Hailey Brooks, 2013 yılında Los Santos’ta doğdu. Salgın öncesinde oldukça sosyal, hareketli ve insanlarla kolay anlaşan bir çocuktu. Okulda sürekli birilerinin yanında olur, yeni insanlarla tanışmaktan çekinmezdi. Ailesiyle birlikte sıradan bir hayat sürüyordu ve yaşadığı dünyanın birkaç yıl içinde tamamen değişeceğine dair hiçbir fikri yoktu.
2026 yılında salgın Los Santos’a yayıldığında Hailey 13 yaşındaydı. Ailesi ilk günlerde şehirden uzaklaşmaya çalıştı. Hailey’nin hayatındaki ilk büyük kırılma da burada yaşandı. Ailesini tek bir gecede kaybetmek yerine, haftalar boyunca birlikte hayatta kalmaya çalıştılar. Sürekli yer değiştirdiler, tanımadıkları insanlarla aynı alanları paylaşmak zorunda kaldılar ve ellerindeki az miktardaki erzağı idare etmeye çalıştılar.
Bu süreçte Hailey ilk defa insanların hayatta kalmak için ne kadar değişebildiğini gördü. Daha önce yardımsever görünen insanların yiyecek yüzünden birbirine girdiğine, bazı insanların ise hiçbir karşılık beklemeden başkalarına yardım ettiğine şahit oldu. Hailey’nin insanlara bakışını asıl değiştiren şey de buydu. Herkese körü körüne güvenmemeyi öğrendi ama insanlardan tamamen uzaklaşmanın da çözüm olmadığını düşündü.
Bir süre sonra ailesinden geriye Hailey ve annesi kaldı. İkisi farklı hayatta kalanlarla beraber Lago Zancudo tarafındaki Sinek Yuvası’na ulaştı. Başlarda burası onlar için uzun zamandır buldukları ilk gerçek güvenli alan gibi görünüyordu. Kara Sinek’in bölgeyi koruması ve dış tehditlere karşı insanları savunması, yerleşimde yaşayanlara yeniden bir düzen kurulabileceği hissini veriyordu.
Hailey burada büyümeye başladı. İnsanlarla kolay iletişim kurabildiği için kısa sürede çevresini genişletti. Yemek dağıtımlarında yardım ediyor, yeni gelenlerle konuşuyor ve özellikle kendisinden küçük çocukların ortama alışmasına yardımcı oluyordu. Sinek Yuvası’ndaki hayat ona silah kullanmaktan ya da fiziksel olarak güçlenmekten önce insanları anlamayı öğretti.
Ancak yıllar geçtikçe Sinek Yuvası değişmeye başladı. Kara Sinek’in koruyucu tavrı giderek daha baskıcı bir hale geldi. Ticaret yollarının ve kaynakların kontrol edilmesi, ağır vergiler ve insanlara uygulanan cezalar Hailey’nin buraya olan güvenini azalttı.
Hailey’nin hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri de burada oldu. Çocukluğundan beri güvenli bir yerin insanları koruyan güçlü bir lider sayesinde ayakta kalabileceğini düşünüyordu. Sinek Yuvası’nda ise bir yerin dışarıdaki tehlikelerden korunmasının, içeride gerçekten güvende olduğun anlamına gelmediğini öğrendi.
Bu dönem Hailey’yi insanlardan uzaklaştırmak yerine tam tersine insan ilişkilerine daha fazla önem veren biri haline getirdi. Güvenini yönetime değil, yanında yaşadığı insanlara vermeye başladı. Çevresindeki birkaç kişiyle oldukça yakın bir grup oluşturdu. Aralarında yiyecek paylaşmak, birbirlerinin görevlerini takip etmek veya birinin başına bir şey geldiğinde diğerlerinin onu araması zamanla onlar için normal hale geldi.
2031 yılında Sinek Yuvası’nın düzeni tamamen çöktüğünde Hailey artık 18 yaşındaydı. Hayatının büyük bölümünü geçirdiği ikinci evi de kaybetmişti. Fakat bu defa 13 yaşındaki hali gibi ne yapacağını bilmeden kalmadı. Yanında yıllardır tanıdığı insanlar vardı ve onlarla birlikte hareket etti.
H-12 ve Sinek Yuvası’ndan kurtulanların ulaşmaya başladığı Zentrum’un telsiz yayınını duyduklarında onlar da yayını takip etti. Böylece Hailey, diğer hayatta kalanlarla beraber eski Bolingbroke Hapishanesi’nde kurulan Zentrum’a ulaştı.
Zentrum’daki hayat Sinek Yuvası’ndan oldukça farklıydı. Burada görevlerin, güvenliğin ve disiplinin daha belirgin olduğu bir düzen vardı. Hailey ilk kez uzun süredir geleceğini birkaç günden daha ilerisi için düşünebildiği bir yere gelmişti.
Buraya geldiğinde karakteri de diğer birçok hayatta kalandan farklıydı. Yaşadıkları onu sessiz veya tamamen içine kapanık birine çevirmemişti. Hâlâ konuşmayı, insanlarla tanışmayı ve kalabalığın içinde olmayı seviyordu. Zentrum’a yeni gelen insanların yaşadığı yabancılık hissini çok iyi bildiği için özellikle yeni gelenlerle ilgilenmeye başladı.
2032 yılında Zentrum’un kuzeyine meteor düştüğünde ve Kızıl Bölge ortaya çıktığında Hailey yeniden her şeyin kaybedilebileceğini gördü. Alev Asilleri’nin ortaya çıkması, Zentrum’un duvarlarının dışında dünyanın hâlâ ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlattı.
Fakat bu olay Hailey’yi daha soğuk biri yapmak yerine farklı bir şekilde etkiledi. Artık güvenli zamanların ne kadar kısa sürebileceğinin farkındaydı. Bu yüzden çevresindeki insanlarla geçirdiği zamanı daha fazla önemsemeye başladı. İnsanların sürekli korkuyla yaşadığı bir dünyada bazen yapılan normal bir sohbetin, edilen kötü bir şakanın veya birlikte geçirilen birkaç saatin bile değerli olduğunu düşünüyordu.
2035 yılında Hailey Brooks 22 yaşında. Hayatta kalmayı öğrenmiş, gerektiğinde kendisini savunabilen ve tehlikenin farkında olan biri. Fakat onu asıl ayakta tutan şey fiziksel gücü değil, insanlarla kurduğu bağlar.
Hailey kolay iletişim kuran, enerjik ve sıcak kanlı biri olsa da yaşadıkları yüzünden insanları gözlemlemeyi de öğrenmiş durumda. Herkese hemen güvenmiyor fakat birini gerçekten kendi insanı olarak gördüğünde kolay kolay yalnız bırakmıyor.
Onun için bu dünyada hayatta kalmak sadece nefes almaya devam etmek değil. Nerede olursa olsun yanında güvenebileceği birkaç insan bulabilmek ve yaşanan her şeye rağmen kendisinden geriye hala insan diyebileceği bir şey bırakabilmek.

Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.