Jamie Price, 27 ekim 2006 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Georgia eyaletine bağlı Atlanta şehrinde, Afro-Amerikalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Jamie'nin doğumu ailesi için oldukça mutlu bir gündü. Annesi ve babası, onun sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesiyle büyük bir sevinç yaşamıştı. Jamie'nin annesi kadın kuaförü, babası ise araba tamircisiydi. Jamie doğduğunda annesi kuaförlüğe 1 senelik bir ara verdi. Ondan sonra Jamie'ye arada anneannesi bakıyor, arada ise annesi onu kuaföre götürüyordu. Bazen de günlük bakıcı tutmak zorunda kalıyorlardı. Jamie 4-5 yaşlarına geldiğinde ise genellikle annesiyle kuaförde olur, annesini izlerdi. Oradaki kadınlar zaten Jamie'yi severlerdi. Orada da bir yaramazlık çıkarmadığı için herhangi bir sıkıntı olmazdı.
Jamie 6 yaşına girdiğinde ise her çocuk gibi ilkokula başladı. Okulda hiçbir sıkıntısı yoktu. Babası sabah işe giderken Jamie'yi okula bırakır, sonra işe giderdi. Annesi ise Jamie'nin okuldan çıkacağı saatte okula gidip onu alır ve birlikte kuaför dükkânına dönerlerdi. Hem zamanının büyük bir kısmı kuaförde geçtiği hem de Jamie küçüklükten beri meraklı olduğu için annesinin yanında az da olsa işi öğreniyordu.
Bu zamanlarda hayatı her çocuk gibi standarttı. Asıl hayatını değiştiren şey, 10 yaşında babasının hayata gözlerini yummasıydı. Bu durum hem annesini hem de küçük Jamie'yi çok derinden etkilemişti. Asıl hayatı bundan sonra zor olacaktı. Jamie'nin bundan sonra daha küçücükken kocaman bir adam olması gerekiyordu. Annesinin ise evi geçindirebilmek için daha çok gayret göstermesi gerekiyordu. Jamie'nin babasının vefatından sonra gergin bir kişilik kazandığı söylenebilirdi. Okulda sakin ve uslu olan çocuk artık yoktu. Okuldaki çocuklarla tartışıyor, arada bir ise okulda kavga ediyordu. Annesi ise kafası dalgın bir şekilde hayata devam etmeye çalışıyor, evi nasıl geçindireceğini düşünüyordu.
Jamie 13 yaşına gelene kadar annesiyle olan hayatı böyle sürdü. Jamie yine sakinleşmiş, babasının ölümünden dolayı artık olgunluk kazanmıştı. Dışarıdan soğuk biri gibi gözükse de tanıdıklarının çok samimi bulduğu, eğlenceli bir çocuk olmuştu. Annesinin ne kadar yorulduğunu gören, zorluklarla dolu bir yaşam yaşayan bu çocuk, hayatını çok güzel bir yere getirmek istiyordu. Bu yaşa geldiğinde artık kendi başına bir şeyler yapabilecek durumdaydı. Okula kendisi gidiyor, okuldaki arkadaşlarıyla iyi anlaşıyor, kızlarla da haşır neşir oluyordu.
Bir gün evde otururken annesi yine eve geç saatte geldi. Bu durum normaldi. Jamie, annesinin öyle yorgun bir şekilde eve geç saatte gelmesine biraz üzülmüştü. Annesi sırf Jamie rahat yaşasın diye kendi hayatını mahvediyordu. Bu durum Jamie'yi hem üzdü hem de biraz olsun hırslandırdı. Annesi eve geldi, duşunu aldı ve uyumak için uzandığında Jamie yanına gitti. Annesine kendisinin de okuldan sonra çalışabileceğini, annesinin işini hafifletebileceğini uzun uzun, çok güzel bir şekilde anlattı. Annesi bu duruma bir şey demedi, yani bir nevi onayladı.
Sabah olduğunda annesi işe, Jamie ise okula gitti. Jamie okuldan çıktığında annesinin yanına gidip dükkâna girdi. Annesi Jamie'ye "Hoş geldin, işindeki ilk gününe." dedi. Jamie bunu duyunca şaşırdı ama sevindi de. Hemen gidip önlüğünü giydi ve Jamie böylelikle hayatındaki ilk işine başlamış oldu. Orada tam 1 sene part-time çırak olarak çalıştı. Sabah okul, akşam iş, hafta sonları ise yine çalışıyordu. Annesiyle çalışarak işi iyice kaptı. Afrika örgüsünü annesinden öğrendi. Ufak tefek tasarlamalar, kesmeler falan da öğrendi. Her şeyi tam yapmasını bilmese de yarım yamalak yapabiliyordu.
Jamie liseye başladığında ise ortamı çok beğenmişti. Bir sürü arkadaşı vardı, kendi arkadaş grubu vardı ve kızlarla da çok iyi anlaşıyordu. Ağzı çok iyi laf yapıyordu. Tabii bazen işten izin alıyor, arkadaşlarıyla gezip takılıyordu. Bir gün bu arkadaş ortamı Jamie'ye JP (Ceypi) demeye başladı. Jamie'nin hoşuna gitti ama belli etmedi. Jamie, 1 sene kuaförde çalıştıktan sonra sıkılıp kendine başka bir iş arıyordu. O sırada kendine part-time olarak garsonluk işi buldu ve o işi yapmaya başladı. Garsonluk yaparken arkadaşları bazen Jamie'nin çalıştığı yere gelip onunla arkadaşça alay ediyorlardı. Bu iş JP'yi sarmıştı, hoşuna gitmişti ve hayatı böyle akıp gitti.
Bu aralar JP dövmelere de ilgi duymaya başlamıştı. 17 yaşındayken ilk dövmesini yaptırdı. Görünüşünü beğendiği için zamanla yeni dövmeler yaptırmaya devam etti. İlk başlarda kollarına yaptırdığı dövmeler zamanla çoğalmaya başladı. Daha sonrasında sırtına ve bacaklarına da dövmeler yaptırdı. Dövmelerinin özel bir anlamı yoktu, sadece hoşuna gittiği için yaptırıyordu. Zamanla vücudunun büyük bir kısmı dövmelerle kaplandı ve bu görünüş JP'nin tarzının bir parçası hâline geldi.
Sonunda JP artık liseyi bitirmiş, 18 yaşına gelmişti. Üniversite okumak istiyordu ama olduğu yerde değil, Los Santos'a gidip orada okumak istiyordu. Bunun için de para lazımdı. Henüz birikmiş bir parası olmadığı ve lise de şu anda bittiği için garsonluk yaptığı yerde full-time çalışmaya başladı. Artık düzenli olarak çalışabiliyor, annesine daha çok destek olup para da biriktirebiliyordu.
Böyle bir buçuk sene geçtikten sonra artık Los Santos'a gidip üniversite okuyabilecekti. Yaşı da geçiyordu zaten, 19 yaşına gelmişti. Annesiyle bir gün oturup uzun uzun konuştular. Ardından vedalaşıp eşyalarını toplayarak Los Santos'a gitti. Aslında annesi onun doğrudan üniversiteye başlayacağını düşünüyordu ama JP bir karar verip gittiği sene üniversiteye başlamamaya, 1 sene daha çalışmaya karar verdi.
Gittiği ilk birkaç gün otelde kaldı. O sıralarda ise hem sitelerden hem de gezerek 1+1 ev aradı. İkinci günün sonunda kiralık bir ev buldu. Hemen sahibiyle uygun bir fiyata anlaşıp evi tuttu. Ev sahibinin gözü JP'yi tutmamıştı ama evi kiraya vermek zorundaydı. Jamie istediğine ulaşmıştı. Şu anda Los Santos'ta yaşıyor, kiraladığı bir evi, az da olsa birikmiş parası vardı ve yeni bir hayata başlamıştı. Tek bir eksiği iş bulmaktı. Onu da çok zaman geçmeden buldu. Bu dönem 2025'in sonbahar aylarıydı. Bulduğu iş de garsonluktu. Eski mesleğinden devam etti.
Bir zaman sonra çalıştığı iş yerinde birkaç şey duydu. Duyduğu şeyler normal şeyler değildi. Duyduğu şey bir virüstü...
Bir gün işe gitmek için binadan indi ve dışarı çıktığı gibi bir adam ona yaklaşıp "Neden buradan geçiyorsun?" tarzında konuşarak tartışma çıkarmaya çalıştı. Jamie bu duruma anlam veremedi. "Ne alaka?" gibi sorular sorarken adam Jamie'ye yaklaştı. Jamie adamın saldıracağını anladı ve tam adam saldıracağı sırada adama yumruk attı. Adam yalpaladığı sırada binaya geri girip evine çıktı ve kapıları kilitledi. Jamie, adam ilk konuşmaya başladığında neyin ne olduğunu anlamıştı. Adama çoktan virüs bulaşmıştı...
JP bu durumda bir süre ne yapabileceğini bilmiyordu. Evine tıkılıp kalmıştı. Bir süre kendi evinde ölümlerle mücadele ederek yaşadıktan sonra Zentrum diye bir yer olduğunu öğrendi. Öğrendikten sonra zar zor hayatta kalarak Zentrum'a gitti ve orada yaşamaya başladı. Burası onun için çok iyi ve kendisini güvende hissettiği bir yerdi...
JP nin hayatı değiştiği gibi kendiside değişti bundan sonra herkesle samimi olmaya çalışan ama çekingen biriydi
artık kendini ve etrafındakileri güldürmeye çalışan bir kişi olmuştu. böyle olmasının sebebi belki yaşadığı olaylar belkide çok düşünmesiydi belki virüsten sonra gördüğü zorluklar belkide aklının bir köşesinde olan ve özlediği annesiydi...
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.