Aktif / Yaşıyor

Lavinia Darina

Discord Oyuncusu: anitalavinia
Karakter Tema MüziğiHazır
0:00 / 9:11
%3
Karakter Hikayesi & Biyografisi
Herkese Açık Katman

Bir zamanlar eve dönmekten başka bir şey düşünmeyen bir kızın hikâyesi.

I. Dünya Henüz Evden İbaretken

Lavinia Darina, Los Santos'ta doğup büyüdü. İtalyan kökenli ailesinin içinde, birbirine bağlı ama sevgisini göstermeyi her zaman beceremeyen iki insanın arasında yetişti. Çocukluğu, dünyanın bir gün tanınmaz hâle gelebileceğini düşünmesini gerektirecek kadar sıra dışı değildi. Onun için hayat, zaman zaman can sıkıcı, bazen heyecan verici, çoğunlukla da alışkanlıklarla dolu sıradan bir yoldu.
Annesi Bianca, bir hastanede kadın doğum doktoru olarak çalışıyordu. İnsanların en hassas anlarında yanlarında olmayı bilen, sakinliğiyle çevresindekilere güven veren bir kadındı. Lavinia, annesinin yanında kendisini anlaşılmak için çabalamak zorunda hissetmezdi. Bazen bütün gün yaşadıklarını anlatır, bazen de hiçbir şey söylemeden onunla otururdu. Bianca'nın yanında sessiz kalmak bile Lavinia için rahatlatıcıydı.

Babası Lorenzo ise polis memuruydu. Disiplinli, korumacı ve duygularını sözlerle ifade etmekte zorlanan bir adamdı. Kızını severdi fakat sevgisini çoğu zaman kurallarıyla, nasihatleriyle ve onu tehlikelerden uzak tutma çabasıyla gösterirdi. Lavinia, babasının kendisini korumak istediğini bilse de bazen onun tarafından anlaşılmadığını düşünürdü. Lorenzo bir tehlikeyi fark ettiğinde önlem almayı tercih ederken Lavinia çoğu zaman önce ne hissettiğini anlamaya çalışırdı.
Bu farklılık, aralarında zaman zaman küçük tartışmalara neden olurdu. Yine de Lavinia'nın başı sıkıştığında ilk aradığı insanların başında ailesi gelirdi. Çünkü ne kadar anlaşmazlık yaşarlarsa yaşasınlar, onların yanında olmanın ne demek olduğunu biliyordu.

Lavinia sessiz, gözlemci ve kolayca huzursuzlanabilen biriydi. Kalabalıkların ortasında dikkat çekmektense bir köşede oturup çevresini izlemeyi tercih ederdi. Kitap okumayı, tiyatro izlemeyi, fırsat bulduğunda sörf yapmayı ve tek başına yürüyüşe çıkarak yeni yerler keşfetmeyi severdi. Bazen bir kitabın sayfalarında kaybolur, bazen de hiçbir yere yetişmek zorunda olmadığı yürüyüşlerde zihnini dinlendirmeye çalışırdı.
Bir hikâyenin bütün ayrıntılarını hatırlamayabilirdi ama onda bıraktığı duyguyu kolay kolay unutmazdı. İnsanlar konuşurken söylediklerinden çok, seslerindeki değişimi ve yüzlerindeki ifadeleri fark ettiği olurdu. Bu, onu her zaman doğru çıkaran bir özellik değildi; ancak çevresindeki insanların ruh hâllerini anlamaya çalışmasının bir parçasıydı.
Salgın başlamadan önce Los Santos'taki bir kütüphanede çalışıyordu. Hayatı kusursuz değildi. Geleceğiyle ilgili kesin kararlar vermemiş, ne yapmak istediğini bütünüyle belirleyememişti. Fakat önünde zaman olduğunu düşünüyordu. Yanlış kararlar verebilir, yeni şeyler deneyebilir, fikrini değiştirebilir ve bir gün her şeyin daha iyi olmasını sağlayabilirdi.
O zamanlar gelecek, Lavinia'nın önünde uzanan uzun bir yol gibiydi.
Henüz bilmediği şey, bir insanın hayatını değiştirmek için bazen yılların değil, birkaç saniyenin yeterli olduğuydu.

II. Her Şeyin Değiştiği Gün — 2026

2025 ve 2026 yıllarında hastalık vakalarıyla ilgili haberler, açıklamalar ve söylentiler giderek daha fazla konuşulmaya başladığında Lavinia olan biteni uzaktan izleyen insanlardan biriydi. Haberlerdeki bilgiler birbirini tamamlamıyor, insanların anlattıkları zaman zaman duyduklarıyla çelişiyordu. Başlangıçta yaşananların ne kadar büyük bir felakete dönüşeceğini anlamak kolay değildi.
Lavinia da çevresindeki pek çok insan gibi gündelik hayatına devam etmeye çalışıyordu. İşe gidiyor, ailesiyle vakit geçiriyor, bazen geleceği hakkında düşünüyor ve bir sonraki günün planlarını yapıyordu. Dünya değişiyordu ama onun hayatı henüz bütünüyle değişmemişti.
Ta ki o güne kadar.
Lorenzo, işinin ardından Lavinia'yı kütüphaneden aldı. Planları, hastanede vardiyası bitmek üzere olan Bianca'yı da yanlarına alıp eve dönmekti. Her şey sıradan bir günün devamı gibi görünüyordu. Lavinia için annesini görmek, eve gitmek ve günün yorgunluğunu geride bırakmak dışında özel bir beklenti yoktu.
Fakat hastaneye vardıklarında karşılaştıkları manzara, alışık oldukları günlük telaştan çok farklıydı.
İnsanlar korku içinde hareket ediyor, ortamda giderek büyüyen bir kargaşa yaşanıyordu. Sesler birbirine karışıyor, herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor ama ortada herkesin güvenebileceği bir düzen bulunmuyordu. Lavinia, gördüklerinin ne anlama geldiğini tam olarak anlayamadan annesini aramaya başladı.
Sonra Bianca'yı gördü.
Annesine ulaşmaya çalıştığı sırada, bir kişinin Bianca'yı ısırdığına tanık oldu.
Lavinia'nın zihninde o anın nasıl geçtiğini yıllar sonra bile tam olarak anlatması mümkün olmayacaktı. Önce gördüğüne inanamadı. Ardından annesinin yanına gitmesi gerektiğini düşündü. Belki yanlış görmüştü. Belki annesi yardıma ihtiyaç duyuyordu. Belki ona ulaşırsa bir şey yapabilirdi.
Bir adım attı.
Sonra bir adım daha.
Fakat Bianca'ya ulaşamadan Lorenzo onu tuttu.
Lavinia babasının elinden kurtulmaya çalıştı. Annesine gitmesi gerektiğini söylüyor, neden kendisini tuttuğunu anlamıyordu. Lorenzo ise kızını oradan uzaklaştırmaya çalışıyordu. O da yaşananların bütün cevaplarına sahip değildi. Fakat orada kalmanın ikisini de tehlikeye atabileceğini anlamıştı.
Lavinia için o anda önemli olan tek şey annesiydi.
Lorenzo içinse kızını hayatta tutmak.
İkisi de sevdikleri birini kaybetmek istemiyordu ama o birkaç saniye içinde birbirlerinden tamamen farklı iki şey yapmaya çalışıyorlardı.
Lorenzo, Lavinia'yı oradan uzaklaştırdı.
Lavinia ise annesini geride bıraktığını düşündü.

Arabaya bindiklerinde ağlıyor, bağırıyor ve babasına neden annesine ulaşmasına izin vermediğini soruyordu. Lorenzo onu sakinleştirmeye çalışsa da söyleyebileceği hiçbir söz, kızının gördüklerini değiştirmiyordu. Lavinia'nın gözleri hâlâ hastanede kalmıştı. Aklı, annesine ulaşabilseydi neler yapabileceğini düşünmekten kendisini alamıyordu.
Oysa o sırada ne yapabileceğini gerçekten bilmiyordu.
Bunu kabul etmek, yıllar sonra bile kolay olmayacaktı.
Çevrelerindeki kargaşa büyüdükçe eve dönmenin bile eskisi kadar kolay olmadığını anladılar. İnsanlar korkuyla hareket ediyor, alıştıkları yollar güvenli olmaktan çıkıyor ve gündelik hayatın düzeni gözlerinin önünde dağılıyordu.
Lavinia annesinin başına ne geldiğini bilmiyordu.
Bianca'nın öldüğünü görmemişti. Onun hayatta kaldığını da bilmiyordu. Son gördüğü şey, annesinin bir kişi tarafından ısırılmasıydı. Sonrasında ne yaşandığına ilişkin elinde kesin bir bilgi yoktu.
Ancak insan bazen bilmediği şeyleri de zihninde tekrar tekrar yaşar.
Lavinia için annesinin akıbeti, cevabını alamadığı bir soruya dönüştü. Bazı anlarda onu kaybettiğine inanıyor, bazı anlarda ise bir yerlerde hâlâ hayatta olabileceğini düşünüyordu. Umut etmek acı veriyordu ama umudunu tamamen bırakmak da elinden gelmiyordu.
O gün yalnızca annesinden uzaklaşmamıştı. Kendisine güvenli gelen dünyanın da elinden kayıp gittiğini hissetmişti.
Lorenzo, kızını korumak için onu hastaneden uzaklaştırmıştı. Fakat Lavinia bunu o anda anlayabilecek durumda değildi.
Babasının kendisini sevdiğini biliyordu. Onun da korktuğunu, yaşananları anlamaya çalıştığını belki zaman zaman fark ediyordu. Yine de içinde, annesini kurtarmak için hiçbir şey yapamamış olmanın ağırlığı vardı. Bu ağırlık zaman zaman babasına duyduğu kırgınlığa dönüşüyordu.
Lavinia, annesini orada bırakmak istememişti.
Lorenzo ise kızını da orada bırakmamak için onu götürmüştü.
İkisi de o gün verdikleri kararın sonuçlarıyla yaşamaya devam edecekti. Aralarındaki sessizlik, söylenen sözlerden daha ağır hâle geldiği zamanlar olacaktı. Lavinia'nın babasına kızgınlığı, aslında onun da annesini kaybetmiş olabileceği gerçeğini değiştirmiyordu. Ancak o yaşta, yaşadığı acıyı anlamlandırmak için elinde bundan başka bir şey yoktu.
Sonrasında ne olduğunu, Lorenzo'nun akıbetinin neye dönüştüğünü veya yollarının nasıl ayrıldığını yalnızca gerçekten yaşadıkları ve hatırladıkları ölçüde anlatmak mümkündü. Lavinia'nın ailesinden geriye kalanlar, zamanla cevaplarını aradığı sorulara dönüşecekti.

III. Birbirini Kaybetmemeye Çalışan İki Kuzen

Salgının ardından Lavinia ve Lorenzo, Bellandi ailesine ulaşmaya çalıştı. Lavinia'nın kuzeni Loris, ailesiyle birlikte hayatta kalmaya çalışan insanlardan biriydi.
Lavinia ile Loris'in bağı, yalnızca aynı aileden gelmelerinden ibaret değildi. Birbirlerini çocukluklarından beri tanıyor, diğer insanların kolayca anlayamayacağı kadar eski anıları paylaşıyorlardı. Dünyanın bir anda değiştiği o günlerde tanıdık bir yüz görmek bile insana geçmişte hâlâ bir şeylerin var olduğunu hatırlatabiliyordu.

Ancak salgın, insanları yalnızca hastalıkla değil, birbirlerinden koparak yaşamak zorunda kalmalarıyla da sınadı.
Sokaklar giderek tehlikeli hâle geldi. İnsanlar kalabalıklar içinde birbirlerini kaybediyor, güvenli olduğunu düşündükleri yerlerden ayrılmak zorunda kalıyor ve bazen sevdikleriyle yeniden buluşabilmek için geride hiçbir iz bırakmadan yollarına devam ediyordu.
Loris de ailesinden ayrı düştü.
Kaosun ortasında Lavinia ile Loris bir süreliğine kalabalıktan uzaklaşarak park edilmiş bir minibüsün arkasına saklandı. Çevredeki kargaşa yüzünden ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Loris'in son gördükleri, ailesinin hâlâ kalabalığın yakınında olduğuna dair hatırlayabildiği görüntülerdi. Babası Nando, kız kardeşi Giada ve annesi Mirella'dan ayrı düşmek, Loris için dünyanın bir anda daha da yabancılaşması demekti.
Lavinia, kuzenini oradan uzaklaştırdı.
Belki kalabalığa geri dönmek istiyordu. Belki ailesinin peşinden gitmek için bir fırsat arıyordu. Ancak ikisi de orada kalmanın ne kadar tehlikeli olabileceğini biliyordu.
O gün birbirlerini kaybetmediler.
Fakat ailelerinden geriye kalan bağların bir gün yeniden kurulabileceğine dair umutları, belirsizliğin içinde kaldı.
Daha sonra evlerine dönmeye çalıştıklarında onları bekleyen şey, aradıkları cevaplar olmadı. Aile üyeleri ortada yoktu. Bir süre geri dönme ihtimalini korumaya çalışsalar da koşullar giderek ağırlaşıyordu. Geriye bir not bırakmak, beklemek ve bir gün yeniden buluşabileceklerini ummak dışında yapabilecekleri çok az şey vardı.
Lavinia için bu kayıp, annesinin akıbetine ilişkin belirsizliğin yanına yeni bir korku ekledi: İnsanlar bazen bir daha göremeyeceğin kadar uzağa gidebilirdi.
Birbirlerine ne kadar bağlı olurlarsa olsunlar, her zaman herkesi kurtaramazlardı.
Lavinia ve Loris, dışarıda hayatta kalmak zorundaydı.
Ve artık yanlarında, kendilerine ait olduğunu bildikleri bir ev yoktu.

IV. Yolların Öğrettikleri — 2026–2031

İlk zamanlarda Lavinia, hayatta kalmanın ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyordu.
Bir binanın kapısını kapatmanın geceyi güvenli geçirmeye yeteceğini düşünüyordu. Buldukları yiyecekleri yanlarına almanın birkaç gün idare etmelerini sağlayacağını sanıyordu. Bazen de bir insanın yardım teklif etmesinin, gerçekten yardım etmek istediği anlamına geldiğine inanmak istiyordu.
Zamanla bunların hiçbirinin her zaman doğru olmadığını öğrendi.
Dışarıda yaşam, yalnızca tehlikelerden kaçmakla ilgili değildi. Aynı zamanda ne zaman duracağını, ne zaman devam edeceğini ve hangi riskin göze alınabileceğini anlamaya çalışmaktı.
Lavinia ile Loris, kalabilecekleri bir yer bulduklarında hemen rahatlayamıyordu. Önce çevreyi gözlemliyor, giriş çıkışları kontrol ediyor ve gece boyunca ne yapabileceklerini düşünmeye çalışıyorlardı. Bazen terk edilmiş bir binanın küçük bir bölümüne sığınıyor, bazen de daha önce başkalarının kullandığını düşündükleri geçici barınaklara yerleşiyorlardı.
Geceleri mümkün olduğunca sessiz kalıyorlardı.
Birinin uyuması gerekiyorsa diğeri uyanık kalmaya çalışıyordu. Ancak nöbet tutmak, her zaman gözlerini açık tutabilmek anlamına gelmiyordu. Yorgunluk birikiyor, uykusuzluk düşünmelerini zorlaştırıyor ve bazen en basit kararlar bile olduğundan daha karmaşık görünüyordu.
Lavinia, karanlıkta duyduğu her sese alışamadı.
Bazen uzaktan gelen bir gürültüyle irkiliyor, nefesinin hızlandığını hissediyor ve bulunduğu yerden uzaklaşması gerektiğini düşünüyordu. Bazen de tehlikenin gerçekten yakın olup olmadığını anlamaya çalışırken olduğu yerde kalıyordu.
Korkusunu gizlemeyi öğrenemediği zamanlar vardı.
Özellikle beklenmedik bir olayla karşılaştığında düşünceleri birbirine karışabiliyordu. Ne yapması gerektiğini bildiğini düşündüğü bir anda bile bedeni sanki kendisine ait değilmiş gibi tepki verebiliyordu. Kalbi hızlanıyor, nefes almakta zorlanıyor ve çevresindeki sesler olduğundan daha yoğun geliyordu.
Böyle anlarda Loris'in yanında olması, Lavinia'nın yeniden toparlanmasına yardımcı olabiliyordu. Ancak bu, korkunun her zaman kısa sürede geçeceği anlamına gelmiyordu.
Lavinia bazı geceler yaşananları zihninde tekrar tekrar düşünerek uyumaya çalışıyordu. Hastanedeki görüntü, annesine ulaşamadan babası tarafından uzaklaştırılması ve sonrasında neler yaşanmış olabileceğine dair cevapsız sorular, zihninin bir köşesinde kalıyordu.
Bazen de kendi kendisine kızıyordu.
Neden daha hızlı hareket etmemişti? Neden annesine ulaşamamıştı? Bir gün yeniden benzer bir durumla karşılaşırsa ne yapacaktı?
Bu soruların hiçbirinin kolay bir cevabı yoktu.

Gündüzleri yiyecek ve su arıyor, çevreyi araştırıyor ve ilerleyebilecekleri daha güvenli yollar bulmaya çalışıyorlardı.
Buldukları her şey işe yaramıyordu. Bazen yanlarına aldıkları eşyalar gereğinden fazla ağır geliyor, yolculuklarını zorlaştırıyordu. Bazen de uzun süre taşıdıkları bir şeyi geride bırakmak zorunda kalıyorlardı.
Lavinia, eskiden sıradan bulduğu nesnelerin artık ne kadar farklı anlamlar taşıdığını bu dönemde öğrendi.
Bir şişe su, günün geri kalanını nasıl geçireceklerini belirleyebilirdi. Bir kutu yiyecek, birkaç saat daha ilerleyebilmeleri anlamına gelebilirdi. Üzerlerine alabilecekleri kuru giysiler veya yağmurdan korunabilecekleri bir yer, geceyi atlatıp atlatamayacaklarını etkileyebilirdi.
Loris'in markette çalışmış olması, stokların düzenlenmesi ve eşyaların taşınması gibi konularda işlerine yarayan bazı beceriler edinmesini sağlamıştı. Ancak bu, ikisinin de tecrübeli hayatta kalanlar olduğu anlamına gelmiyordu.
Silah kullanmayı bilen, her tehlikeyi önceden fark eden veya karşılarına çıkan her sorunu çözebilen insanlar değillerdi.
Birçok şeyi deneyerek öğreniyorlardı.
Bazen bir yerde fazla uzun süre kalıyor, bazen de gereğinden erken ayrılıyorlardı. Bazen yiyecek bulmak için çıktıkları yolculuk beklediklerinden daha uzun sürüyordu. Kimi zaman elleri boş dönüyor, kimi zaman da bulduklarını taşıyabileceklerinden fazlasını almaya çalışıyorlardı.
Her yanlış kararın bedeli olabileceğini zamanla anladılar.
Fakat öğrenmek için her zaman ikinci bir şansları olacağının garantisi de yoktu.

Lavinia ile Loris her konuda anlaşamıyordu.
Yorgunluk, açlık ve korku, en küçük anlaşmazlıkları bile büyütebiliyordu. Birinin devam etmek istediği yerde diğeri durmak isteyebiliyor, biri bir insanın yardımına güvenmek isterken diğeri bundan şüphelenebiliyordu.
Bazen birbirlerine kızıyorlardı.
Bazen konuşmadan yollarına devam ediyor, bazen de söylenen bir sözün ardından saatlerce sessiz kalıyorlardı.
Fakat dışarıda geçirilen zaman, aralarındaki bağın ne kadar önemli olduğunu da gösteriyordu.
Bir keresinde Loris yiyecek bulmak için tek başına dışarı çıktığında, Lavinia'nın beklediğinden daha uzun süre geri dönmedi. Başlangıçta yalnızca geciktiğini düşündü. Ardından geçen her dakika, zihninde yeni ihtimaller doğurmaya başladı.
Ya bir şey olmuşsa?
Ya geri dönemeyecekse?
Ya onu da kaybetmişse?
Lavinia, korkusunu bastırmaya çalışırken çevresini dinledi ve beklemeye devam etti. Loris geri döndüğünde rahatlaması, yaşadığı öfkeyi hemen ortadan kaldırmadı. Ona haber vermeden bu kadar uzun süre ortadan kaybolmasının ne kadar korkutucu olduğunu anlatmaya çalıştı.
Bu olaydan sonra birbirlerine haber vermeden ayrılmamaya daha fazla dikkat ettiler.
Birbirlerini her zaman koruyamayacaklarını biliyorlardı. Yine de birbirlerini belirsizliğin içinde bırakmamaya çalışıyorlardı.
Lavinia için Loris, yalnızca ailesinden hayatta kalan bir kuzen değildi. Aynı zamanda geçmişinden geriye kalan, kendisini anlayabilecek ve yaşadıklarını hatırlayan biriydi.
Loris için de Lavinia, birlikte devam etmek zorunda kaldığı bir yol arkadaşıydı.
Birbirlerinin bütün sorunlarını çözemiyorlardı. Fakat dışarıdaki dünyanın ortasında, en azından birbirlerini tamamen yalnız bırakmamaya çalışıyorlardı.

Yolculukları boyunca farklı insanlarla karşılaştılar.
Bazıları yiyeceklerini paylaşmaya, kalabilecekleri bir yer göstermeye veya kısa süreliğine birlikte hareket etmeye istekliydi. Bazılarıysa kendi ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarının zayıflıklarından yararlanıyordu.
Lavinia, insanların tamamının kötü olduğuna inanmak istemiyordu. Başka birinin korktuğunu veya zor durumda kaldığını gördüğünde ona yardım etmek istediği oluyordu. Ancak iyi niyetli olmakla birine güvenmek arasında fark bulunduğunu da yavaş yavaş anlamaya başladı.
Yardım teklif eden herkesi hemen kabul edemiyordu.
Bazen bir insanın söyledikleriyle davranışları birbirini tutmuyordu. Bazen de tehlikeli olduğunu düşündüğü biri, beklediğinden daha anlayışlı çıkıyordu. Her karşılaşmada doğru değerlendirmeyi yapamıyordu.
Bu nedenle insanları gözlemlemeye başladı.
Kimin nasıl konuştuğuna, zor bir durum karşısında nasıl davrandığına ve başkalarına nasıl davrandığına dikkat ediyordu. Yine de bir insanı kısa sürede bütünüyle tanımanın mümkün olmadığını biliyordu.
Zaman zaman kendilerini korumak için başka insanlarla birlikte hareket ettiler. Barınabilecekleri bir yer karşılığında eşya taşıdıkları, temizlik yaptıkları veya nöbet tutmaya yardımcı oldukları oldu. Bu tür birliktelikler onlara geçici bir düzen sağlayabiliyordu.
Ancak hiçbir yerin sonsuza kadar güvenli kalacağından emin olamıyorlardı.
Birlikte kaldıkları insanlar ayrılabiliyor, koşullar değişebiliyor veya kalabilecekleri yer artık güvenli olmaktan çıkabiliyordu.
Lavinia için her yeni ayrılık, geçmişte yaşadığı kayıpları hatırlatıyordu.
Birilerine alışmak istiyordu ama alışmanın ardından onları kaybetme ihtimali de vardı. Bazen bu nedenle insanlara yaklaşmakta zorlanıyor, bazen de kendisini anlayışlı davranan birine beklediğinden daha çabuk yakın hissediyordu.
Bu çelişkiyi hiçbir zaman bütünüyle çözemedi.
Çünkü insanlara ihtiyaç duyuyordu.
Ama insanları kaybetmekten de korkuyordu.

V. Çöken Barınaklar ve Dışarıda Kalanlar — 2031

Yıllar geçtikçe hayatta kalanlar arasında barınaklar hakkında anlatılanlar da değişmeye başladı.
Sığınak H-12, Sinek Yuvası ve Zentrum, insanların tutunmaya çalıştığı farklı merkezler hâline gelmişti. Lavinia ile Loris bu barınakların hiçbirinde yaşamamıştı. Onların hayatı, dışarıda geçici olarak sığındıkları yerler ve sürekli değişen yollar arasında sürüyordu.
Bu nedenle barınakların içindeki günlük yaşamı veya orada yaşanan bütün olayları kendi deneyimleriymiş gibi anlatamazlardı. Bildikleri, karşılaştıkları insanlardan duydukları ve zaman içinde yayılan haberlerle sınırlıydı.
2031 yılına gelindiğinde Sığınak H-12'nin ve Sinek Yuvası'nın çöktüğüne ilişkin haberler yayıldı.
Lavinia için bu haberler, daha önce sığınaklara yerleşmemiş olmalarına rağmen önemliydi. Çünkü bir zamanlar insanların güvenli kabul ettiği yerlerin bile ayakta kalamayabileceğini gösteriyordu. Barınaklarda yaşamış insanlar dışarıya çıkmak zorunda kalıyor, yeni yerler arıyor ve diğer hayatta kalanlarla aynı belirsizliklerin içine düşüyordu.
Dışarıdaki yaşam, zaten zor olan koşullara bir yenisini ekliyordu.
Lavinia ve Loris, duydukları haberlerin ardından bir yere yerleşmenin tek başına bütün sorunları çözmeyeceğini daha iyi anladılar. Güvenli olduğu söylenen bir yerin gerçekten güvenli olup olmadığını bilemiyorlardı. Bir topluluğun ne kadar süre ayakta kalabileceğini veya hangi koşullarda dağılacağını önceden kestiremiyorlardı.
Yine de insanın bir yere ait olma ihtiyacı ortadan kalkmıyordu.
Lavinia bazen, salgından önceki hayatında ne kadar az şeyin farkında olduğunu düşünüyordu. Eskiden eve döneceğini bilmek, ailesini göreceğini düşünmek veya ertesi gün işe gidecek olmak sıradan şeylerdi.
Artık sıradan olan hiçbir şeyin garantisi yoktu.
O ve Loris, dışarıda kalmaya devam ettiler.
Bir sonraki geceyi nerede geçireceklerini, yiyeceklerini nereden bulacaklarını ve hangi yoldan ilerlemelerinin daha güvenli olacağını düşünmek zorundaydılar.
Zentrum'un varlığına dair anlatılar ise henüz ulaşamadıkları bir ihtimal olarak zihinlerinde kalıyordu.

VI. Kızıl Düşüş'ün Ardından — 2032

2032 yılında kuzeyde yaşanan göktaşı çarpması, hayatta kalanların arasında yeni bir belirsizlik yarattı.
Zamanla Kızıl Düşüş olarak anılmaya başlayan bu olayın gerçekleştiği yerde Lavinia ve Loris bulunmuyordu. Çarpmanın nasıl gerçekleştiğine, olay yerinde tam olarak neler yaşandığına veya sonrasında hangi gelişmelerin meydana geldiğine kendi gözleriyle tanık olmamışlardı.
Buna rağmen haberler ve söylentiler insanlara ulaşmaya devam ediyordu.
Kızıl Bölge'den söz edenler vardı. Bölgeye gönderilen birliğin geri dönmediğini anlatanlar vardı. Bazı insanlar, yangından etkilenmediği söylenen Asiller hakkında konuşuyordu.
Lavinia bunları duyduğunda bütün anlatılanları kesin gerçekler olarak kabul etmedi.
Yıllardır dışarıda yaşayan biri olarak, insanların korktuklarında gördüklerini farklı anlatabildiğini veya bilmedikleri şeyleri kendi düşünceleriyle tamamlayabildiğini biliyordu. Aynı olay hakkında birbirinden farklı hikâyeler duymak onun için alışılmadık değildi.
Bu nedenle Kızıl Düşüş hakkında duydukları, onun zihninde cevabını bilmediği sorular olarak kaldı.
Asiller hakkında anlatılanları da kendi deneyimiymiş gibi aktaramazdı. Birilerinin onları belirli bir şekilde tarif etmesi, Lavinia'nın aynı şeylere tanık olduğu anlamına gelmiyordu.
Lavinia'nın öncelikleri değişmemişti.
O ve Loris hâlâ hayatta kalmaya çalışıyordu. Geceyi geçirebilecekleri bir yer bulmak, yiyecek ve su ihtiyaçlarını karşılamak ve karşılarına çıkan tehlikelerden uzak durmak zorundaydılar.
Kuzeydeki gelişmeler, dünyanın ne kadar değişmeye devam ettiğini hatırlatıyordu.
Ama onların kendi hayatlarında çözmeleri gereken sorunlar zaten yeterince büyüktü.

VII. Bir Yer Bulma Umudu — 2033–2034

Zaman ilerledikçe Lavinia ve Loris'in hayatı, geçici barınaklar ve sürekli değişen yollar arasında devam etti.
Bazen buldukları bir yerde birkaç gece kalabiliyorlardı. Bazen ise koşullar yüzünden beklediklerinden daha erken ayrılmak zorunda kalıyorlardı. Her yeni yer, yeniden değerlendirmeleri gereken bir çevre ve alışmaları gereken koşullar anlamına geliyordu.
Lavinia artık bazı şeyleri eskisinden daha dikkatli yapıyordu.
Bir yere girdiklerinde çevreyi gözlemliyor, nereden çıkabileceklerini düşünüyordu. Buldukları yiyecekleri hemen tüketmek yerine ellerindekileri ne kadar süre idare ettirebileceklerini hesaplamaya çalışıyordu. Bir insanın söylediklerini değerlendirirken yalnızca sözlerine değil, davranışlarına da dikkat ediyordu.
Ancak yıllar içinde edindiği bu alışkanlıklar, onun tehlikeler karşısında her zaman sakin kalabildiği anlamına gelmiyordu.
Beklenmedik bir olay, bütün düşüncelerini dağıtabilirdi.
Bazen bir ses duyması yeterli oluyordu. Bazen de karşısındaki bir insanın aniden hareket etmesi, geçmişte yaşadığı korkuları yeniden hatırlamasına neden oluyordu. Böyle anlarda çevresini değerlendirmekte zorlanabiliyor, düşüncelerinin birbirine karıştığını hissedebiliyordu.
Lavinia'nın korkuları ortadan kalkmamıştı.
Yalnızca korktuğu hâlde yaşamaya devam etmek zorunda olduğunu öğrenmişti.

Bu yıllarda Lavinia ve Loris, karşılaştıkları insanlardan Zentrum hakkında çeşitli şeyler duymaya başladılar.
Anlatılanlara göre burası, hayatta kalanların sığınabildiği ve belirli bir düzen içinde yaşamaya çalıştığı bir yerdi. Fakat herkes aynı şeyleri söylemiyordu. Bazıları Zentrum'dan umutla söz ediyor, bazılarıysa duyduklarının doğruluğundan emin olmadığını belirtiyordu.
Lavinia'nın elinde doğrulanmış bir harita veya kendisini doğrudan Zentrum'a götürecek kesin bir yol tarifi yoktu.
Onların elinde, karşılaştıkları insanların anlattıkları vardı.
Birinin söylediği bir yer adı, başka birinin anlattığı bir yol veya daha önce Zentrum'u gördüğünü iddia eden bir insanın tarif ettiği güzergâh, değerlendirmeleri gereken ipuçlarına dönüşüyordu. Her duydukları bilgi işe yaramıyor, bazen farklı anlatımlar birbiriyle çelişiyordu.
Lavinia, yalnızca bir insanın güvenle konuşmasının onun doğruyu söylediği anlamına gelmediğini öğrenmişti.
Bu nedenle Zentrum hakkında duydukları her şeyi hemen gerçek kabul etmiyordu. Loris'le birlikte anlatılanları değerlendirmeye, hangi bilgilerin birbirini desteklediğini anlamaya ve kendilerini gereksiz bir tehlikeye atmamaya çalışıyorlardı.
Yine de zamanla Zentrum'un var olabileceğine dair umutları güçlendi.
Çünkü başka bir yerde yeniden başlamak istiyorlardı.
Yıllardır her sabah uyandıklarında günün kendilerine ne getireceğini bilmiyorlardı. Bir sonraki geceyi nerede geçireceklerini, yiyecek bulup bulamayacaklarını veya karşılarına çıkacak insanların nasıl davranacağını önceden kestiremiyorlardı.
Böyle yaşamak, insanın yalnızca bedenini değil, zihnini de yoruyordu.
Lavinia artık sürekli hareket etmek istemiyordu.
Bir yerde kalabilmek, uyandığında hemen gitmesi gerekip gerekmediğini düşünmemek ve yanında bulunan insanın geceyi güvenle geçirip geçirmediğini bilmek istiyordu.
Bunlar, salgından önce sahip olduğu hayatın tamamını geri getirmeyecekti.
Ama belki ilk kez, geleceği yalnızca birkaç saatlik bir zaman dilimi üzerinden düşünmek zorunda kalmayacaktı.
Lavinia ve Loris'in ilişkisi, bu yıllarda hem güçlendi hem de zaman zaman zorlandı.
Birbirlerini uzun zamandır tanıyor olmaları, her konuda anlaşmalarını sağlamıyordu. Bazen biri diğerinin kararını yanlış buluyor, bazen de korku yüzünden söylenen sözler gereğinden fazla sertleşiyordu.
Lavinia, Loris'in başına bir şey gelmesinden korkuyordu.
Onun ortadan kaybolması, yaralanması veya geri dönememesi ihtimali, Lavinia'nın zihninde kolayca büyüyebiliyordu. Bu korku bazen onu korumacı davranmaya itiyor, bazen de henüz gerçekleşmemiş bir tehlike karşısında paniklemesine neden oluyordu.
Loris'in yanında kendisini daha güvende hissedebiliyordu. Fakat bu güven, onun her zaman mantıklı kararlar vereceği veya bütün korkularını kontrol edebileceği anlamına gelmiyordu.
Aynı şekilde Lavinia da Loris'in bütün sorumluluğunu üstlenemezdi.
İkisi de hata yapabiliyor, yorulabiliyor ve bazen ne yapacaklarını bilemiyordu.
Yine de birlikte devam etmeyi seçiyorlardı.
Çünkü birbirlerini korumaya çalışırken, birlikte yaşadıkları geçmişi de koruyorlardı. Ailelerinden geriye kalan hatıralar, çocukluklarından bildikleri şeyler ve salgından önceki hayatlarına dair paylaştıkları anılar, dışarıdaki dünyanın ortasında kaybolmamış bir bağın parçalarıydı.
Lavinia için bu bağ çok önemliydi.
Ama birini sevmenin, onu kaybetme ihtimalinden korkmak anlamına geldiğini de biliyordu.
Belki de bu yüzden Zentrum'a ulaşmak, onun için yalnızca güvenli bir yer bulmak değildi.
Bir gün, sevdiği birinin başına ne gelebileceğini düşünmeden birkaç saat geçirebilme ihtimaliydi.

VIII. Zentrum'a Giden Son Yol — 2035

2035 yılına gelindiğinde Lavinia ve Loris, yıllardır dışarıda hayatta kalmaya çalışmanın ne demek olduğunu biliyordu.
Yollar, geçici barınaklar, yiyecek arayışları ve geceleri duydukları sesler hayatlarının sıradan parçaları hâline gelmişti. Ancak bir şeye alışmak, ondan yorulmadıkları anlamına gelmiyordu.
Lavinia hâlâ yoruluyordu.
Hâlâ korkuyordu.
Hâlâ bazen yalnızca birkaç dakika içinde zihninin kontrolünü kaybediyormuş gibi hissediyordu.
Yıllar içinde çevresini gözlemlemeyi ve bazı tehlikeleri değerlendirmeyi öğrenmişti. Fakat karşısına ne çıkacağını bilmediği durumlarda kendisini her zaman hazırlıklı hissedemiyordu. Bir şeyler ters gittiğinde önce korkuya kapıldığı, ardından kendisini toparlamaya çalıştığı anlar oluyordu.
Bütün bunlara rağmen yoluna devam ediyordu.
Çünkü yanında Loris vardı.
Ve artık bulmak istedikleri yer hakkında duydukları söylentiler, takip edebilecekleri bir umuda dönüşmüştü.
Zentrum'u aramaya karar vermeleri, bütün tehlikelerin ortadan kalkacağına inandıkları anlamına gelmiyordu. Orada kendilerini nelerin beklediğini bilmiyorlardı. İnsanların anlattıklarıyla karşılaşacakları gerçekliğin aynı olup olmayacağını da kestiremiyorlardı.
Yine de başka bir ihtimal aramaya ihtiyaçları vardı.
Sürekli yollarda yaşamak, her gün yeniden hayatta kalmaya çalışmak ve hiçbir yerde uzun süre kalamamak, artık geride bırakmak istedikleri bir hayat biçimiydi.
Zentrum'a ulaşmak için ellerindeki bilgileri değerlendirdiler. Karşılaştıkları insanların anlattıklarını bir araya getirerek ilerlemeye çalıştılar. Her adımın doğru olup olmadığından emin olamasalar da vazgeçmediler.
Lavinia için yolculuğun bu kısmı, yalnızca bir yere ulaşmaya çalışmaktan ibaret değildi.
Yıllar boyunca kaybettiklerini geri getirememişti. Annesinin akıbetini öğrenememiş, geçmişte yaşadığı bütün sorulara cevap bulamamıştı. Ailesinin yeniden bir araya gelip gelemeyeceğini de bilmiyordu.
Fakat ilk kez, önlerinde yalnızca kaçmak veya saklanmak zorunda kalmayabilecekleri bir ihtimal vardı.
Ve bu ihtimalin peşinden gitmek istiyordu.

Sonunda Lavinia ve Loris, yıllardır başkalarından duydukları Zentrum'a ulaştılar.
Burası hakkında anlatılanların ne kadarının doğru olduğunu henüz bilmiyorlardı. Birkaç söylentinin peşinden geçirdikleri yıllar, onları buraya kadar getirmişti. Şimdi ise karşılarında gerçekten var olan bir yer duruyordu.
Lavinia'nın ilk hissettiği şeyin rahatlama olduğunu söylemek kolay olurdu.
Ama rahatlamak, onun için o kadar basit değildi.
Uzun süre boyunca her yeni yerde önce tehlikeyi aramıştı. Bir kapının arkasında ne olabileceğini, bir insanın ne amaçladığını veya buldukları bir yerin ne kadar süre güvenli kalabileceğini düşünmeye alışmıştı.
Şimdi ise bir yere kabul edilip edilmeyeceklerini beklemek zorundaydı.
Zentrum'a ulaşmış olmaları, içeri girebileceklerinin garantisi değildi.
Gerekli sağlık kontrollerinden geçmeleri ve karantina sürecini tamamlamaları gerekiyordu. Yıllardır dışarıda yaşamış iki insan için bu süreç, yolculuğun yeni ve alışılmadık bir aşamasıydı.
Lavinia, kontrol edilmenin ve beklemenin yarattığı huzursuzlukla mücadele etmeye çalıştı. İçeri alınmamaları ihtimali aklından geçiyordu. Ya bütün bu yolculuk boşuna olmuşsa? Ya yıllardır aradıkları yer, düşündükleri kadar güvenli değilse?
Bu soruların cevaplarını henüz bilmiyordu.
Yine de burada olmayı başarmışlardı.
Yıllarca dışarıda hayatta kalmaya çalışmış, birbirlerini kaybetmemek için uğraşmış ve karşılarına çıkan her belirsizliğe rağmen devam etmişlerdi. Şimdi, hayatlarında ilk kez uzun zamandır aradıkları bir yere kabul edilme ihtimalini bekliyorlardı.

Lavinia, Zentrum'un kendisine ne getireceğini bilmiyordu.
Belki yeni insanlarla tanışacaktı. Belki uzun zamandır hissetmediği bir güven duygusunu yeniden öğrenebilecekti. Belki de burada karşılaşacağı zorluklar, dışarıda yaşadıklarından farklı olacaktı.
Bunların hiçbirinden emin değildi.
Ama artık bütün cevapları aynı gün bulması gerekmiyordu.
Sağlık kontrollerinin ve karantina sürecinin ardından Lavinia ve Loris'in Zentrum'a kabul edilmesiyle yıllardır süren yolculukları yeni bir aşamaya ulaştı.
Lavinia Darina, 2035 yılında Zentrum'a girdiğinde geçmişini geride bırakmış değildi. Yalnızca artık hayatta kalmak için her sabah yeni bir yol bulmak zorunda olmadığı bir yerde yaşama fırsatı elde etmişti.

IX. Hâlâ Korkabilen Bir Kadın

Lavinia'nın Zentrum'a kabul edilmesi, onun bir anda değiştiği anlamına gelmiyordu.
Yıllardır taşıdığı korkular, geçmişine dair cevaplanmamış sorular ve yaşadığı kayıplar, yeni bir yere girmekle ortadan kalkamazdı.
Hâlâ kolayca irkiliyordu.
Hâlâ beklenmedik bir olay karşısında panikleyebiliyordu.
Bazen çevresindeki insanlar için küçük görünen bir olay, Lavinia'nın zihninde çok daha büyük bir korkuya dönüşebiliyordu. Kendini sakinleştirmekte zorlandığı anlarda nefesini düzenlemeye, düşüncelerini toparlamaya ve bulunduğu ana geri dönmeye çalışıyordu. Ancak her zaman başarılı olamıyordu.
Bir başkasının acı çektiğini görmek de onun için kolay değildi.
Yardım etmek istiyor ama ne yapacağını bilemediğinde çaresiz hissedebiliyordu. Bir insanın zarar gördüğüne tanık olmak, hastanedeki o güne dair anıları yeniden canlandırabiliyordu.
Lavinia'nın en büyük korkularından biri, sevdiği birinin gözlerinin önünde acı çekmesi ve kendisinin hiçbir şey yapamamasıydı.
Bu nedenle sevdikleri tehlikeye girdiğinde normalde gösteremeyeceği bir cesaret gösterebilirdi.
Fakat bu cesaret, korkusuz olduğu anlamına gelmiyordu.
Loris'in başına bir şey geleceğini düşündüğünde kendisini tehlikeye atmayı göze alabilirdi. Bazen onu korumak için düşünmeden harekete geçebilir, sonrasında yaptığı şeyin sonuçlarını kavradığında korkuya kapılabilirdi.

Kimi zaman tereddüt edecek, kimi zaman yanlış karar verecek, kimi zaman da başkasına yardım edemediği için kendisini suçlayacaktı.
Lavinia'nın öğrenmeye çalıştığı şey, her zaman doğru davranmak değildi.
Bazen korkarken de bir adım atabilmekti.
Bazen yapabileceği hiçbir şey olmadığını kabul etmekti.
Bazen de kendisini suçlamadan bir sonraki güne devam edebilmekti.
Zentrum'daki hayatının nasıl şekilleneceğini henüz bilmiyordu. Burada karşılaşacağı insanlar, yaşayacağı olaylar ve kuracağı ilişkiler zamanla kendi hikâyesini oluşturacaktı.
Fakat geçmişi, onun kim olduğunu anlamak için önemli bir parçaydı.
Lavinia kitapları hâlâ seviyordu. Yeni yerler keşfetme isteği tamamen kaybolmamıştı. Yakın hissettiği insanlara karşı içten davranıyor, başkalarının yaşadıklarını anlamaya çalışıyordu.
Birine güvenmek istiyordu ama güvenmenin ne kadar zor olabileceğini de biliyordu.
Birine bağlanmak istiyordu ama bağlanmanın kaybetme korkusunu da beraberinde getirdiğini unutmuyordu.
Ve bütün bunlara rağmen, hâlâ insanlara yakın olmak istiyordu.
Çünkü hayatta kalmak, onun için yalnızca nefes almaya devam etmek demek değildi.
Bir hikâyenin onda bıraktığı his, sessiz bir yürüyüşte bulduğu huzur, tanıdık bir insanın yanında duyduğu rahatlık veya geçmişinden geriye kalan bir anı da önemliydi.
Bunlar dünyayı eskisi gibi yapmıyordu.
Ama Lavinia'ya, bütün yaşananlara rağmen kendisinden geriye bir şeyler kaldığını hatırlatıyordu.

X. Eve Dönmek

Bir zamanlar Lavinia için eve dönmek, günün sonunda her şeyin yolunda olduğu anlamına geliyordu.
Annesini görebileceği, babasının sesini duyabileceği ve ertesi günün planlarını düşünebileceği bir yere dönmekti. Evin kapısından içeri girdiğinde dışarıdaki dünyanın kendisinden beklediği her şeyi bir süreliğine geride bırakabileceğine inanıyordu.
Şimdi ise evin ne anlama geldiğini yeniden öğrenmek zorundaydı.
Zentrum, onun için bütün soruların cevaplandığı bir yer değildi. Annesinin nerede olduğunu bilmiyordu. Geçmişte kaybettiği insanlarla yeniden karşılaşıp karşılaşamayacağını bilmiyordu. Önünde onu nelerin beklediğini de kestiremiyordu.
Fakat yıllardır ilk kez, bir yere kabul edilmişti.
Loris hâlâ yanındaydı.
Ve geçmişte yaşadıklarının, gelecekte yaşayabileceği her şeyi belirlemek zorunda olmadığını yavaş yavaş anlamaya başlayabilirdi.
Lavinia kendisini bir kahraman olarak görmüyordu. Dünyayı kurtarmak, herkese yol göstermek veya bütün sorunları çözmek gibi bir amacı yoktu. O, yalnızca yaşamak istiyordu.
Sevdiklerini korumak, kaybettiği insanlara dair cevaplar bulmak ve kendisini tamamen korkularından ibaret birine dönüştürmemek istiyordu.
Her zaman başarılı olamayabilirdi.
Bazen geçmişi onu yeniden yakalayacak, bazen korkuları kararlarını etkileyecek, bazen de başına gelen bir olay karşısında ne yapacağını bilemeyecekti.
Ama bütün bunlar, onun hikâyesinin sona erdiği anlamına gelmiyordu.
Zentrum'a ulaşması, yıllarca süren yolculuğunun sonuydu.
Lavinia'nın yeni hayatının başlangıcıydı.
Bir zamanlar onun için eve dönmek, günün sonunda her şeyin yolunda olduğu anlamına geliyordu.
Şimdi ise ev, güvenebildiği ve kaybetmekten korktuğu insanların yanında yeniden kurmaya çalıştığı bir şeydi.
Lavinia Darina, 2035'in dünyasında geçmişini geride bırakamamış, geleceğinden emin olamamış ama bütün bunlara rağmen yaşamaya devam eden bir kadındı.
Ve artık önünde, kendi hikâyesini yeniden yazabileceği yeni bir hayat vardı.
Bu kez nereye gideceğini bilmiyordu. Ama ilk kez, yalnızca kaçmak için yola çıkmıyordu.

Whitelist Rol Hikayesi & Şehir Sırları
Kilitli Katman

Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır

Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.

Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar

Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları

1 Bağlantı
LB
Loris Bellandi Şehir Sakini
Aile

« Lavinia ve Loris, salgın öncesinden beri birbirlerine bağlı iki kuzen. Zorlu yıllar boyunca birbirlerini koruyarak hayatta kaldılar. Loris, Lavinia'nın güvendiği ve ailesinden geriye kalan en önemli bağlardan biri. »

Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık