Lukas Kennedy, 3 Nisan 2011 Tarihinde Teksas'da Alman bir anne ve babanın 2. çocukları olarak dünyaya geldi. Ailesi çok zengin değildi orta halli dediğimiz türden. Annesi Hemşirelikle uğraşır babası ise hastanede hasta yönlendirmesi yapardı. Belki ceplerine çok para kalmıyordu ama Lukas elindekilerle yetinmeyi biliyordu sıkıldığı zamanda bile yapacak bir şey uğraşacak bir şey buluyordu. Bulamadığı nadir anlarda ise kendinden 6 yaş büyük ablası Lina'yla uğraşıyor ve onu kızdırıyordu.
Ailesinde ablasıyla daha çok vakit geçiriyordu. annesinin ve babasının çalışma hayatlarından dolayı çocuklarına yeterli ilgiyi veremiyor, Lukas'da bu ilgiyi ablasından bekliyordu. Ablası onun hayatta en sevdiği kişiydi, onla beraber gezmeye gider kıyafet almaya ablasıyla beraber giderdi. Ablası ona elindeki eşyaları nasıl tamir edebileceğini göstermişti bir oyuncağı bir makası bir kumandayı bile tamir edebiliyordu ve bunların hepsini belki ileride lazım olur diyerek Lukas'a öğretti her yaptığı işte ablasından onay alır ve öyle yapardı. Lukas'a ilk hediyesini bile ablası almıştı, hediye bir saatti, Lukas hayatında hiç olmadığı kadar mutlu olmuştu ve ablasına "Bu hediyeyi her zaman yanımda taşıycam" dedi ve ona sımsıkı sarıldı.
Lukas 13 Yaşında iken ailesinin çalıştığı hastaneye bir mahkum getirildi, bu kişi şehrin ünlü uyuşturucu baronlarından biriydi içeriye girmek onu kurtarmıştı belki ama oradada rahat durmamıştı düşmanları onu öldürmek isterken sadece yaralayabilmişti, bu işin burda bitmesi gerekiyordu. Mahkum içeriye geldiği sırada Lukas'ın anne ve babası girişte kahve molasındaydılar. Mahkum polisler eşliğinde kapıdan geçirilirken siyah cam filmli bir araç hastaneye yaklaştı içerisindeki 3 kişi hastaneyi ateş altına tuttular. Lukas'ın anne ve babası olay yerinde hayatını kaybetti, bunu öğrenen ilk kişi ablası oldu. Ablası söylenilenlere inanmayarak Lukası'da alıp hastaneye koştu. Giriştekiler Lina'yı sakinleştirmeye çalıştı ancak sonuçsuz kaldı. Lina bayıldı bunları öğrenen Lukas ise sadece dona kaldı. Lukas ve Lina birdaha asla eskisi gibi olamayacaklardı. Lina ve Lukas'ın tek varlıkları ailelerinden kalan evleriydi. Lina bu evi satıp birdaha dönmemek üzere Lukası'da alıp birdaha dönmemek üzere Los Santos'a gitme kararı aldı.
Yeni hayatlarının ilk günlerinde Lina para kazanmak umuduyla bir markete girdi ve çalışmaya başladı, o zamanlarda ise Lukas yavaş yavaş alışıyordu, yemek yapmayı öğreniyor, odaları toparlıyordu, oda dediğime bakmayın evleri sadece salondan oluşan bir odaydı.
Birkaç yıl sonra...
Lukas ve Lina beraber günün yorgunluğunu atmak için televizyon izliyorlardı Haberlere baktıklarında etrafta yok olan insanlar olduğunu söylüyor bazı kanallar çalışmıyordu, bunu sahte haber sanıp diğer kanalların çalışmamasınıda televizyonun eskiliğine bağlıyorlardı. Gece olduğunda dışarıdaki sessizlik bağırışlarla yükseklemeye başladı camdan baktıklarında kolu kopan birisinin zombi gibi hareket ettiğini gördü. Lina korkusunu belli etmemeye çalışıyor Lukas ise sessizliğini koruyordu. Lina ona sessiz kalmasını ve beklemesini söyledi. Lukas ablasının sözünü dinledi köşeye geçip oturdu. Camdan bakan ablasının gözleri korkuyla doluydu. Evlerinde onları bir süre idare edebilecek yemek su vardı ancak bu nereye kadar gidecekti bunlarda neyin nesiydi?!?
Artık yemek ve su azalmaya başlamıştı birinin dışarı gitmesi gerekiyordu Lina Lukasa burda kalmasını ne olursa olsun ayrılmamasını ve kendisinin geri geleceğini söyledi. Lukas dışarı gitmesini istemediğini ve idare edebiliriz desede Lina dışarı gitti, Lukas evde yalnızdı. Lukas dolaplarda ne var ne yok diye bakmaya başlamıştı. Dolapda babasının eski telsizi duruyordu belki çalışıyordur diyip aldı. Telsizi açtı ve frekansları denemeye başladı duyduğu şey sadece cızırtıydı. Belli bir süre geçmişti Lina hala dönmedi ona birşeymi olmuştu olduysa nasıl anlayacaktı Lukas hayatında tek kalan ablasınıda mı kaybetmişti bunları düşünmekten başı çatılıyordu biryandanda telsizden birilerine bağlanmayı çalışıyordu, Telsiz olmadı belki radyoda birşeyler vardır diyerek radyoyu açtı boş boş boş tek duyduğu şey cızırtıydı, Bu dünyada tek mi kalmıştı dünyanın sonu mu gelmişti. Saatler saatlerr nerdesin lina, Sabah hava aydınlanırken Lukas ablasının geri dönmediğini gördü...
Yoldan geçen bir araba sesi duydu dışarı çıkıp çıkmama konusunda kararsızdı ablasının geri gelme ihtimaline karşı beklemeyi düşündü ama artık hem açlık hem susuzluk hem yanlızlık onu bu burdan çıkmaya ikna etmişti dışarıdan gelen araba sesine doğru ilerledi orada duran arabaların birinin yanına gitti herkes iyiydi gözlerinden yaşlar gelen Lukas'ı Zentrum'a götürdüler Lukas ablasının ölümünü kabullenemedi hala bir yerlerde yaşıyor olabilme ihtimalini düşünmeye devam etti ve tek amacı onu bulmak oldu.
Zentrumda kendini ilk defa herkesle aynı hissediyordu oradaki herkesde onun gibiydi herkesin amacı aynıydı hayatta kalmak fakat Lukas'ın bir amacı daha vardı ablasını bulmak ablasından kimseye bahsetmedi eğer söylerse onu oradan atacaklarını düşünüyordu içinde bir sır olarak sakladı. Lukas için Zentrumda hayatta kalmak artık son seçenekdi.
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.