geçmiş
Lexa Argent, 3 Mart 2010 tarihinde Los Santos'ta dünyaya geldi. Babası Daniel Argent, yıllarını oto tamirciliğine vermiş çalışkan ve sabırlı bir adamdı. Lexa çocukluğunun büyük bölümünü babasının yanında geçirir, onun yaptığı işleri izler ve küçük yaşlardan itibaren elinden geldiğince ona yardım etmeye çalışırdı. Annesi Elena Argent ise özel bir klinikte hemşire yardımcısı olarak çalışıyordu. İnsanlara yardım etmeyi seven, sabırlı ve anlayışlı bir kadındı. Lexa'nın insanlara karşı duyduğu hassasiyetin temelleri büyük ölçüde annesinden geliyordu.
Lexa, ailesinin yanında geçirdiği yıllar boyunca sakin ve huzurlu bir çocukluk yaşadı. Babasının yanında vakit geçirmekten, annesinin anlattığı hikâyeleri dinlemekten ve çevresindeki dünyayı merakla keşfetmekten hoşlanıyordu. Ailesi onun için yalnızca ebeveynleri değil, kendisini güvende hissettiği en önemli insanlardı. Ancak Lexa dokuz yaşına geldiğinde bu düzen beklenmedik bir şekilde sona erdi. Anne ve babasının geçirdiği trafik kazası sonucunda hayatını kaybetmesiyle Lexa'nın çocukluğu bir anda geride kaldı. Henüz yaşadığı kaybı tam anlamıyla anlayamadan, alıştığı evin ve ailesinin artık eskisi gibi olmayacağını kabul etmek zorunda kaldı.
Ailesinin kaybının ardından Lexa'nın hayatındaki en büyük değişiklik, annesinin ablası Clara'nın onu yanına almasıyla başladı. Clara, yeğeninin yaşadığı kaybın hiçbir zaman tamamen telafi edilemeyeceğini biliyordu ancak Lexa'nın bu süreçte kendisini yalnız hissetmemesi için elinden geleni yaptı. Onu kendi çocuğu gibi büyüttü, eğitimine önem verdi ve normal bir hayat sürdürebilmesi için destek oldu.
Okul yıllarında derslerine önem veren Lexa, boş zamanlarında kitap okumayı, uzun yürüyüşlere çıkmayı ve günlük tutmayı seviyordu. Düşüncelerini yazmak, söyleyemediklerini kendisiyle paylaşabildiği bir alışkanlığa dönüşmüştü. Bunun yanında çocukluk arkadaşı Emma ile geçirdiği zamanlar onun için ayrı bir yere sahipti. Emma, Lexa'nın ailesini kaybettikten sonra hayatında kalan en yakın insanlardan biri olmuştu.
EMMA
Lexa ile Emma'nın arkadaşlığı çocukluk yıllarında başladı. İlk başlarda birbirleriyle vakit geçiren iki sıradan arkadaş olsalar da zamanla aralarındaki bağ güçlendi. Lexa, ailesini kaybettikten sonra insanlara karşı daha mesafeli bir hâle gelmişti. Emma ise onun bu hâlini hiçbir zaman yargılamadı ve Lexa'yı konuşmaya zorlamak yerine yanında olmayı tercih etti.
Zaman içerisinde Emma, Lexa için yalnızca bir arkadaş olmaktan çıktı. Lexa onu, ailesini kaybettikten sonra hayatında kalan en önemli insanlardan biri olarak görmeye başladı. Aralarındaki güven ve bağlılık yıllar geçtikçe daha da güçlendi. Birbirlerinin zor zamanlarında yanlarında oldular ve zamanla birbirlerini arkadaşlıktan öte, aile olarak görmeye başladılar.
Lexa için Emma'nın en önemli yanı, yaşadığı kayıplara rağmen ona hayatında hâlâ güzel şeylerin olabileceğini hatırlatmasıydı. Emma ise Lexa'nın sessizliğinin arkasındaki kişiyi tanıyor, onun ne zaman konuşmaya ihtiyacı olduğunu çoğu zaman söylemesine gerek kalmadan anlayabiliyordu. Bu nedenle Lexa, hayatında ne yaşarsa yaşasın Emma'nın yanında olduğu dönemleri her zaman en değerli anılarından biri olarak hatırlayacaktı.
“Emma'yı kaybetmekten korkuyordum. Çünkü hayatımda kaybettiğim insanların ardından oluşan boşluğu bir daha kimsenin dolduramayacağını düşünüyordum. Ona ne kadar bağlandığımı fark ettikçe, bir gün onun da hayatımdan çıkabileceği düşüncesi beni daha fazla korkutmaya başladı.”
sON VEDA
Emma'ya kanser teşhisi konulmasıyla Lexa'nın hayatındaki en büyük korku gerçeğe dönüştü. Tedavi boyunca her gün onun yanında kaldı, iyi olacağına inanmak istedi. Fakat zaman geçtikçe Emma'nın durumu ağırlaştı ve Lexa, onu kaybetmeye başladığını anlamasına rağmen bunu kabullenmek istemedi.
Emma'nın son anlarında Lexa yine başucundaydı. Elini tuttu, gözyaşlarını tutmaya çalışarak onunla konuştu. Emma hayatını kaybettiğinde ise Lexa bir süre hiçbir şey söyleyemedi. Yanında taşıdığı ses kayıtlarını açtı ve Emma'nın doğum gününde bıraktığı sesini son kez dinledi. Kayıt ilerledikçe gözyaşları içinde Emma'nın elini tutmaya devam etti. Ses kaydı bittiğinde odada yalnızca sessizlik kaldı.
Lexa, Emma'nın başında uzun süre oturdu. Gitmek istemiyordu; çünkü gitmenin onu gerçekten kaybetmek anlamına geleceğini düşünüyordu. Sonunda gözyaşları içinde ona veda etti ve hayatında ilk kez bir insanı kaybetmenin ne kadar ağır olduğunu bir kez daha hissetti.
Bu kayıp Lexa'nın içinde derin bir boşluk bıraktı. Ancak Emma'nın hastalığı boyunca yaşadığı çaresizlik, ona yeni bir amaç verdi. Emma'yı kurtaramamıştı, fakat bir gün başka birinin sevdiği insanı kurtarabilmek için doktor olmaya karar verdi.
sALGIN
Emma'nın ardından Lexa, yaşadığı kaybı kabullenmeye çalışarak hayatına devam etmeye hazırlanıyordu. Doktor olma hedefini sürdürmek ve yarım kalan eğitimine başlamak istiyordu. Fakat şehirde ortaya çıkan hastalık kısa sürede beklenenden çok daha büyük bir sorun hâline geldi. Önce çevresindeki insanların hastalandığını görmeye başladı, ardından sağlık merkezleri doldu ve yardım etmek isteyenlerin sayısı yetersiz kalmaya başladı. Günler geçtikçe Los Santos'taki düzen bozuluyor, insanların korkusu artıyor ve Lexa'nın geleceğe dair yaptığı bütün planlar birer birer anlamını yitiriyordu. Sokaklarda korku hâkimdi ve günlük yaşamın temel ihtiyaçlarına ulaşmak bile giderek zorlaşıyordu.
Lexa kısa sürede eski hayatını tamamen geride bırakmak zorunda kaldı. Yanına alabildiği birkaç eşya arasında Emma'nın fotoğrafları ve doğum gününde bıraktığı ses kayıtları da vardı. Artık geleceğini planlamak yerine bir sonraki günü nasıl geçireceğini düşünüyordu.
Salgın ona, insanların kurduğu düzenin ne kadar kolay yıkılabileceğini gösterdi. Daha önce insanları iyileştirmeye hazırlanan Lexa, artık kendi hayatını korumayı öğrenmek zorundaydı.
“Bir zamanlar insanların hayatını kurtarmaya hazırlanıyordum, şimdi kendi hayatımı korumayı öğreniyordum.”
marcus hale
Salgının ardından Lexa, uzun süre tek başına hayatta kalmaya çalıştı. Güvenli olduğunu düşündüğü yerlerde kısa süreliğine konaklıyor, yiyecek, su ve ilaç gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli yer değiştiriyordu.
Bu süreçte bir gün kaynak ararken Marcus Hale ile karşılaştı. İlk başta birbirlerine karşı mesafeli davransalar da kısa süre sonra aynı yönde ilerlediklerini fark ettiler. Marcus, Lexa'nın tek başına olduğunu görünce bir süre birlikte hareket etmeyi teklif etti. Lexa da hem daha güvenli olacağını düşündüğü için hem de Marcus'un tecrübelerinden faydalanabileceğini bildiği için bu teklifi kabul etti.
Birlikte geçirdikleri zaman boyunca Marcus, Lexa'ya salgın sonrası hayatta kalabilmek için birçok şey öğretti. Çevreyi kontrol etmeyi, tehlikeleri önceden fark etmeyi, kendini savunmayı ve zor durumlarda sakin kalmayı zamanla Marcus sayesinde öğrendi. Lexa ise onun söylediklerini dikkate alarak kendi deneyimleriyle birlikte daha tecrübeli hâle geldi. Zaman geçtikçe aralarındaki ilişki yalnızca iki yol arkadaşının ilişkisi olmaktan çıktı. Marcus, Lexa'nın zor zamanlarında yanında olan ve kendisini güvende hissettiği birine dönüştü. Lexa da zamanla onu gerçek bir abi gibi görmeye başladı.
Bir gün ihtiyaçlarını karşılamak için girdikleri bir bölgede beklemedikleri bir saldırıyla karşılaştılar. Kaçmaya çalışırken Marcus ağır şekilde yaralandı. Lexa, yarasına müdahale etmeye çalışsa da durumunun ciddi olduğunu fark etti. Birlikte devam etmeleri artık mümkün değildi.
Marcus, Lexa'nın yanında kalmasının ikisini de tehlikeye atacağını söyleyerek yoluna devam etmesini istedi. Lexa onu orada bırakmak istemese de başka bir seçeneği olmadığını biliyordu. Ayrılmadan önce Marcus, ona şimdiye kadar öğrettiği şeyleri hatırlattı ve kendi başına da hayatta kalabileceğini söyledi.
Lexa, Marcus'u geride bırakmak zorunda kaldı. Bir süre uzaklaştıktan sonra dönüp baktığında onu artık göremiyordu. Ne olduğunu kesin olarak bilmese de Marcus'u bir daha göremeyeceğini düşünüyordu. Bu kayıp Lexa için ailesini ve Emma'yı kaybetmesinden sonra yaşadığı bir başka ağır darbe oldu.
Marcus, Lexa'nın hala içinde taşıdığı bir parça.
“Bir gün yanından gitmek zorunda kalırsam, beni kaybettiğini düşünme. Sana öğrettiğim her şey seninle kalacak. Korktuğunda geri dönme, yalnız kaldığında pes etme. Çünkü ben yanında olmasam bile, sana öğrettiklerim seni ayakta tutacak.”
ZENTRUM
Marcus'tan ayrıldıktan sonra Lexa bir süre kendi başına yaşamaya devam etti. Tek başına geçirdiği günlerde sürekli yeni bir yer aramak, yiyecek ve su bulmak, geceyi geçirebileceği güvenli noktalar bulmak zorunda kalıyordu. Zamanla bu yaşamın ne kadar yorucu olduğunu fark etti. Her gün sadece hayatta kalmaya çalışmak yerine, daha düzenli ve güvenli bir hayat kurabileceği bir yer aramaya başladı.
Bir süre sonra Zentrum'un varlığını öğrendi. Bölge hakkında edindiği bilgiler, buranın sıradan bir sığınaktan farklı olduğunu gösteriyordu. İnsanlar belirli bir düzen içerisinde yaşıyor, güvenliklerini birlikte sağlıyor ve ellerindeki kaynakları ortak şekilde kullanıyordu. Herkesin yapabileceği bir iş vardı ve topluluğun devam edebilmesi için insanlar birbirlerine ihtiyaç duyuyordu.
Lexa, Zentrum'a ilk ulaştığında hemen yerleşmeye karar vermedi. Çevreyi gözlemledi, insanların birbirleriyle olan ilişkilerini ve buradaki yaşamın nasıl ilerlediğini anlamaya çalıştı. Uzun süre tek başına yaşadıktan sonra yeniden bir grubun parçası olmak onun için kolay değildi. Ancak burada insanların yalnızca kendilerini düşünmediğini ve zor durumda kalanlara yardım edildiğini gördükçe düşüncesi değişmeye başladı.
Geçmişte aldığı sağlık eğitimi ve öğrendiği ilk yardım bilgileri Zentrum'da işe yarayabilecek alanlardan biriydi. Lexa da sahip olduğu bilgileri kullanarak topluluğa katkıda bulunabileceğini düşündü. Bu nedenle Zentrum'da kalmaya ve burada kendisine yeni bir hayat kurmaya karar verdi.
Lexa için bu karar, geçmişini unutmak anlamına gelmiyordu. Ailesini, Emma'yı ve Marcus'u hâlâ hatırlıyordu. Fakat ilk kez uzun bir aradan sonra geleceğini yalnızca hayatta kalmak üzerinden düşünmüyordu. Zentrum, onun için yeniden insanlara güvenmeyi ve hayatına kaldığı yerden devam etmeyi öğrenebileceği yeni bir başlangıç oldu.
“Bunca şeyden sonra önümde ne olduğunu bilmiyordum. Belki de ilk kez, hayatımın bundan sonrasını kendim seçme şansım vardı.”
Günlük
''Bazen geçmişimi düşündüğümde, hayatımın ne kadar kısa bir sürede değiştiğine inanamıyorum. Bir zamanlar gelecekle ilgili planlarım vardı. Doktor olmak, insanlara yardım etmek ve sakin bir hayat yaşamak istiyordum. Şimdi ise hayatta kalmak, güvende kalmak ve yanımdaki insanların bir sonraki güne ulaşmasını sağlamak için düşünüyorum.
Ailemi kaybettiğimde kaybın ne olduğunu öğrendim. Emma'yı kaybettiğimde ise bir insanın hayatımızda ne kadar büyük bir yer kaplayabileceğini anladım. Onu kurtaramadım. Belki de bu yüzden doktor olma isteğim hiçbir zaman tamamen kaybolmadı. İnsanların benim yaşadığım çaresizliği yaşamamasını istedim.
Sonra Marcus vardı. Bana hayatta kalmayı öğretti. Sadece nasıl hareket edeceğimi ya da kendimi nasıl koruyacağımı değil, zor zamanlarda sakin kalmayı da öğretti. Onu kaybettiğimde yine yalnız kaldım. Şimdi Zentrum'dayım. Buraya geldiğimde bundan sonrasının nasıl olacağını bilmiyordum. Hâlâ bilmiyorum. İnsanların hâlâ birlikte yaşayabildiğini, birbirine yardım edebildiğini ve yarın için plan yapabildiğini burada gördüm. Belki dünya bir daha eskisi gibi olmayacak. Belki kaybettiklerimin hiçbiri geri gelmeyecek. Bunu artık değiştiremeyeceğimi biliyorum.
Bazı insanların yokluğuna alıştığımı sanmıştım. Meğer insan, her kayıptan sonra biraz daha sessizleşiyormuş. Şimdi hayatıma giren insanların bir gün eksileceği düşüncesinden bile kaçıyorum. Belki de bu yüzden, yanımda kalanlara eskisinden daha sıkı tutunuyorum. Bir gün yine aynı sessizliğin içinde kalmak istemiyorum.''
''Ölüm yeryüzüne yayıldığında, yaşayanlar asıl lanetin hâlâ nefes almak olduğunu anlayacak.''
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.
Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar
Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları
