Shanks Mercy 2008 Doğumlu (27) Bekar / Aile: Kendini bildi bileli yetimhanede. Babasını tanımıyor, annesi Lin Shanks onu doğurduktan kısa süre sonra vefat ediyor. (Yetimhane çıkışlı)
ÇOCUKLUK Shanks'ın hayatı, kendisiyle aynı ranzayı paylaşan, ondan üç yaş küçük ama ruhu çok daha kırılgan olan Leo'yla geçti. Hatırladığı en eski anı ona aitti. Shanks yetimhanede büyürken çok defa başkalarıyla tartışmış ve dayak yemişti. 9 yaşına geldiğinde sistemin işleyişini anladı: Çağrılmadığı veya ucu ona dokunmayan hiçbir işe karışmamak. Aksi takdirde sonu dayak ve aşağılanmaydı. Ama Leo öyle değildi; Shanks sürekli onu savunuyor, Leo dayak yemesin diye hep önüne geçiyordu. Yıllar bazen gizlice kaçarak, bazen yemek aşırarak, bazen de odada sadece sessizce oturarak geçti.
(2023 – 2026) 2023'te, Shanks 15 yaşındayken ikisinin de hayatı değişti. Rancho bölgesinde dükkanı olan bir oto tamircisi, hem dükkanda çalıştıracak bedava çırak aradığı hem de devlet desteğinden faydalanmak istediği için Shanks ve Leo'yu beraber evlat edindi. Yetimhaneden çıkıp sanayiye yerleştiler; dükkandaki küçük oda yeni evleri oldu. Shanks, üvey babalarının asıl niyetini kısa sürede fark etti: Çalışacak düşük maliyetli işçi. Shanks özgürlükçüydü fakat Leo için iç sesini susturup günlerini sakin geçiriyordu. Leo yapacaklarının sonucunu düşünmediği için Shanks onun yapmadığı işleri de üstlenip kardeşini üvey babasından koruyordu. Bu dönemde dükkandaki küçük televizyonda haberler dönmeye başladı. Dünyanın önde gelen zenginlerinin kaybolduğu konuşuluyordu. Leo bazen bu haberlere takılıp dışarıyı merak etse de Shanks ilgilenmiyordu. Onun tek derdi üvey babasına alet uzatmak, sürekli eşya taşımak ve işi öğrenmekti. Zenginlerin dünyası sanayideki bir yetimin umurunda değildi.
2026 (18) : "Zenginler Vebası" denen hastalık canlı yayında donakalan bir oyuncu, takım arkadaşını parçalayan bir sporcu gibi olaylarla patlak verdi. Leo haberleri gösterip sürekli haklı olduğunu ve bir şeyler yapmaları gerektiğini savunarak kavga ediyordu. Shanks, üvey babasının atölyeyi bırakmayacağını biliyordu. Nitekim adam netti: "Başka yere gidip açlık çekeceğime burada atölyemde iki tabak yemeği yeğlerim" Çok geçmeden sıradan bir iş gününde çalışırken Leo eksik filtreleri almak için parçacıya gitti. Bir süre sonra dışarıda sirenler ve gürültüler koptu. Shanks'in telefonu çaldı; arayan Leo'ydu. Korkmuş bir sesle parçacının deposuna saklandığını, insanların dışarıda birbirini parçaladığını ve haberlerin gerçek olduğunu söyledi. Shanks ne yapacağını soramadan telefondan kırılan bir kapı sesi, ardından Leo'nun çığlığı geldi ve hat kapandı. Shanks kapıya yöneldiğinde ana caddedeki kanlı kargaşayı gördü. Atölyede çalışan diğer üç kişiden biri "Kepenkleri kapatın!" diye bağırdı. Shanks o an yapabileceği hiçbir şey olmadığını anladı. Geri çekildi, kepenkleri indirdi ve içeriden kilitledi. Atölye karanlığa gömüldü. Dışarıdaki çığlıklar saatlerce kesilmedi. Shanks ofisin köşesine çökmüş, sessiz telefona bakıyordu. Onu koruyamadığı için hissettiği acizlik, korkusunu bastırmıştı. Leo gitmişti ama Shanks bunu kavrayamıyor, rüyada olduğunu sanıyordu.
Atölyede Bekleyiş ve Kaçış (2026) İlk birkaç gün sessizdi. Ancak buzdolabındaki erzak bittiğinde korku yerini açlık ve öfkeye bıraktı. Üvey baba yiyecekleri sadece kendine saklıyordu. Dördüncü gece, açlıktan gözü dönmüş iki çalışanla üvey baba arasında büyük bir kavga çıktı. Çalışanlar kepengi aralayıp bir araçla kaçmak istiyor, adam ise dükkanını terk etmemek için direniyordu. Shanks kavgaya karışmadı. İzlemedi bile. Burada kalmanın anlamı yoktu. Arbede sürerken sessizce alet çantasını aldı; içine İngiliz anahtarı, tornavida ve pense koydu. Hurdalığa bakan arka havalandırma camını kırıp dışarı atladı. Yakındaki küçük bir benzinliğe ilerlediğinde bir araç benzinliğe yanaştı. Etraftaki herkesin haberlerdeki gibi araca saldırmaya çalıştığını fark etti. Herkes kaçan aracın peşinden gidince Shanks boşalan mağazaya girip taşıyabildiği kadar erzak sırtladı ve atölyeye döndü. İçeri girdiğinde üvey babasını yerde kafası kan içinde yatarken buldu; yanında kanlı bir levye duruyordu. Çalışanlar kaçmıştı. Shanks adamın cesedini lavaboda klozetin üstüne çıkıp havalandırmadan dışarı attı. Üvey babası için ağladığına kendi bile anlam veremedi. Gözyaşları durduğunda atölyede tamamen yalnız kaldığını fark etti. Ağlaması adama duyduğu sevgiden değil; Leo'nun gidişi, alıştığı dünyanın parçalanışı ve yapayalnız kalışının yüzüne çarpmasıydı. Adam ona eziyet etmişti ama bu dükkan bildiği tek evdi. Şimdi o da yoktu. Benzinlikten getirdiği erzaklar onu haftalarca yaşattı. Gündüzleri ofiste oturuyor, geceleri hurda araçlarda uyuyordu. Ancak sular kesilip elektrikler gidince Los Santos'un artık ölü bir şehir olduğunu anladı. Erzakları suyunu çekince alet çantasını sırtladı, sağlam bir levye aldı ve arka camdan sonsuza dek çıkıp gitti.
2026-2035 Radyodan insanların Lago Zancudo (Sinek Yuvası) ve Mirror Park (H-12) gibi büyük kamplar kurduğunu duydu. Ancak atölyedeki o kanlı manzara ona bir ders vermişti: İnsanlar aç kalıp korktuğunda içlerindeki canavar çıkıyordu. Üvey babasının kafasının ezildiği geceyi unutmadığı için hiçbir kampa yaklaşmadı. Beş yıl tam bir göçebe olarak yaşadı. Terk edilmiş benzinliklerde, ıssız garajlarda ve otoban kenarlarındaki eski motellerde barındı. Radyodan büyük kampların sırayla çöktüğünü, içten içe birbirlerini yediklerini duyduğunda, kalabalıklardan uzak durma kararının onu hayatta tutan tek şey olduğuna emin oldu. 2032'nin sonlarında dağlık bölgeye düşen meteor, hayatta kalma kurallarını tamamen değiştirdi. Alev Asilleri'nin çıkışı ve Kızıl Bölge, kırsalı daha ölümcül hale getirdi. Araçların depoları kurumuş, sağlam parça bulmak imkansızlaşmıştı. Shanks artık sırf bir litre benzin için çok fazla risk alıyordu. Uyandığı bir gün ensesine inen sert bir darbeyle kendini yerde buldu. Başında üç kişi duruyordu. Silahları yoktu; sadece onun gibi hayatta kalmaya çalışan ama ondan daha aç ve çaresiz bir gruptu. Shanks karşı koymaya çalıştı ama yüzüne yediği tekmeler onu yere mıhladı. Adamlar, Shanks'in kendi onardığı külüstür arazi aracına bindiler. İçindeki erzakları, yedek parçaları ve yıllardır yanından ayırmadığı demir levyesini de aldılar. Araç tozu dumana katarak uzaklaşırken, Shanks asfaltta kanayan burnunu tutarak bakakaldı. Üzerindeki kirli kıyafetleri ve cebindeki İngiliz anahtarından başka hiçbir şeyi kalmamıştı. Aracı, silahı ve erzağı olmadan tek başına hayatta kalması imkansızdı. Günlerce aç ve susuz yürüdü. Geceleri ağaç kovuklarında saklandı, gündüzleri ise sadece yıllar önce radyodan duyduğu son güvenli noktaya doğru ayaklarını sürükledi: Zentrum. Güneş batarken yüksek beton duvarların silüeti ufukta belirdi. Shanks, 27 yaşında, yorgunluktan bitkin, sahip olduğu her şeyi yollarda bırakmış bir adam olarak devasa demir kapıların önüne geldi. İçerideki hiyerarşiyi bilmiyordu. O sadece hayatta kalmak için sığınacak yer arayan bir "Yabancı"ydı. Derin bir nefes aldı ve kapıya doğru son adımını attı. Bütün hikayesi, şimdi bu duvarların ardında sıfırdan başlayacaktı.
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.
Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar
Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları
« Zentrum'da tanıdığı ilk kişi »