Han Kyung-Woh
Han Kyung-Woh, Seul'ün kalbinde, sevgi dolu ve birbirine sıkı sıkıya bağlı bir ailenin tek çocuğu olarak dünyaya geldi. Her zaman el üstünde tutulan, değer gören ve fikirlerine saygı duyulan bir ortamda büyüdü. Annesi her daim onun en büyük manevi destekçisi, sıcak bir yuvanın mimarıydı. Babası ise sadece şefkatli bir figür değil, aynı zamanda Han'ın geleceğini inşa etmesinde ona ufuk açan, finansal okuryazarlık ve yatırım konusunda sürekli tavsiyeler veren vizyoner bir adamdı. Han'ın içindeki en büyük ateş ise basketboldu; hedefi netti: Amerika'ya gidip kolej liginde oynamak ve profesyonel bir basketbolcu olmak.
Han bu hayalini ailesine açtığında, beklediği gibi sonsuz bir destek gördü. Ailesinin birikimi ve dualarıyla Han, tek başına Los Angeles'a uçtu. Orada, hayallerinin ilk somut adımı olan kendisine ait o 1+1 daireye yerleşti. Artık her şey onun ellerindeydi. Gündüzleri antrenman yapıyor, akşamları ise takım arkadaşlarıyla vakit geçiriyor, ailesiyle yaptığı uzun telefon görüşmeleriyle memleket hasretini dindiriyordu.
Ancak Amerika'daki kolej liginin ilk yıllarında geçirdiği ağır bir diz sakatlığı, sahada olma hayallerini sonsuza dek bitirdi. Spora olan tutkusundan kopamayan Han, çareyi sahanın arka planına, organizasyon dünyasına geçmekte buldu. Sakatlığına rağmen eski sporcu disiplinini asla bırakmadı. Bu azmi ona henüz 17 yaşındayken devasa spor etkinliklerinde gönüllü olarak çalışma fırsatları sundu ve kısa sürede saha koordinatörlüğü yapmaya başladı.
Kıyametin koptuğu gün, 50.000 kişilik dev bir stadyumda gerçekleşen kritik bir şampiyona maçında görevliydi. Maçın en ateşli anında giriş kapılarından yükselen çığlıklar önce sıradan bir taşkınlık sanıldı. Ancak kan revan içindeki insanlar sahaya dökülmeye başladığında işin rengi değişti. Han, kriz protokolünü uygulamak için VIP localarına, üst düzey yöneticilerin yanına koştu. Ancak her zaman saygı duyduğu o takım elbiseli adamlar, Han'ı ve diğer personelleri ölüme terk ederek helikopterlere ve zırhlı araçlara binip kaçtılar.
O izdihamın ortasında ezilmek üzereyken, kariyerini ve hayata bakış açısını şekillendiren, öz abisi gibi sevdiği baş organizatör şefi onu kalabalıktan çekip çıkardı. İkili, kriz anlarındaki koordinasyon yeteneklerini kullanarak stadyumun altındaki tünellerden şehre kaçmayı başardılar. Aylarca sırt sırta verip hayatta kaldılar. Şefi ona sadece etkinlik yönetmeyi değil, bu yeni dünyada panik yapmadan hayatta kalmayı öğretti ve birlikte güvenli bir sığınak arayışları devam etti.
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.
Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar
Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları