Jun Small :
Sessiz Bir Evde Büyüyen Çocuk :
2014 yılında Paleto Bay’in sakinliği içinde dünyaya gelen Jun Small’ın çocukluğu, dışarıdan bakıldığında sıradan bir çocuğun hayatına benzeyebilirdi. Fakat Jun’un büyüdüğü evde oyuncaklardan çok farklı şeyler vardı. Babası, Wes ve Ash’in babası Kendrick’in kardeşiydi ve yüksek güvenlikli özel bir askerî savunma şirketinde üst düzey savunma sistemleri mühendisi olarak çalışıyordu. Bu yüzden evin bir odası neredeyse küçük bir laboratuvarı andırıyordu. Masaların üzerinde yarım bırakılmış teknik çizimler, duvarlarda savunma planları, bilgisayar ekranlarında güvenlik algoritmaları ve raflarda bilimsel makaleler bulunurdu. Jun daha bunların ne anlama geldiğini bile tam olarak bilmiyorken hepsine merakla bakardı. Bazen babası çalışırken sessizce kapının kenarında durur, ekrandaki çizimleri izlerdi. “Bu ne?” “Savunma sistemi.” “Peki neden burası böyle?” Babası çoğu zaman gülümseyerek cevap verirdi. Jun ise cevabı aldıktan sonra bile sorular sormaya devam ederdi. Onun için hiçbir cevap gerçekten son cevap değildi. Çocukluğu boyunca en sevdiği şeylerden biri, evdeki elektronik parçaları incelemekti. Bir cihaz çalışmadığında neden bozulduğunu merak eder, bazen babasının kızacağını bile bile parçalarını söküp tekrar birleştirmeye çalışırdı.
Ama Jun’u farklı yapan yalnızca merakı değildi.
Kırılmadan Önce Güçlenmek :
Jun, zihninin yanında bedenini de geliştirmeyi öğrendi. Jimnastik onun için yalnızca bir spor değildi. Hareket etmeyi, dengesini korumayı ve bedenini kontrol etmeyi seviyordu. Atletizm ise ona hız ve dayanıklılık kazandırdı. Yıllar geçtikçe Jun’un bedeni, zihni kadar kontrollü hâle geldi. Bir hareketi yapmadan önce nasıl sonuçlanacağını düşünür, düştüğünde neden düştüğünü anlamaya çalışır ve aynı hatayı tekrar etmemek için yöntem geliştirirdi. Henüz çocuktu. Ama çevresindeki dünyayı diğer çocuklardan biraz daha farklı okuyordu. Belki de hayatın ona bu kadar erken yetişkin olmayı öğreteceğinden haberi yoktu.
Jun’un hayatındaki en büyük kırılma o gece yaşandı...
O Gece Ev Artık Güvenli Değildi : 2026 Akşamı Jun Small Günlüğünden...Salgının ilk günleriydi. Paleto Bay’de insanlar hâlâ ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Televizyonlarda birbirini tutmayan haberler yayınlanıyor, sokaklarda siren sesleri yükseliyor ve herkes birilerinden gelecek açıklamayı bekliyordu. Ben o sırada yalnızca on iki yaşındaydım. Ne olduğunu anlayamıyor ve korkuyordum. Kendimi hep farklı görüyordum. Bir farkındalığım var olduğundan emindim vücudumdan emindim. Bilgilenmek istediğimden emindim ancak gücüm yetmemişti durumu anlamaya idrak etmeye çalıştığım süreçte bir anda kapı kırılmıştı. Her şey birkaç dakika içerisinde oluyordu bütün yaşamımın altüst olduğu gün'dü. Ne yapacağımı bilmiyordum karşımda gördüğüm şeyler gerçek olamazdı. Enfekteler eve girmişti onca zaman imkansız dediğim ya da umursamayıp hayata devam edelim diyip sadece kitap okuyor ve spora gidiyordum. önce sesleri duymuştum. Ardından çığlıklar geldi.
Annemin tiz sesi. Babamın hayatımda her zaman örnek alıp onun gibi biri olmak istediğim kahramanımın sesi. Saklanmıştım çığlık seslerini duymama rağmen korkup sığınmayı tercih etmiştim. Küçüktüm yapabileceğim tek şey spor ve araştırmaydı bu durumda napacağımdan emin bile olmadığım halde sadece saklandığım yerde titriyordum. saklandığım yerden çıkamamıştım sadece hafif bir şekilde dolap kapağını aralayıp sessiz bir şekilde izliyordum gördüğüm şey, hayatımın geri kalanında zihnimden silemeyeceği bir görüntüydü. ve öyle de oldu
Annem ve babam enfektelerin saldırısı altındaydı. Ben sadece güçsüz bir şekilde olan biteni izledim Donup kalmıştım. Bir an boyunca hiçbir şey düşünememiştim annem babam gözümün önünde enfekteler tarafından saldırıya uğramıştı ve ben güçsüzdüm elim veya boyum hiçbir işe yaramamıştı enfekteler gözümün önünde diğer evlere saldırıyordu ailemi kaybetmiştim ama onlar için hayata tutunmak zorundaydım. Bir süre aileme bakıyordum. Annemin o güzel yüzüne. Babamın ne kadar yerde cansız bir şekilde yatarsa yatsın her zaman o dik duruşu olduğu gibi annemi kurtarmak için kendisini feda ettiği ve ne olursa olsun asla annemin elini bırakmamış olduğunu gördüm. biz değerliydik babam için çok değerliydik. sessiz bir şekilde ağlıyordum. Ancak ne olursa olsun babam için annem için bu hayata tutunmak zorundaydım. Korkunun üzüntünün sağladığı bir adrenalin can derdi olur ya ardından bir anda gözlerin kararır ve bir şey olmamış gibi ayaklanırsın tam o noktadaydım. Aniden doğrulup Gözlerim odanın çevresinde dolaşmaya başladı. Kapı kapalıydı. Koridor tutulmuştu. Pencereden çıkamazdım. Ama havalandırma boşluğu vardı.
Çocukluğumdan beri defalarca gördüğüm o sistem, o gece benim tek çıkış yolum oldu. Kendimi havalandırma boşluğuna attım. Metal yüzeyler kollarımı çizerken ilerlemeye devam ediyordum canım yanıyordu gözüm doluyordu acıyı umursamadan aklımdan silinmeyecek olan her bir saniye için daha istikrarlı ilerlemiştim. Arkamdan gelen sesleri duymamaya çalıştım. Küçük bedenimin sığabileceği kadar dar olan boşlukta nefes almak bile zorlaşmıştı. Sonunda çatıya ulaşmıştım. Gece havasını yüzümde hissettiğimde birkaç saniye boyunca yalnızca nefes almıştım ailemi aklımdan atamıyor babamın elinin annemin elini sıkı sıkı tuttuğu gözümün önünden silinmiyordu. Arkasında ailesi kalmıştı. Önümde ise ne olduğunu bilmediğim bir dünya vardı. Ne yapacağımı bilmeden sadece koşmuştum.
O gece evden çıkmıştım ancak bir daha hiçbir zaman çocuk olarak geri dönememiştim...
H-12'nin Kalabalığında Tanıdık Yüzler :
Kaçtıktan sonra ne mi olmuştu. Hayatta kalanların kullandığı tahliye yollarını takip ederek günler boyunca ilerlemiştim. Nereye gittiğimi tam olarak bilmiyordum sadece yürüyordum ve Sadece hayatta kalıyordum kimi zaman bilmediğim evlerden yemek çalıyor kimi zaman güvenli olduğunu düşündüğüm yerlerde kestirmiştim. Sonunda H-12 Sığınağı’na ulaşmıştım bunu başarmak için kafa yormam gerekiyordu hayatta kalanların bıraktığı tahliye yolları ve tahliye izlerini anlamak için çok kafa yormuştum ancak adımımı atabilmiştim karşısma tanıdık yüzler çıkmıştı. Wes. Ash. Ve onları koruyan Daemon uzun süre ailelerimiz mesafeli olsa da kuzenlerimle karşılaşabilmiştim ancak hayatımda karşıma çıkan H-12 Sığınağında tanıştığım isimler vardı , Nyx , Aleira , Damian H-12 sığınağında gözüne çarpan bir isim mevcuttu Sergian sadece ona bakbu isimler oldukça bana yol gösteren ardımda duran insanlar olduğundan emindim Bu benim için, uzun zamandır hissetmediğim bir şeydi. Aile. Sığınaktaki kalabalığın içerisinde yeniden tanıdığı insanların yanında olmak ona kısa bir süreliğine de olsa güven verdi. Fakat H-12'nin duvarları dışarıdaki dünyadan daha güvenli olsa bile, insanların taşıdığı yaralar duvarların içinde de yaşamaya devam ediyordu... Her gece Wes ile sürekli dertleşiyor onun yaşadığı acıları anlıyor ve ona kendi acılarımı anlatarak ağlıyordum. O ise Ash'e asla anlatılmaması gereken sırrı benle paylaşıp yükünü paylaşıyordu. Wes kendisine yol gösteren abla sembolü olan bir kadındı. Benim ise artık Wes sayesinde olgunlaşacağımdan emin olup acımı dindirmem gerektiğinin farkındaydım. Geçmişi anlamak gelecekte hayatta kalmam için tek yol olduğundan emindim.
Zentrum :
2035 yılı geldiğinde Jun artık yirmi bir yaşındaydı. Paleto Bay’de ailesinin yanında yaşayan küçük kızdan geriye çok az şey kalmıştı. Yıllar ona hızdan fazlasını, zekâdan fazlasını ve hayatta kalma içgüdüsünden fazlasını öğretmişti. Artık bir yere girdiklerinde önce çıkışları kontrol ediyor, insanların davranışlarını gözlemliyor, çevredeki tehlikeleri fark ediyor ve karar vermeden önce birkaç ihtimali kafasında tartıyordu... Arkadaşları ve Ailesi olarak görup saydığı kuzeni ile birlikte Zentrum’a doğru ilerlerken geçmişi hâlâ peşindeydi. Anne ve babası. H-12. Wes’in sırrı. Ash. Hiçbiri geride kalmamıştı. Ama Jun da artık geçmişinden kaçmıyordu.
Bir Daha Uzakta Kalmamak :
2035 yılı geldiğinde Jun artık yirmi bir yaşındaydı. Dünyanın çöktüğünü on iki yaşında görmüş, ailesini aynı gece kaybetmiş, sığınakların nasıl parçalandığına tanık olmuş ve Wes’in taşıdığı sırrı yıllarca kendi içinde saklamıştı. Bütün bunlara rağmen hâlâ ayaktaydı.
Zentrum’a doğru ilerlerken artık kendine verdiği tek bir söz vardı:
Dünya ne kadar değişirse değişsin, önlerine ne çıkarsa çıksın, Jun artık geride kalan çocuk değildi. Küçük yaşta hayatta kalmayı öğrenmişti. Şimdi ise yanında kalan insanları hayatta tutmayı öğreniyordu...
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.