Aktif / Yaşıyor

Mike Rivas

Discord Oyuncusu: cio.27.
Karakter Tema MüziğiHazır
0:00 / 4:41
%3
Karakter Hikayesi & Biyografisi
Herkese Açık Katman

MIKE RIVAS

Karakter Hikâyesi • Vita-12 Salgını • Los Santos, 2026

I. Tepito'nun karanlığında doğan bir çocuk

19 Ekim 1996 tarihinde Meksika'nın Tepito bölgesinde dünyaya gelen Mike Rivas, hayata hiçbir zaman eşit şartlarda başlamadı. Dar sokaklar, yoksulluk, suçun sıradanlaştığı mahalleler ve kapalı kapıların ardında yaşanan aile içi şiddet, çocukluğunun temel parçalarıydı. Tepito'da insanlar çoğu zaman hayatta kalmayı öğrenmeden önce hayata karşı kendilerini savunmayı öğrenirdi. Mike da daha küçük yaşlardan itibaren bunun ne anlama geldiğini anlamaya başladı.

Babası Lucas Rivas, alkolün ve uyuşturucunun etkisi altında giderek daha saldırgan bir adama dönüşmüştü. Evde huzurun ne zaman bozulacağını kestirmek mümkün değildi. Bazen en küçük anlaşmazlıklar bile bağırışmalara, tehditlere ve şiddete dönüşüyordu. Mike, çocuk yaşında bir evin insanın kendisini en güvende hissetmesi gereken yer olması gerektiğini öğrendiği kadar, kendi evi söz konusu olduğunda bunun her zaman doğru olmadığını da öğrendi.

Bütün bu karanlığın içinde Mike'ın sığınabildiği tek kişi annesi Merina Rivas'tı. Merina, oğlunun içindeki öfkenin altında hâlâ korunmaya ihtiyacı olan bir çocuk bulunduğunu görebilen nadir insanlardan biriydi. Mike'a karşı gösterdiği şefkat, onun hayatındaki en sağlam bağdı. Küçük kız kardeşi Mia da Mike'ın korumak istediği dünyasının önemli bir parçasıydı. Mike, kendisine ait güvenli bir gelecek hayal edemese bile annesiyle kız kardeşinin daha iyi bir hayat yaşayabilmesi için bir gün bu evden kurtulacağına inanıyordu.

Fakat çocuk olmak, her zaman kendini ve sevdiklerini koruyabilmek anlamına gelmiyordu.

Mike henüz on beş yaşındayken hayatının yönünü değiştiren olay yaşandı. Babası Lucas, annesi Merina'yı öldürdü. O gün Mike yalnızca annesini kaybetmedi; aynı zamanda kendisini çocukluğuna bağlayan son güven duygusunu da yitirdi. Olayın ardından zihninde tek bir düşünce dönüp durdu: Annesini koruyamamıştı.

Gerçekte bir çocuğun babasının işlediği böyle bir cinayeti engellemek zorunda olması beklenemezdi. Ancak Mike bunu hiçbir zaman böyle değerlendiremedi. İçinde büyüyen suçluluk duygusu, zamanla öfkeyle birleşti. Merina'nın yokluğu, onun hayatında kapanmayan bir yara hâline geldi.

Mia'nın yaşadığı acılar da Mike'ın omuzlarındaki yükü ağırlaştırıyordu. Babasının şiddeti ve uyuşturucuyla bağlantılı hayatı, kız kardeşinin yaşamını da etkiliyordu. Mike, annesini kaybettikten sonra Mia'yı korumayı kendisine görev edinmişti. Fakat ne kadar çabalarsa çabalasın, geçmişin yarattığı yıkımın önüne geçemedi. Mia'nın da hayatını kaybetmesiyle Mike, geride tutunabileceği çok az şey kaldığını hissetti.

Artık onun için aile kelimesi, sıcak bir evden çok kayıpları ve yerine getiremediğine inandığı sorumlulukları hatırlatıyordu.

II. Luis Hernandez ve yarım kalan bir hayal

Mike'ın hayatında ailesinin dışında gerçek anlamda bağ kurabildiği insanlardan biri, çocukluk arkadaşı Luis Hernandez'di.

Luis ile birbirlerini çocukluklarından beri tanıyorlardı. Aynı sokakları görmüş, benzer zorluklarla karşılaşmış ve büyüdükçe birbirlerinin geçmişini açıklamaya ihtiyaç duymadan anlayabilecek hâle gelmişlerdi. Mike'ın kolay kolay kimseye açmadığı tarafını bilen Luis, onun yalnızca öfkeli ve içine kapanık bir genç olmadığını da görüyordu.

İkisi zaman zaman içinde bulundukları çevreden uzaklaşmanın yollarını konuşurdu. Hayalleri büyük görünmese de onlar için anlamlıydı: Bir gün kendilerine ait bir oto tamir dükkânı açmak, emekleriyle para kazanmak ve başkalarının kurallarına göre yaşamak zorunda kalmayacakları bir hayat kurmak.

Mike'ın otomobillere ve mekanik işlere duyduğu ilgi de bu hayalin bir parçasıydı. Bir motorun neden çalışmadığını anlamak, bozuk bir parçayı söküp yeniden takmak ve işe yaramaz görünen bir şeyi onarmak, Mike'a hayatının diğer alanlarında bulamadığı türden bir kontrol hissi veriyordu. İnsan ilişkileri karmaşık, geçmişi acı verici ve güven duygusu kırılgandı; fakat bir makinenin arızasını anlamak için sabır gösterebilir, parçaları inceleyebilir ve bir çözüm arayabilirdi.

Luis, Mike'ın geleceğe dair düşüncelerini tamamen kaybetmesini engelleyen insanlardan biriydi.

Ancak bu dostluk da trajediyle sonuçlandı. Luis, Elvi Scott ve Mattias Lucas ile bağlantılı bir ihanetin sonucunda kurulan tuzağın kurbanı oldu. Olay, Mike'ın hayatında yalnızca sevdiği bir arkadaşını kaybetmesi anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda bir zamanlar güvenebildiği insanların bile kendi çıkarları için başkalarını gözden çıkarabileceğini bir kez daha gösteriyordu.

Luis'in ölümüyle oto tamir dükkânı hayali de Mike'ın zihninde yarım kalmış bir gelecek olarak yerini aldı. Artık bu hayal, bir gün gerçekleştirilebilecek bir plan olmaktan çok, kaybettiği insanların ve yaşayamadığı hayatın hatırlatıcısıydı.

Mike'ın insanlara karşı mesafesi arttı. Konuşmadan önce gözlemlemeyi, birinin söylediklerinden çok yaptıklarına dikkat etmeyi ve gerçek niyetini anlayana kadar kimseye tamamen güvenmemeyi öğrendi. Bu davranışlar onu dışarıdan soğukkanlı gösterebilirdi; ancak iç dünyasında, her yeni bağın bir gün başka bir kayba dönüşebileceği korkusu vardı.

III. Lucas Rivas ile son hesaplaşma

Mike'ın babasına duyduğu öfke, yıllar içinde dinmedi. Merina'nın ölümü, Mia'nın yaşadığı acılar ve evde geçirdiği yıllar boyunca biriken her şey, Lucas'ın Mike'ın zihnindeki yerini belirlemişti. Lucas artık yalnızca korktuğu bir baba değildi; Mike'ın geçmişindeki bütün çaresizliğin sembolü hâline gelmişti.

Mike on dokuz yaşına geldiğinde bu hesaplaşma gerçekleşti.

Lucas ile karşı karşıya geldiğinde yıllardır içinde tuttuğu öfke, korku ve suçluluk birbirine karıştı. Karşılaşma, Mike'ın hayatının geri kalanını etkileyecek bir şiddet eylemiyle sonuçlandı. Babasını üç kez vurdu ve Lucas Rivas öldü.

Mike açısından bu olayın ardından rahatlama ile huzurun gelmesi beklenebilirdi. Ancak geçmişte yaşananların hiçbiri ortadan kalkmadı. Annesi geri dönmedi. Mia'nın kaybı değişmedi. Luis'in ölümü açıklanabilir hâle gelmedi. Mike, kendisini yıllardır korkutan adamı öldürmüş olsa da kendi içinde taşıdığı öfkeyi ortadan kaldıramadı.

Daha da önemlisi, yıllardır korktuğu bir şeye yaklaşmıştı: Babası gibi birine dönüşmek.

Mike şiddeti bir çözüm olarak görmeye başladığında bunun sonunun nereye varabileceğini biliyordu. Yine de geçmişinin ağırlığıyla başa çıkmakta zorlandığı anlarda kendisini kontrol etmek her zaman kolay değildi. İçinde, sevdiklerini korumak isteyen çocuk ile öfkesini dizginlemekte zorlanan adam arasında sürekli bir mücadele vardı.

Zamanla Mike'ın adı çevresinde farklı bir ün oluşmaya başladı. İnsanlar onu sessizliği, sertliği ve gerektiğinde ne kadar ileri gidebildiği nedeniyle tanımaya başladı. Ona takılan lakaplardan biri de “Kasap” oldu.

Bu lakap, Mike'ın kim olduğunu bütünüyle açıklamıyordu. Onu yalnızca şiddet üzerinden tanımlayanlar, kayıplarını, pişmanlıklarını ve hâlâ içinde taşıdığı insan tarafını göremiyordu. Mike'ın kendisi de bu görüntünün arkasına saklanmayı zaman zaman daha kolay buluyordu.

Annesinden ve kız kardeşinden kalan haç kolyesi ise onun için hâlâ ayrı bir anlam taşıyordu. Öfkelendiğinde ya da kontrolünü kaybetmeye yaklaştığını hissettiğinde kolyeyi elinde sıkıca tutması, geçmişinden kalan bir alışkanlıktı. O küçük eşya, Mike'a kim olduğunu ve kim olmak istemediğini hatırlatıyordu.

IV. İhanet, tuzak ve cezaevi

Mike'ın geçmişindeki en ağır kırılmalardan biri, Elvi Scott ve Mattias Lucas'ın ihanetini öğrenmesiyle yaşandı. Elvi, Mike'ın sevgilisi; Mattias ise güvendiği insanlardan biriydi. Luis'in ölümüne uzanan olaylarla bağlantılı ihanetin gerçek boyutu, Mike'ın hayatındaki güven duygusunu zaten derinden sarsmıştı.

Mia'nın ölümünden sonra öğrendiği gerçekler, bu yarayı daha da büyüttü. Mike, kendisini yakınında tuttuğu insanların arkasından iş çevirdiğini fark ettiğinde, geçmişte yaşadığı kayıplarla yeni ihaneti birbirinden ayırmakta zorlandı.

Sonunda kendisi de bir tuzağın hedefi oldu. Uzak ve gözlerden ırak bir yerde kurulan tuzak sırasında üç kez vuruldu. Ağır yaralanmasına rağmen hayatta kaldı. Ancak bu olayın ardından özgürlüğünü koruyamadı ve tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Cezaevi, Mike'ın hayatındaki sorunları çözmedi. Onu geçmişinden uzaklaştırmadığı gibi, kendisiyle yüzleşmesini de kolaylaştırmadı. İçeride geçirdiği zaman boyunca dış dünyadan uzak kaldı; öfkesini, kayıplarını ve gelecekte nasıl bir insan olmak istediğini düşünmek için fırsat buldu.

Cezaevinde yollarının kesiştiği kişiler arasında Igor Klitschko da vardı. Igor, Mike'ın geçmişini bilen ve onun yaşadıklarının bir kısmından haberdar olan nadir insanlardan biriydi. Mike'ın hayatında böyle birinin bulunması, geçmişini herkese anlatmak zorunda kalmadan anlaşılabilmesi bakımından önemliydi.

Öte yandan Hank Freedom ile arasında düşmanlık oluştu. Hank'in mahkûmlar üzerinde kontrol kurma isteği, cezaevindeki ilişkileri daha da karmaşık hâle getiriyordu. Mike, burada da insanları gözlemlemek ve niyetlerini anlamaya çalışmak zorunda kaldı.

Cezaevi yılları Mike'ı daha temkinli biri hâline getirdi. Her çatışmaya girmemeyi, gereksiz yere konuşmamayı ve karşısındaki insanın ne istediğini anlamadan harekete geçmemeyi öğrendi. Fakat bu süreç onu bütünüyle değiştirmedi. İçinde hâlâ sevdiklerini korumaya çalışan, sadakate değer veren ve kendi geçmişinden kaçmak isteyen bir adam vardı.

Mike için özgürlük, yalnızca cezaevinin kapısından çıkmak değildi. Asıl mesele, dışarı çıktığında geçmişteki hatalarının ve kayıplarının onu yeniden aynı yola sürüklemesine izin vermemekti.

V. Los Santos'ta yeni bir başlangıç

Cezaevinden çıktıktan sonra Mike, hayatını yeniden kurmaya karar verdi. Önünde kesin bir plan ya da onu bekleyen güvenli bir gelecek yoktu. Geçmişindeki suçlar, kayıplar ve insanlarla kurduğu karmaşık ilişkiler hâlâ peşindeydi. Yine de Mike, bütün bunların geri kalan hayatını belirlemesine izin vermemek istiyordu.

Los Santos'ta geçirdiği ilk aylar, yeni bir düzene alışmaya çalışmakla geçti. Bir yandan geçimini sağlamanın ve günlük hayatını sürdürebilmenin yollarını arıyor, diğer yandan eski çevresinden uzak durmaya çalışıyordu. Otomobiller ve mekanik işler hâlâ ilgisini çekiyordu. Bir gün kendi emeğiyle ayakta durabileceği bir iş kurmak, yıllar önce Luis ile kurduğu hayale yeniden yaklaşmak istiyordu.

Ancak yeniden başlamak, geçmişi silmek anlamına gelmiyordu.

Mike'ın kalıcı bir güvenceye sahip olduğu söylenemezdi. Hayatı bir düzene girmeye başlamış olsa da bu düzen kırılgandı. Henüz arkasını rahatça yaslayabileceği bir evi, kendisini koşulsuz destekleyecek geniş bir çevresi ya da geleceğini güvence altına alacak bir planı yoktu.

Bu dönemde Mike, insanlara karşı temkinli davranmaya devam etti. Birine yakınlık göstermeden önce onu gözlemliyor, verdiği sözlerden çok davranışlarına bakıyordu. Buna rağmen tamamen yalnız kalmak da istemiyordu. Geçmişte yaşadığı ihanetler ona güvenmenin tehlikelerini öğretmişti; fakat kimseye güvenmeden yaşamanın da insanı giderek içine kapattığını biliyordu.

Annesinden ve Mia'dan kalan haç kolyesi hâlâ boynundaydı. Mike, zaman zaman kolyeye dokunarak kendisine bir zamanlar nasıl bir hayat istediğini hatırlatıyordu. Artık geçmişi değiştiremezdi. Yapabileceği tek şey, bundan sonra vereceği kararların geçmişteki hatalarını tekrarlamasını engellemekti.

Ne var ki Mike'ın yeni bir hayat kurmaya çalıştığı bu dönem, Los Santos'un kendi tarihindeki en karanlık döneme yaklaşmasıyla kesintiye uğrayacaktı.

VI. Vita-12'nin ardındaki gerçek

Los Santos'ta yaşanan felaketin başlangıcı, sokaklarda görülen ilk saldırılardan çok daha önceye dayanıyordu.

Yıllar boyunca yaşlanmayı durdurmayı, dokuları yenilemeyi ve insan bedeninin sınırlarını aşmayı hedefleyen gizli bir biyolojik çalışma yürütülmüştü. Vita-12 adı verilen tedavi, dünyanın en güçlü aileleri ve ayrıcalıklı çevreleri için hazırlanmıştı. Projeye katılan yüzlerce insan, tedavinin yalnızca yaşlanmayı yavaşlatacağına değil, insan bedenini daha dayanıklı hâle getireceğine de inanıyordu.

Başlangıçta sonuçlar başarılı görünüyordu. Tedavi uygulanan kişiler beklenenin aksine yaşlanma belirtileri göstermiyor, bedenleri sağlıklı ve genç görünmeye devam ediyordu. Ancak ortaya çıkan belirtiler zamanla bu başarı görüntüsünün ardındaki gerçeği açığa çıkarmaya başladı.

Charles Clain'de görülen uykusuzluk, hafıza kaybı, zihinsel karışıklık ve saldırganlık, başlangıçta kontrol altında tutulmaya çalışıldı. Ardından benzer sorunların başka kişilerde de görülmesi, projenin sorumlularını giderek daha sert önlemler almaya itti. Kayıtlar değiştirildi, raporlar gizlendi ve tedavinin gerçek sonuçlarını ortaya çıkarabilecek bilgiler saklandı.

2025 yılında Akira Nakamura'nın Vita-12 kayıtlarını gizlice kopyalaması, olayların seyrini değiştirebilecek bir gelişmeydi. Kopyalanan belgeler arasında tedavi uygulanan kişilerin sağlık raporları ve Charles Clain'in durumunu gösteren görüntüler bulunuyordu. Ancak dosyaların bir kısmı kayboldu. Bu bilgilerin kimlerin eline geçtiği ve kimlerin gerçekleri bildiği hiçbir zaman tam olarak açıklığa kavuşmadı.

Tedaviyi alan kişiler, belirgin belirtiler ortaya çıkmadan önce bile bulaşma zincirinin bir parçası hâline gelebiliyordu. Gündelik temaslar ve sıradan sosyal etkinlikler, tehlikenin fark edilmeden yayılmasına zemin hazırlıyordu.

Böylece felaket, ilk insanların saldırganlaşmasıyla başlamış gibi görünse de aslında çok daha önce hazırlanmıştı.

2026 yılına gelindiğinde Los Santos'ta yaşanan olaylar artık saklanamayacak bir noktaya ulaştı. İnsanlar aniden çevrelerine saldırıyor, yaralanmalar ve ölümler hızla artıyor, hastaneler ve acil servisler gelen vakaları karşılamakta yetersiz kalıyordu. Başlangıçta münferit olaylar gibi görünen saldırılar, kısa sürede şehrin farklı bölgelerine yayıldı.

Yetkililer durumu kontrol altına almaya çalışırken iletişim sistemleri, sağlık hizmetleri ve güvenlik hatları çökmeye başladı. Bazı hastanelere saldırılar düzenlendi, ulaşım güzergâhları değiştirildi ve sahte yayınlar insanların yanlış yönlere gitmesine neden oldu. Gerçeği öğrenmeye çalışanlar, birbirleriyle çelişen açıklamalar ve giderek büyüyen bir kaosla karşılaştı.

Los Santos artık eskisi gibi bir şehir değildi.

VII. Salgının ilk günü

Mike, Vita-12'nin arkasındaki gerçekleri bilmiyordu. Tedavinin geçmişinden, gizli laboratuvarlardan ya da salgının nasıl başladığından habersizdi. Onun gördüğü şey, bir anda anlamını yitiren gündelik hayatın kendisiydi.

Salgının ilk belirtileri ortaya çıktığında Mike Los Santos sokaklarındaydı. Önce çevresindeki insanların telaşını fark etti. Normalde kalabalık olan yerlerde insanlar birbirlerine çarparak ilerliyor, bazıları telefonlarından yardım arıyor, bazıları ise ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Uzaklardan gelen siren sesleri, yükselen bağırışlar ve düzensiz araç hareketleri giderek artıyordu.

İlk başta bunun büyük bir toplumsal olay, kontrol dışına çıkmış bir şiddet dalgası ya da şehir genelinde yaşanan bir güvenlik sorunu olduğunu düşündü. Ancak kısa süre sonra gördükleri, sıradan bir olayla açıklanamayacak kadar korkunç bir hâl aldı.

İnsanlar birbirlerine saldırıyordu. Yaralılar yerde yatıyor, bazıları yardım isteyen kişilere yönelirken bir anda saldırganlaşıyor, çevredeki kalabalık panikle kaçışıyordu. Ne polislerin müdahalesi ne de insanların yardım çağrıları yaşananları durdurabiliyordu.

Mike, hayatı boyunca şiddetin yabancısı olmamıştı. Tepito'da büyümüş, ailesindeki şiddeti görmüş, kendi hayatında silah kullanmış ve cezaevinde hayatta kalmayı öğrenmişti. Fakat karşısındaki durum, bildiği şiddetten farklıydı. Burada öfkeyle hareket eden insanları anlamak, onları sakinleştirmek ya da karşısındaki kişinin niyetini okumak mümkün değildi.

Bir insanın neden saldırdığını anlamak için zaman gerekir. Fakat sokaklarda o zamanı bulmak mümkün değildi.

Mike'ın ilk hedefi şehir merkezindeki tehlikeden uzaklaşmaktı. Uzun vadeli bir plan kuracak durumda değildi. Yanında ne kadar erzak bulunduğunu, şehrin hangi bölgelerinin güvenli olduğunu ya da olayların ne kadar süreceğini bilmiyordu. Tek bildiği, bulunduğu yerde kalmanın giderek daha tehlikeli hâle geldiğiydi.

Kalabalıktan uzaklaşmaya çalışırken çevresini dikkatle izledi. Ana yolların bazıları tıkanmış, araçlar birbirine girmiş ve insanların kaçış girişimleri yeni tehlikeler yaratmıştı. Mike, en kalabalık güzergâhlardan uzak durmaya çalışarak şehir merkezinden çıkış aradı.

Bir süre sonra terk edilmiş bir bölgeye ulaştı. Burada kalabalığın sesi azalmış, uzaktan gelen bağırışlar yerini aralıklı sirenlere ve belirsiz gürültülere bırakmıştı. Mike kısa süreliğine durdu. Nefesini toparladı, çevresini gözlemledi ve nerede olduğunu anlamaya çalıştı.

Fakat sessizlik, güvenli olduğu anlamına gelmiyordu.

Yanında yeterli yiyecek ve su yoktu. Şehirde ne kadar süre bu hâlin devam edeceğini bilmediği için ihtiyaçlarını karşılaması gerekiyordu. Yakındaki terk edilmiş binaları kontrol etmeye başladı. İçeride kalan kullanılabilir eşyaları, kapalı su şişelerini ve bozulmamış paketli yiyecekleri aradı.

Bulabildikleri çok azdı. Birkaç şişe su, az miktarda paketli yiyecek ve işe yarayabilecek küçük eşyalar dışında kayda değer bir erzak bulamadı. Yine de bunları yanında tutmaya karar verdi. Artık en küçük malzemenin bile ileride ne kadar değerli olabileceğini kestirmek mümkün değildi.

Mike, henüz yaşananların adını koyamıyordu. Bir salgın mı vardı? İnsanlar bilinmeyen bir hastalık nedeniyle mi saldırganlaşıyordu? Devlet kontrolü yeniden sağlayabilecek miydi? Bu soruların hiçbirine yanıt bulamadı.

O sırada onun için önemli olan, bir sonraki saati sağ salim geçirebilmekti.

VIII. İlk Asil

Terk edilmiş binaların çevresini kontrol ettiği sırada Mike, uzakta hareket eden birini fark etti.

İlk bakışta yaralı bir insana benziyordu. Hareketleri düzensizdi ve yürüyüşünde alışılmadık bir tuhaflık vardı. Mike hemen yanına gitmedi. Yakındaki bir engelin arkasına çekilerek onu uzaktan gözlemlemeye başladı.

Adamın davranışlarında, Mike'ın sokaklarda gördüğü yaralı ya da panik içindeki insanlardan farklı bir şey vardı. Çevresine normal bir insan gibi tepki vermiyor, hareketleri sanki bedeninin kontrolünü kaybetmişçesine kesintili görünüyordu. Bir süre sonra yaklaşan bir başka kişiye yöneldiğinde, Mike gördüklerinin sıradan bir kavga olmadığını anlamaya başladı.

O an, karşısındaki şeyin ne olduğunu bilmiyordu. Henüz bu yaratıklara Asil denildiğini duymamıştı. Bulaşmanın nasıl gerçekleştiğini, yaralanmanın ne anlama geldiğini veya bu varlıkların ne kadar tehlikeli olabileceğini de bilmiyordu.

Mike'ın ilk içgüdüsü, merakını gidermek için yaklaşmak değil, mesafesini korumaktı.

Hayatı boyunca tehlikeli insanlarla karşılaşmıştı; ancak bu defa bildiği kuralların işe yarayıp yaramayacağından emin değildi. Karşısındaki varlığın korku, acı ya da tehdit karşısında nasıl tepki vereceğini kestiremiyordu. Bu nedenle sessiz kaldı, dikkat çekmemeye çalıştı ve hareketlerini sınırladı.

Bir süre gözlemledikten sonra bulunduğu yerde kalmanın doğru olmayabileceğini düşündü. Elindeki az miktardaki erzakla birlikte bölgeden uzaklaşması gerekiyordu. Daha önce güvenli görünen sokakların artık güvenli olmayabileceğini anlamıştı. Önünde belirgin bir hedef yoktu; yalnızca kendisini fark etmemiş olan bu varlıktan uzaklaşmak ve başka bir barınak bulmak istiyordu.

Mike, dikkatli adımlarla geri çekildi. Acele ederek ses çıkarmak ya da varlığın dikkatini üzerine çekmek istemiyordu. İlk kez karşılaştığı bu tehditle doğrudan mücadele etmek yerine, hayatta kalma ihtimalini artıracak seçeneği tercih etti.

Bu karar, onun bütün hayatını kurtaracak bir stratejinin başlangıcı değildi. O sırada yalnızca elindeki sınırlı bilgilerle mümkün olan en mantıklı şeyi yapıyordu.

Los Santos'ta artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını henüz tam olarak kavrayamamıştı. Ancak şehrin sokaklarında gördükleri, bunun birkaç gün içinde sona erecek sıradan bir kriz olmadığını düşündürmeye başlamıştı.

Mike Rivas, yıllarca geçmişinden kaçmaya ve kendi hayatını yeniden kurmaya çalışmıştı. Şimdi ise geçmişteki kayıplarını geride bırakıp bırakamayacağını düşünmekten çok daha temel bir sorunla karşı karşıyaydı.

Hayatta kalmak.

Ve bu kez, karşısındaki tehlike yalnızca insanlardan ibaret değildi.

IX. Yeni dünyanın eşiğinde

Salgının ilk saatlerinde Mike'ın elinde bir harita, güvenilir bir telsiz ağı ya da onu koruyacak bir topluluk yoktu. Vita-12'nin gerçek doğasını bilmiyor, şehrin gelecekte nasıl bir hâle geleceğini tahmin edemiyordu. Sinek Yuvası'nın, Zentrum'un ya da ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak diğer yerleşimlerin varlığından da habersizdi.

Onun için dünya hâlâ tanıdığı sokaklardan, terk edilmiş binalardan ve uzaklardan gelen seslerden ibaretti.

Mike'ın geçmişi, böyle bir ortamda hem avantajı hem de yükü olacaktı. Sokaklarda büyümüş olması onu tehlikeyi gözlemlemeye, insanlara hemen güvenmemeye ve zor şartlarda pratik çözümler aramaya alıştırmıştı. Mekanik bilgisi, ilerleyen süreçte araçları ve kullanılabilir ekipmanları değerlendirmesine yardımcı olabilirdi. Fakat bunların hiçbiri ona yeni dünyanın bütün tehlikelerine karşı güvence sağlamıyordu.

Dahası, Mike yalnızca fiziksel olarak hayatta kalmakla mücadele etmeyecekti. Geçmişinde yaşadığı kayıplar, başkalarına güvenmekte zorlanması ve babasına benzemekten duyduğu korku, insanlarla yeniden ilişki kurmak zorunda kaldığında onun kararlarını etkileyecekti.

Bir gün kendisine yardım eden birine güvenebilecek miydi? Yanında kalan insanları korumak uğruna yeniden şiddete başvuracak mıydı? Yoksa hayatta kalabilmek için zamanla kendi değerlerinden vazgeçmeye mi başlayacaktı?

Bu soruların yanıtları henüz belli değildi.

2026 yılında Los Santos'ta başlayan felaket, Mike'ın yeni hayatını kurma çabasını yarıda bırakmıştı. Fakat onun hikâyesi, ilk Asil'i gördüğü anda tamamlanmış değildi. Tam tersine, o gün Mike'ın önüne daha önce hiç karşılaşmadığı bir dünya açılmıştı.

Artık mesele yalnızca geçmişte yaptığı hataların bedelini ödemek ya da kaybettiği insanları hatırlamak değildi. Önünde, her gün yeni bir karar vermesini gerektiren ve yanlış bir kararın hayatına mal olabileceği bir gelecek vardı.

Mike Rivas'ın neye dönüşeceğini belirleyecek olan şey, yalnızca geçmişinde yaşadıkları olmayacaktı. Bundan sonra karşılaşacağı insanlar, kuracağı bağlar ve hayatta kalmak uğruna vermek zorunda kalacağı kararlar da onun hikâyesini şekillendirecekti.

Los Santos çökerken Mike Rivas için eski hayat sona ermişti. Yeni hayatıysa henüz başlamış sayılmazdı.

Whitelist Rol Hikayesi & Şehir Sırları
Kilitli Katman

Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır

Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.

Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar

Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları

11 Bağlantı
SR
Solomon Reyes Şehir Sakini
Dost / Müttefik

« Eski bir dost. »

Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
LD
Lucas Daniel Şehir Sakini
Dost / Müttefik

« Yeni bir dost ama sağlam bir dost. »

Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
AW
Alexander Wons Şehir Sakini
Dost / Müttefik

« Eski bir dost. »

Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
NS
Nathan James Stone Şehir Sakini
Dost / Müttefik

« Yeni bir dost. »

Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
LB
Lucas Bennett Şehir Sakini
Dost / Müttefik

« Yeni bir dost. »

Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
JM
Jane Moss Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
BM
Bobby Martin Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
EM
Elwis Murph Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
JR
Jacky Rhee Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
RG
Runar Galdrasson Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
RM
Rio Martin Şehir Sakini
Dost / Müttefik
Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık