
Nancy Turner, annesi Evelyn’in hamileliğinin son döneminde yaşadığı ciddi sağlık sorunları nedeniyle 26 Haziran 2015’te, beklenenden yaklaşık bir ay önce dünyaya geldi.
Hamileliğinin son haftalarında Evelyn’in sağlık durumu aniden kötüleşmeye başladı. Yapılan kontrollerde karaciğer enzimlerinin tehlikeli seviyelere yükseldiği fark edildi.
Bu durum hem Evelyn’in hem de henüz doğmamış olan bebeğinin hayatını riske atıyordu.
Evelyn’in durumu ağırlaşınca Richard Turner vakit kaybetmeden eşini hastaneye götürmek için harekete geçti.
Yol boyunca gözünü bir an olsun Evelyn’den ayıramıyor, onun iyi olacağına inanmak istiyordu. Evelyn ise yaşadığı ağrılara ve endişeye rağmen bebeğini düşünüyordu.
Richard’ın yüzündeki korkuyu fark ettiğinde onu sakinleştirmeye çalışsa da kendisi de içinde büyüyen endişeyi bastıramıyordu.
Hastaneye acil olarak ulaştıklarında sağlık ekibi Evelyn’i hemen muayeneye aldı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda hem annenin hem de bebeğin sağlığının ciddi risk altında olduğu anlaşıldı. Doktorlar, hamileliğin normal süresinin tamamlanmasını beklemenin tehlikeli olabileceğini belirterek doğumu erkene alma kararı verdi.

Richard, eşinin ameliyata hazırlanışını izlerken ne yapacağını bilemiyordu. Sevdiği kadını ve henüz yüzünü bile görmediği kızını kaybetme ihtimali, hayatında hissettiği en büyük korkulardan birine dönüşmüştü.
Evelyn ameliyata alınırken Richard hastane koridorunda tek başına kaldı. Dakikalar geçmek bilmiyor, ameliyathane kapısının her açılışında başını kaldırıp bir haber bekliyordu. Aklından binlerce düşünce geçmesine rağmen yapabildiği tek şey beklemek ve ailesinin sağ salim çıkması için umut etmekti.

26 Haziran 2015’te Nancy, beklenenden yaklaşık bir ay önce dünyaya geldi. Erken doğması ve hamilelik sürecinde yaşanan komplikasyonlar nedeniyle doktorlar onu yakından takip altına aldı. Nancy bir süre gözetim altında tutulurken Richard ve Evelyn kızlarının sağlık durumuyla ilgili gelecek haberleri endişeyle bekledi. Evelyn de kendi sağlık sorunlarına rağmen aklını bir an olsun bebeğinden uzaklaştıramıyordu.
İlk günler Turner ailesi için korku ve belirsizlik içinde geçti. Richard, kızının iyiye gittiğini duyabilmek için her fırsatta doktorlardan bilgi almaya çalışıyordu. Evelyn ise Nancy’yi kucağına alacağı, yüzünü yakından görebileceği ve ona sarılabileceği anı bekliyordu. Zorlu sürecin ardından Nancy’nin durumunun iyiye gitmesi, aileye derin bir nefes aldırdı.
Nihayet Nancy’yi kucaklarına alabildiklerinde, günlerdir içlerini kemiren korkunun yerini tarifsiz bir mutluluk aldı. Richard, hemşirenin dikkatlice kollarına bıraktığı küçücük bebeğine bakarken bir süre konuşamadı. Gözleri dolmuştu. Parmaklarını kızının minicik eline uzattığında Nancy’nin parmakları elini kavradı.
Richard, gülümseyerek fısıldadı:
Richard: “Merhaba, benim küçük prensesim… Baban burada, güzel kızım. Artık seni kucağıma alabildiğime inanamıyorum.”

Nancy’nin yüzüne sevgiyle baktı, ardından onu incitmekten korkar gibi biraz daha dikkatli tuttu.
Richard: “Ne kadar küçüksün sen… Biliyor musun, seni görebilmek için günlerdir bekliyorum. Annenle birlikte seni hayal ettik, sana kavuşacağımız günü düşündük. Hoş geldin benim küçük bebeğim.”
Evelyn, yatağında uzanırken onları gözleri dolu dolu izliyordu. Kızını kucağına alma sırası geldiğinde ellerini yavaşça uzattı. Nancy göğsüne yerleştirildiğinde gözyaşlarını tutamadı. Başını eğerek bebeğinin alnına küçük bir öpücük kondurdu.

Evelyn: “Ah, benim güzel kızım… Sonunda seni görebiliyorum. Seni ne kadar bekledim, bir bilsen…”
Nancy’nin yanağını okşadı ve titreyen bir nefes aldı.
Evelyn: “Benim küçük bebeğim… Bütün bu zaman boyunca seni düşündüm. İyi misin diye, sana bir şey oldu mu diye o kadar korktum ki… Şimdi seni kollarımda tutuyorum ya, sanki dünyadaki bütün güzel şeyler bir araya gelmiş gibi hissediyorum.”
Richard, Evelyn’in yanına oturarak bir kolunu eşinin omuzlarına doladı. Bir süre hiçbir şey söylemeden ikisini izledi. Ardından kızının küçücük elini yeniden tuttu.
Richard: “Bize çok korku yaşattın, küçük hanım. Ama olsun… Sen yeter ki iyi ol. Baban her zaman yanında olacak, söz veriyorum.”
Evelyn, gözyaşlarının arasından gülümsedi.
Evelyn: “Böyle söyleme, Richard. Daha şimdiden onu şımartacaksın.”
Richard: “Ne yapayım? Şu hâline baksana. İnsan böyle bir güzelliğe nasıl kıyamaz?”
Evelyn: “Sanırım ikimiz de ona hiç kıyamayacağız.”
Richard, eşinin alnına bir öpücük kondurduktan sonra yeniden Nancy’ye döndü.
Richard: “Duydun mu küçük kızım? Annenle ben hep burada olacağız. Seni çok seveceğiz, seni korumak için elimizden geleni yapacağız. Seninle geçireceğimiz daha nice güzel günümüz olacak.”
Evelyn, kızını biraz daha kendine yaklaştırıp saçlarının üzerine yanağını yasladı.
Evelyn: “Seni çok seviyorum, benim küçük meleğim. Hayatımıza hoş geldin, Nancy Turner.”
O an odada büyük sözlere ya da başka hiçbir şeye ihtiyaçları yoktu. Evelyn’in kollarındaki küçücük bebek, Richard’ın yüzündeki mutluluk ve birbirlerine duydukları sevgi her şeyi anlatıyordu.
Onlar için Nancy yalnızca dünyaya yeni gelmiş bir bebek değildi; korkuyla geçen günlerin ardından gelen umut, yeniden gülümsemek için bir sebep ve hayatları boyunca korumak isteyecekleri en değerli varlıktı.
Nancy’nin dünyaya gelişi, Turner ailesinin hafızasında yalnızca zorlu bir doğum hikâyesi olarak kalmadı. Hastaneye yapılan o telaşlı yolculuk, ameliyathane kapısında geçen endişeli saatler ve sonunda gelen güzel haber, ailenin hayatındaki en unutulmaz anlardan biri oldu. Nancy, hayatının daha ilk günlerinde ailesine korkunun ardından umudun da gelebileceğini göstermişti.

Nancy, varlıklı ve başarılı bir mühendis olan babası Richard Turner ile annesi Evelyn’in sevgi dolu ortamında, konforlu bir hayat sürerek büyüdü. Ailesinin sağladığı imkanlarla kaliteli bir eğitim aldı. Çocukluk yıllarından itibaren modaya ve tasarıma özel bir ilgi duydu; kıyafetlerle farklı tarzlar yaratmayı, renkleri ve parçaları bir araya getirerek özgün kombinler oluşturmayı sevdi. Zamanla bu merakı, kendi stilini keşfetmesine ve modayı hayatının önemli bir parçası haline getirmesine yardımcı oldu.

Nancy’nin hayatındaki en önemli kişilerden biri, küçük kardeşi Alex Turner’dı. Yaş farklarına rağmen birbirlerine çok bağlıydılar. Nancy sakin, düşünceli ve koruyucu bir yapıya sahipken Alex daha cesur, hareketli ve konuşkandı. Farklı karakterleri sayesinde birbirlerini tamamlıyor, zor zamanlarda birbirlerine destek oluyorlardı.
Nancy, Alex’i her zaman korumaya çalışırken Alex de ablasını mutlu etmek için elinden geleni yapıyordu.
Nancy, lise eğitimini tamamladıktan sonra Moda Tasarımı bölümünde okumayı planlıyordu. Çocukluğundan beri kıyafetlere, renklere ve tasarımlara ilgi duyuyor, kendi tarzını oluşturmayı seviyordu. Gelecekte özgün tasarımlar yapmak ve moda alanında başarılı bir kariyer kurmak istiyordu. Hayallerini gerçekleştirmek için kendisini geliştirmeye ve çok çalışmaya kararlıydı.
Unutulmayacak Bir Kamp Anısı
Güneş yavaş yavaş ağaçların arkasına çekilirken Turner ailesi, göl kenarındaki kamp alanına sonunda ulaşmıştı. Richard, arabanın bagajından çadır malzemelerini çıkarırken Evelyn yiyecekleri hazırlıyor, Nancy ile küçük Alex ise çoktan etrafı keşfetmeye başlamıştı.

“Alex, çok uzaklaşma!” diye seslendi Evelyn.
Alex arkasına dönüp gülümsedi. “Uzaklaşmıyorum anne! Nancy’yle sadece buraya bakıyoruz!”
Nancy, kardeşinin elinden tutarak gölün kenarını işaret etti. “Bak, Alex! Su o kadar sakin ki, sanki gökyüzü içine düşmüş.”
Alex eğilip suya baktı. “Peki balıklar nerede?”
Nancy omuz silkti. “Belki onlar da kamp yapmaya gelmiştir.”
Alex kahkahalara boğulurken Nancy de gülmeye başladı. Onların sesini duyan Richard, çadırı kurmayı bırakıp başını kaldırdı.
“Anlaşılan kampın en eğlenceli kısmı başlamış bile,” dedi gülümseyerek. “Ama önce şu çadırı kurmama yardım edecek iki gönüllüye ihtiyacım var!”
Alex hemen elini kaldırdı. “Ben yardım ederim!”
Nancy kardeşine yan gözle baktı. “Geçen sefer çadırın ipine takılıp yere düşen de sendin.”
“Bu sefer düşmeyeceğim!”
Richard gülerek başını salladı. “Pekâlâ, Bay Turner. Görelim bakalım.”

Bir süre sonra çadırları kurulmuş, eşyalar yerleştirilmişti. Evelyn de getirdikleri yiyecekleri hazırlamıştı. Ailece gölün karşısındaki manzaraya bakarak yemeklerini yediler. Gün boyunca yaptıkları küçük sakarlıkları, Alex’in bitmek bilmeyen sorularını ve Nancy’nin anlattığı komik hikâyeleri konuştular.
Hava serinlemeye başladığında Richard kamp ateşini yaktı. Alevlerin sıcaklığı yüzlerine vururken Alex, annesinin yanına sokuldu.
“Anne, bu gece burada mı uyuyacağız?”
Evelyn saçlarını okşadı. “Evet, canım. Hep birlikte.”
“Peki ya ayılar gelirse?”
Nancy hemen araya girdi. “Gelirlerse onlara babamın yemeklerini veririz. Belki bir daha uğramazlar.”
Richard elindeki marshmallow çubuğunu havaya kaldırdı. “Benim yemeklerim o kadar kötü değil!”

Evelyn kahkaha attı. “Richard, geçen sefer makarnayı yakmıştın.”
“Yemek yapmak bir sanattır, Evelyn. Herkes anlayamaz.” dedi Richard.
“Sanırım ayılar bile anlamaz,” dedi Nancy.
Bu kez herkes kahkahalara boğuldu. Richard, sözde gücenmiş gibi kollarını göğsünde birleştirdi ama yüzündeki gülümsemeyi saklayamadı.
Bir süre sonra Evelyn çantasından fotoğraf makinesini çıkardı.
“Bence bu akşamı hatırlamak için bir fotoğraf çekmeliyiz.”
Nancy hemen ayağa kalktı. “Evet! Ama hepimiz çıkalım. Kimse fotoğrafı çekmek için dışarıda kalmasın.”
Richard makineyi bir kayanın üzerine yerleştirdi ve zamanlayıcısını ayarladı. Ardından ailesinin yanına koştu. Evelyn oturup Alex’i kucağına alırken Nancy babasının yanına sokuldu. Richard bir kolunu Nancy’nin omuzlarına doladı, diğer eliyle de Evelyn’in elini tuttu.
“Hazır mıyız?” diye sordu Richard.
Alex iki elini havaya kaldırdı. “Ben hazırım!”
Nancy gülerek kardeşinin elini aşağı indirdi. “Alex, normal bir fotoğraf çekileceğiz!”
“Ama ben böyle daha güzel çıkıyorum!”
Evelyn gülümseyerek ikisine baktı. “İkiniz de buraya bakın. Hadi, son üç saniye!”
“Üç… iki… bir!”

Fotoğraf makinesi deklanşöre bastığında Alex tam o sırada komik bir yüz yapmış, Nancy kahkahasını tutamamış, Richard ise ikisine bakarak gülümsemişti. Evelyn’in yüzündeki mutluluk da fotoğrafa yansımıştı.
“Oldu mu?” diye sordu Alex, hemen yerinden kalkarak.
Richard makineyi alıp fotoğrafı kontrol etti. Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra gülümsedi.
“Bence bu, şimdiye kadar çektiğimiz en güzel fotoğraf.”
Nancy merakla yanına geldi. “Göster!”

Fotoğrafa baktığında kendi kahkahasını, Alex’in komik ifadesini ve anne babasının birbirlerine bakışını gördü.
Kusursuz bir fotoğraf değildi; herkes kameraya bile bakmıyordu. Ama tam da bu yüzden gerçekti.
Nancy fotoğraf makinesini babasının elinden alıp dikkatle inceledi.
“Bunu saklayalım, tamam mı? Büyüdüğümüzde de bakalım.”
Richard kızının saçlarını okşadı. “Elbette. İstediğin zaman açıp bu günü hatırlayabiliriz.”
Alex hemen Nancy’ye sarıldı. “Ben büyüyünce de seninle kampa geleceğim!”
Nancy kardeşine sarılarak gülümsedi. “Söz mü?”
“Söz!”
O gece aile, kamp ateşinin etrafında biraz daha oturdu. Yıldızları izlediler, hikâyeler anlattılar ve ertesi gün neler yapacaklarını konuştular. Nancy, o anların sıradan bir aile günü olduğunu düşünüyordu. Bir gün geriye dönüp bu anları böylesine özleyeceğini, tek bir fotoğrafın bile kendisi için ne kadar değerli olacağını henüz bilmiyordu.
Ama o akşam çekilen fotoğraf, yıllar sonra bile Nancy’nin zihninde aynı sıcaklığı taşıyacaktı: annesinin gülümsemesini, babasının şakalarını ve Alex’in bitmek bilmeyen kahkahalarını…
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.
Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar
Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları
« Sığınaktan onu çıkarıp kurtaran abisi »
« Kendisine hep yardımcı olan arkadaşı »
« Yeni yakın arkadaşı »
« Onca sorunun karşısında şakalarıyla güldüren kadim dostu »