateş etmek değildi:

“Mecbur değilsen ateş etme.”

Gabriel büyüdükçe insanlardan çok sessizliğe alıştı. Metal işçiliğiyle ilgilendi, kırılan ekipmanları onardı; bıçaklarını ve baltalarını kendi ihtiyaçlarına göre şekillendirmeyi öğrendi. Ormanda hangi izin yeni olduğunu, hangi sesin oraya ait olmadığını ya da bir insanın konuşurken neyi sakladığını fark etmek konusunda giderek daha iyi hâle geldi. O yıllarda bunların yalnızca sıradan beceriler olduğunu düşünüyordu. Bir gün hayatta kalmasının sebebi olacaklarını bilmiyordu.

DAY ZERO — DÜNYANIN ÖLDÜĞÜ GÜNLER

Salgın başladığında dünya bir gecede sona ermedi. Önce haberler değişti, ardından sokaklar. Hastaneler doldu, yollar kapandı, şehirlerde elektrik kesildi ve insanların birbirine duyduğu güven, medeniyetin geri kalanından daha hızlı çöktü. Kısa süre içerisinde eski hayatın kurallarının hiçbir anlamı kalmadı. Artık önemli olan yarının ne getireceği değil, yarını görüp göremeyeceğindi.

Kaçış sırasında Gabriel, yakın arkadaşı Toby ile birlikte güvenli bir yer arıyordu. Bir süreliğine terk edilmiş bir ahıra sığınmışlardı; ancak gece bastıran bir haydut grubunun saldırısı her şeyi bir anda değiştirdi. Silah sesleri, bağırışlar ve yaklaşan enfekteler arasında ahırdan kaçmak zorunda kaldılar. Dışarıda ise Kanada’nın acımasız kışı onları bekliyordu.

Şiddetli kar fırtınasının içinde kaçarken Gabriel ve Toby birbirlerinden ayrıldılar. Gabriel saatler boyunca onu aradı; seslendi, izlerini takip etti, aynı bölgeleri defalarca dolaştı. Toby’den geriye bulabildiği tek şey karın üzerinde kana bulanmış atkısıydı. Ceset yoktu. Son söz yoktu. Mezarı bile yoktu.

O gece kar her şeyi susturdu; Toby’den geriye kana bulanmış bir atkı, Gabriel’den geriye ise cevabı olmayan tek bir soru kaldı: Ya hâlâ yaşıyorsa? Ölümüne inanacak kadar kanıt yoktu, umut etmeye yetecek kadar da iz. Belki de bu yüzden o gece hiçbir şey gerçekten sona ermedi; yalnızca Gabriel’in peşinden yıllarca gelecek, her sessizlikte kendini yeniden hatırlatacak bir kayıp başladı.

ZENTRUM — SUSTUĞU GÜNE KADAR

Gabriel, salgının ilk günlerinden itibaren babasıyla bağını hiçbir zaman tamamen kaybetmedi. Dünya parça parça çökerken, şehirler sustukça ve yollar insanlardan çok enfektelere ait hâle geldikçe ikisini birbirine bağlayan şey çoğu zaman yalnızca bir telsizin cızırtılı sesi oldu. Babası Los Santos’taki Zentrum bölgesinde kalırken Gabriel Kanada’da hayatta kalmaya çalışıyor, aralarındaki mesafeye rağmen fırsat buldukça haberleşiyorlardı.

Bazen konuşmaları birkaç dakikadan ibaret oluyor, bazen yalnızca birbirlerinin hâlâ hayatta olduğunu bilmek yetiyordu. Gabriel için babasının sesi, eski dünyadan geriye kalan son sağlam şeylerden biriydi. Son konuşmalarının sonunda babası ilk defa farklı birşey söylemişti:

“Buradakilere güvenmiyorum...“

Sonra bir gün o ses de sustu.

Babası Zentrum’dan çıkan bir ikmal görevi için ayrıldı ve bir daha geri dönmedi. Ne cesedi bulundu ne de ölümünü doğrulayacak bir iz. Tıpkı yıllar önce Kanada’nın karlarında kaybolan Toby gibi, Gabriel’in eline yine yalnızca belirsizlik kaldı. Birinde kana bulanmış bir atkı vardı, diğerinde ise sessizliğe gömülmüş bir telsiz frekansı. İkisinin de mezarı yoktu; ikisinin de gerçekten öldüğünü söyleyebileceği bir an hiç gelmedi.

Belki de kader Gabriel’e yapabileceği en acımasız şeyi yapmıştı; sevdiklerini ondan almış, ama onlardan vazgeçmesine yetecek kadar gerçeği hiçbir zaman vermemişti. Onun laneti kaybetmek değil, kaybettiklerinin bir gün geri dönebileceği ihtimaliyle yaşamaktı. Her kayıp ardında küçücük bir umut bıraktı, her umut da içinde biraz daha karanlık büyüttü. Zamanla o karanlık Gabriel’in sesini, hatıralarını ve sonunda adını bile yavaşça içine çekti. Yıllar geçtikçe Gabriel’in adı silikleşti; geriye herkesin Ghost olarak tanıyacağı geçmişinin küllerinde yürüyen o karanlık gölge kaldı.

YILLAR SÜREN YALNIZLIK

Sonraki yıllarda Gabriel hiçbir yere gerçekten ait olmadı. Yerleşimlerden geçti, insanlarla ticaret yaptı, kırılmış ekipmanları ve silahları onararak yiyecek ya da mühimmat kazandı; fakat hiçbir yerde gereğinden uzun kalmadı. İnsanlara yaklaşmaktan çok onları uzaktan tanımayı tercih ediyordu. Çünkü artık bağ kurmanın ne anlama geldiğini biliyordu:

Bir gün kaybetmekten korkacağın yeni bir şey edinmek.

Zamanla daha az konuşmaya başladı. Bir binaya girdiğinde içeridekilerden önce çıkışları, yeni biriyle tanıştığında söylediklerinden önce ellerini ve gözlerini inceliyordu. Gereksiz çatışmalardan uzak duruyor, yanında taşıdığı baltayı yıllar boyunca defalarca onarıyor ve geceleri en küçük sese uyanacak kadar hafif uyuyordu.

Günler birbirini kovaladıkça hayatta kalmak onun için bir mücadele olmaktan çıktı; nefes almak kadar sıradan, durmak kadar tehlikeli bir alışkanlığa dönüştü.

Fakat nereye giderse gitsin, geride bırakamadığı iki sessizlik vardı: Kanada’nın karlarında kaybolan Toby ve Los Santos’un bir yerinde kaybolan babası.

LOS SANTOS

2034 yılında Gabriel beklemekten vazgeçti. Yıllardır aynı sorularla yaşamak, artık cevapların kendisinden daha ağır gelmeye başlamıştı. Babasının öldüğüne dair hâlâ kesin bir kanıt yoktu ve Gabriel için mezarı olmayan bir adamın hikâyesi henüz bitmiş sayılmazdı.

Böylece Kanada’yı geride bıraktı. Aylar boyunca terk edilmiş yolları, yağmalanmış kasabaları ve artık insanlardan çok enfektelere ait olan bölgeleri aşarak güneye doğru ilerledi. 2035 yılında sonunda Los Santos’a ulaştı.

Şehre bir kahraman olarak gelmedi. Dünyayı kurtarmak gibi bir amacı da yoktu. Los Santos onun için yeni bir başlangıçtan çok, yıllardır kapanmayan bir yaranın başladığı yere yürümekti. Burada babasının izini bulmayı, Zentrum’dan çıkan o son ikmal görevinin geride bıraktığı parçaları bir araya getirmeyi ve yıllardır zihninde çürüyen soruya sonunda bir cevap vermeyi umuyordu:

Babası gerçekten ölmüş müydü, yoksa Los Santos’un bir köşesinde ondan geriye hâlâ bir iz var mıydı?

Gabriel cevabın ne olacağını bilmiyordu. Bildiği tek şey, onu bulmadan geri dönemeyeceğiydi. Çünkü bazı yollar insanı bir yere götürmek için değil, yıllardır kaçtığı gerçekle yüzleştirmek için vardır.

GHOST

Ghost artık bir lakap değildi. Kanada’nın karlarında Toby’den geriye kalan cevapsız bir izin, sustuğu günden beri ses vermeyen telsizin ve yarım kalmış vedaların Gabriel’in içinde bıraktığı karanlığın adıydı. Yıllar boyunca kaybettiklerinin izini sürdü; bazen karın üzerinde, bazen boş frekanslarda. Fakat her iz onu cevaplara değil, kendi içinde biraz daha derine götürdü.

Gabriel hiçbir zaman gerçekten vazgeçmedi. Belki de onu ayakta tutan ve aynı anda tüketen şey buydu. Toby’nin geri dönebileceği ihtimali, babasının hâlâ hayatta olabileceği düşüncesi ve geçmişten kalan o küçük umut… Her biri Gabriel’den biraz daha fazlasını aldı.

Yıllar boyunca peşinden iki sessizlik geldi; biri Kanada’nın karlarından, diğeri telsizin öteki ucundan. İnsanlar onun az konuşmasını, iz bırakmadan kaybolmasını gördüler ve ona Ghost dediler. Fakat hiçbiri bu ismin, Gabriel’in yıllardır taşıdığı bütün kayıpların gölgesinden doğduğunu bilmiyordu.

Belki bir gün babasının yaşadığını öğrenecek, belki yıllar önce karların arasında kaybolan Toby’nin izini yeniden bulacaktı. Fakat Gabriel bütün bu zaman boyunca onların peşinden giderken, her cevapsız gecede kendisinden biraz daha uzaklaştığını fark etmemişti. Kaderin en acımasız tarafı da buydu: Bir gün kaybolanlar geri dönse bile, karşılarında bıraktıkları Gabriel Blake’i bulamayacaklardı. Çünkü onları arayan adam çoktan kaybolmuş, yokluklarının içinde başka bir şeye dönüşmüştü. Geriye yalnızca Ghost kalmıştı...

Whitelist Rol Hikayesi & Şehir Sırları
Kilitli Katman

Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır

Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.

Karakter Fotoğraf Galerisi
8 Fotoğraf