Aktif / Yaşıyor

Solomon Reyes

Discord Oyuncusu: skyrodalf
Karakter Tema MüziğiHazır
0:00 / 5:03
%3
Karakter Hikayesi & Biyografisi
Herkese Açık Katman

SOLOMON REYES

PAS, KABLOLAR VE KÜLLER

Daddyz ZRP evreninde bir hayatta kalanın hikâyesi  •  2005–2035

Bir eşyanın çöpe atılmış olması, artık hiçbir işe yaramayacağı anlamına gelmez.

Karakter dosyası

Adı: Solomon Reyes

Doğum: 2005 (27.06.2005)

Yaş: 2035 yılında 30

Köken: Meksika kökenli Amerikalı

Doğum ve büyüme yeri: Los Santos, Davis

Aile: Gabriel Reyes (baba), Elena Morales Reyes (anne); kardeşi yok

Beceriler: Hurdacılık, doğaçlama mekanik ve elektronik onarım, programlama, temel siber güvenlik, telsiz ve yerel ağ sistemleri

Dönüm noktaları: 2019 babanın ayrılışı; 2022–23 rehabilitasyon; 2026 ilk enfekte ve kulübe; 2027–30 Sinek Yuvası; 2032 Kızıl Düşüş; 2035 Zentrum

2035 durumu: Paleto Forest çevresinde yaşadıktan sonra telsiz çağrısını takip edip Zentrum’a gelen; orada Alexander Wons ve Nathan Stone ile aynı çevrede kalan bağımsız tamirci

Bu metin, tek bir kronolojide birleştirilmiş sürümdür ve Alexander Wons ile Nathan Stone’la ortak geçmişi de içerir. Solomon tek çocuktur; Gabriel hurdacıdır, Solomon da hurdadan üretim ve onarımla yetişir; ergenliğinde kavgalara ve esrar bağımlılığına sürüklenir, profesyonel destek ve doğa temelli rehabilitasyon sonrasında kullanımı bırakır. Sinek Yuvası’na katılır ve adaletsizliklerle yüzleştiğinde ayrılır.

I. Pasın içinde bir çocuk | 2005–2015

Solomon Reyes, 2005 yılında Los Santos’un Davis mahallesinde dünyaya geldi. Babası Gabriel Reyes geçimini eski otomobilleri, metal parçaları ve bozuk cihazları toplayıp satarak sağlıyordu. Annesi Elena Morales Reyes ise kimi zaman lokantalarda, kimi zaman temizlik işlerinde çalışıyordu. Evleri eskiydi; yazın sıcak, kışın soğuk olurdu. Ama küçük Solomon için yoksulluk henüz evdeki mutluluğu gölgeleyen bir kelime değildi.

Gabriel sık sık oğlunu hurdalığa götürürdü. Çocuk, eğilmiş kaportalar, kırık radyolar ve sökülmüş devre kartları arasında merak ettiği her şeyi sorardı. Gabriel mühendis değildi. Yıllar boyunca söküp taktığı makineler ona, bir parçanın niçin bozulduğunu anlamanın tamirin ilk adımı olduğunu öğretmişti. Bu merakı oğluna da aktardı.

Solomon yedi yaşındayken bulduğu eski bir radyoyu babasına gösterdi. “Bu çalışır mı?” diye sordu. Gabriel radyonun arka kapağına baktı. “Bilmem. Önce neden çalışmadığını anlayacağız.” “Ya tamir edemezsek?” “O zaman en azından neyin bozulduğunu öğrenmiş oluruz.” O gün radyo çalışmadı. Solomon eve götürüp tekrar denemek istedi. Gabriel ona bir tornavida verdi. “Bir şeyin çöpe atılmış olması, artık hiçbir işe yaramayacağı anlamına gelmez.”

Elena, oğlunun odasını dolduran kablolardan şikâyet eder, ama yaptığı küçük tamirlerle gurur duyardı. Solomon’un çocukluğu bir yandan sokak oyunları, bir yandan yağ kokan eller ve çalıştırabildiği minicik motorlarla geçti. Ailesinin tek çocuğuydu. Kardeşine bakmak gibi bir görevi yoktu; anne babasının bütün sevgisi de, giderek artan tartışmalarının bütün ağırlığı da ona yöneliyordu.

II. Sokakların öğrettikleri | 2016–2018

Solomon büyüdükçe okul çıkışlarında Davis’in basketbol sahalarına ve arka sokaklarına daha çok zaman ayırdı. Mahallede kavgalar çok uzak bir tehlike değildi. Büyük çocukların küçüklerden zorla bir şey aldığı, tek bir söz yüzünden yumrukların konuştuğu günler oluyordu. Solomon başlangıçta kavga aramazdı; ama eşyalarına dokunulmasına ve küçük düşürülmeye dayanamazdı.

On bir yaşındayken kendisinden büyük bir çocuk, çantasından çıkan elektronik parçaları yere döktü. Bir devre kartını ayağının altında ezmeye kalktı. “Çek ayağını,” dedi Solomon. Bir itişmenin ardından kavga çıktı. Solomon dudağı patlamış, yüzü şişmiş hâlde eve döndü. Gabriel onu sandalyeye oturttu. “Ne oldu?” “Düştüm.” Babası kanı temizlerken, “Bir daha kavga ettiğini söyle. Aptal yerine konulmak daha kötüdür,” dedi. Gabriel şiddeti onaylamak istemiyordu, ama Solomon bu sessizliği yanlış yorumladı.

Sonraki yıllarda pek çok tartışmada geri adım atmadı. Kiminde üstün geldi, kiminde dayak yedi. Sokak kavgaları onu eğitimli bir dövüşçü yapmadı; sadece saldırganlığı tanıyan ve öfkesini her zaman yönetemeyen bir genç hâline getirdi. Gururu bazen sağduyusundan hızlı davranıyordu. Zamanla insanların bakışlarından ve beden dilinden yaklaşan kavgayı sezmeyi öğrendi. Ne var ki tehlikeyi tanımak, ondan kaçmayı bildiği anlamına gelmiyordu.

III. İlk bilgisayar, ilk ekran | 2017–2019

Solomon on iki yaşındayken hurdalıkta yan kapağı bulunmayan eski bir masaüstü bilgisayar gördü. Babasından izin alıp onu eve taşıdı. Başka cihazlardan parçalar söktü; sonunda makineyi açmayı başardı. Elena koşarak geldiğinde ekrana zafer kazanmış gibi bakıyordu. “Anne, çalıştırdım!” dedi. Elena kablo yığınını gösterdi. “Güzel. Şimdi şu odayı da çalışır hâle getir.”

Solomon internet üzerindeki açık dersleri, forumları ve teknik videoları izlemeye başladı. İşletim sistemi kurmayı, eski bilgisayarları yeniden kullanılabilir hâle getirmeyi öğrendi. Basit Python betikleriyle dosya düzenleme ve küçük otomasyonlar yaptı; Linux denemelerinde birkaç defa bilgisayarını bozdu, sonra kendisi düzeltti. İlgisini yalnızca parçalar değil, o parçaların hangi komutlara uyduğu da çekiyordu.

Forumlarda “Ghostwire” adını kullanmaya başladı. Bu isim önce sıradan bir kullanıcı adıydı. Dijital dünyada tanıştığı insanlardan ağlar, veri kurtarma ve güvenlik hakkında çok şey öğrendi. Hepsi iyi niyetli değildi; bazıları başka insanların sistemlerine ve bilgilerine yönelik şüpheli işlerden para kazanıyordu. Solomon o yıllarda her soruyu sormadan kabul edebilecek kadar genç, yaptıklarının tüm sonuçlarını kavrayamayacak kadar aceleciydi.

IV. Gabriel’in gidişi | 2019

Hurdacılığın kazancı düşünce Gabriel’in borçları arttı. Elena daha uzun saatler çalışıyor, evdeki konuşmalar giderek tartışmaya dönüşüyordu. Solomon on dört yaşındayken babasını bir akşam yatak odasından spor çantası çıkarırken gördü. “Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Gabriel, “Bir süre başka yerde kalacağım,” dedi. “Ne kadar?” “Bilmiyorum.” Solomon’un gözleri kapıya kaydı. “Yani gidiyorsun.” Babası omzuna dokunmak istedi; Solomon geri çekildi.

Gabriel gitti ve geri dönmedi. Ayrılışının gerçek nedeni açık kalacaktı. Solomon günlerce geleceğini bekledi; günler haftalara, haftalar aylara dönüştü. Elena evin yükünü tek başına taşımaya çalışırken Solomon okuldan ve evden uzaklaştı. Bir zamanlar sevdiği hurdalığa bile bazen sırf babasının izlerini görmemek için gitmiyordu. Buna rağmen devreleri sökmeyi, motorları çalıştırmayı bırakmadı. Çelişkinin acı tarafı buydu: Babasına kızdıkça ondan öğrendiği şeylere daha sıkı tutunuyordu.

V. Yanlış yollar | 2019–2022

On dört, on beş yaşlarında esrarla tanıştı. Başta arkadaş ortamının bir parçası gibi gördüğü kullanım zamanla sıklaştı. Kafasındaki düşünceleri kısa bir süre susturabildiğini sanıyordu. Sonra okul devamsızlığı arttı, işlerini aksatmaya başladı, annesine yalan söyledi ve arkadaşlarının kavgalarına daha çok karıştı. Kullanmadığı dönemlerde huzursuzluk yaşayabiliyor, uyumakta zorlanıyordu.

Bilgisayar ekranındaki hayatı da karanlıklaştı. Onarım karşılığında para kazanmaya devam ederken kaynağını sorgulamadığı elektronik cihazlar ve şüpheli dijital işler için de küçük görevler kabul etti. Bunlar onu büyük bir suç örgütünün beyni yapmadı; kısa yoldan para kazanabileceğine inanan, becerilerinin sınırlarını kötü kararlarla zorlayan bir genç yaptı.

Bir gece Elena onu eve geç geldiğinde karşıladı. “Yine kullandın mı?” diye sordu. “Başlama anne.” “Sana soru sordum.” Solomon başını çevirdi. Elena yorgunluktan ve korkudan istemediği bir söz söyledi: “Baban gibi davranıyorsun.” Solomon bir an hareketsiz kaldı. “Beni onunla bir daha karşılaştırma.” Odasına girdi. Gece annesinin ağladığını duydu, ama yanına gitmedi. Sonradan en çok buna pişman olacaktı.

VI. Kırılma ve rehabilitasyon | 2022–2023

On yedi yaşında karıştığı bir toplu kavganın ardından ciddi biçimde yaralandı. Elena artık uyuşturucu kullanımıyla tehlikeli davranışlarının görmezden gelinemeyeceğini anladı. Profesyonel destek almasını sağladı. Solomon ilk görüşmelerde susuyor, sorunlarını küçümsüyor, kontrolün hâlâ kendisinde olduğunu iddia ediyordu. Zamanla bunun doğru olmadığını kabul etmeye başladı.

Tedavi sürecinin bir parçası olarak yapılandırılmış doğa kampına katıldı. Erken kalkmak, görev paylaşmak, grup toplantıları ve bireysel görüşmeler onun için başlangıçta dayanılmazdı. Telefon ve bilgisayar erişiminin sınırlı olması hoşuna gitmiyordu. Buna karşılık yürüyüş, rota izleme, kamp alanı düzeni, temel ilk yardım ve güvenli ateş kullanımı gibi etkinliklerde kendisine tanıdık bir pratiklik buldu.

Bir gün kamp feneri çalışmadı. Solomon gevşek bağlantıyı fark edip görevli gözetiminde onardı. Yanındaki genç, “Bunu nereden biliyorsun?” diye sordu. “Babam hurdacıydı.” “Sen de mi?” Solomon duraksadı. “Sanırım.” Uzun zamandır ilk kez kendini bir kavga kazanmadığı, madde kullanmadığı bir anda başarılı hissediyordu.

Bir danışman ona nerede güvende hissettiğini sorduğunda “Babamın hurdalığında,” dedi. “Niçin?” “Orada bir şeyleri tamir edebiliyordum.” “İnsanlarla ilişkilerin?” Solomon acı bir gülümsemeyle, “İnsanların yedek parçası yok,” diye karşılık verdi.

Rehabilitasyon, hayatını bir anda düzelten mucize olmadı. Ancak kullanımını bıraktı, iyileşmesini sürdürmek için destek ve rutinler geliştirdi. Zaman zaman tekrar kullanma isteği yaşayabileceğini biliyordu. Eski çevresinden uzaklaştı; yürüyüş, iş ve günlük tutmak gibi alışkanlıklara tutundu. 2023’te eve döndüğünde annesiyle ilişkisini yavaş yavaş onarmaya başladı.

VII. Ghostwire’ın dönüşü | 2023–2025

Solomon hurdacılığa ve tamire yeniden sarıldı. Eski bilgisayarları, telsizleri, kamera ünitelerini ve araç elektrik sistemlerini onardı. Mahalledeki insanlar zamanla bozuk eşyalarını ona getirmeye başladı. Kendine küçük bir atölye oluşturdu: raflarda kablolar, çalışma masasının altında yedek parçalar, köşede hiç kapanmayan iş listesi vardı.

Bilgisayar ve yazılım bilgisini de geliştirdi. Programlama, Linux, yerel ağlar, veri kurtarma ve kendi cihazları üzerinde güvenlik denemeleri yapıyordu. Ghostwire adını bazen yine kullanıyor, eski çevresinden gelen kolay para tekliflerine her zaman aynı kararlılıkla hayır diyemediğini fark ediyordu. Geçmişi silinmemişti; sadece artık onunla nasıl yaşayacağını seçmeye çalışıyordu.

2025’in ortasında bozuk bir telsiz için gereken parçaları aramaya Blaine County’ye gitti. Sandy Shores’taki hurdalıkları dolaştıktan sonra akşam olunca kasabadaki bir bara girdi. Köşede sessizce oturan, elleri toprak ve yağ kokan bir adam vardı: Ukrayna kökenli çiftçi Alexander Wons. İkisi de kalabalıktan hoşlanmıyordu. Saatlerce motorlardan, radyolardan ve bozuk eşyalardan konuştular. Solomon, Davis’e dönerken birinin yanında susmanın bu kadar rahat olabileceğini ilk kez fark ettiğini düşündü.

2025’in sonunda yirmi yaşındaydı. Annesiyle aynı evin masraflarını paylaşabiliyor, az da olsa birikim yapıyordu. Bir gece hurda radyodan haber dinlerken hastanelerdeki tuhaf saldırılardan söz edildi. Kanalları değiştirdi. Los Santos’ta şiddet sıradan bir haber gibiydi. Bu kez neyin farklı olduğunu henüz anlayamamıştı.

VIII. İlk enfekte | 2026

Hurdalığın arka tarafında metal bir parça yere çarptı. Solomon çalışma masasının başında eski bir araç radyosuyla uğraşıyordu. Sesi duyunca başını kaldırdı. Son aylarda hurdalıktan bakır kablo ve akü çalmaya çalışanlar olmuştu. Yanındaki levyeyi aldı. “Hey! Kim var orada?” diye seslendi. Cevap gelmedi.

Depo kapısı aralıktı. Yere saçılmış malzemelerin arasından bir adam çıktı. Gömleği kirliydi, başı tuhaf biçimde eğilmişti. Solomon onun sarhoş veya hasta olduğunu düşündü. “Malzemeyi bırak, git.” Adam cevap vermedi. Ağzından boğuk bir hırıltı çıktı. “Sen iyi misin?” diye sormasına kalmadan adam üzerine atıldı.

Solomon omuzlarından tutulunca sendeledi. Adamın yüzünü boynuna yaklaştırdığını görünce paniğe kapıldı. İtti, geri çekildi. “Çekil üstümden!” Adam yeniden saldırınca Solomon levyeyi savurdu. Darbe adamı durdurmadı. Solomon korkuyla bir kez daha vurdu, ardından yeniden. Sonunda adam hareketsiz kaldı.

Levyenin yere düşerken çıkardığı ses depoda yankılandı. Solomon kendi ellerine baktı. “Hey... Kalk.” Adam kıpırdamadı. Başındaki yarayı görünce midesi bulandı. “Hayır... Ben ne yaptım?” Bir an onun yalnızca hasta, kendisinin ise bir katil olabileceğini düşündü. Telefonunu dahi almadan kaçtı. Birkaç sokak sonra duvara yaslanıp titreyerek, “Ben birini öldürdüm,” diye fısıldadı.

Solomon, karşısındakinin enfekte olduğunu bilmiyordu. Onun için o gün bir yaratıkla ilk karşılaşma değil, bir insanı öldürdüğüne inandığı gündü. Sonradan salgının niteliğini öğrense bile o depodaki korkuyu ve aldığı kararı unutamayacaktı.

IX. Son birikim, küçük bir kulübe | 2026

Eve döndüğünde Elena titreyen ellerini gördü. Solomon gerçeği anlatmadı. Günlerce hurdalığa gitmedi; uyumakta zorlandı, aynı görüntüyü yeniden yaşadı. Şehirde saldırılar artarken bir akşam annesine, “Ben buradan gideceğim,” dedi. “Nereye?” “Şehir dışına. Bir kulübe bulacağım.” Elena, “Kaçarak düzeleceğini mi düşünüyorsun?” diye sordu. Solomon, “Hayır. Ama burada kalırsam daha kötü olacağım,” dedi.

Bütün birikimini kullanarak Blaine County’nin Paleto Forest tarafında bakımsız küçük bir kulübe satın aldı. Çatısı akıyordu, pencere çatlamıştı, sobası paslıydı. İlk gördüğünde “Tam bir döküntü,” diye mırıldandı. Sonra gülümsedi. Ömrü boyunca çöpe atılan şeylere ikinci bir şans vermişti. Belki bu kulübeye de verebilirdi.

Yolu Blaine County’den, Sandy Shores’tan geçiyordu. Kasabaya vardığında bardan tanıdığı tek kişiyi, Alexander’ı aradı. Onu küçük kulübesinde, pencereleri tahtalarla kapatılmış hâlde buldu. Alexander ailesinin günlerdir geri dönmediğini söyledi. Solomon onu sakinleştirmeye çalıştı ama Alexander artık dayanamıyordu. Tanrı’ya sitem etti, boynundaki kolyeyi yere fırlattı ve gözyaşları içinde dizlerinin üstüne çöktü. Solomon bir süre sessizce izledi, sonra yanına oturdu. O akşam hiçbir şey söylemedi. Kendi sakladığı şeyi de kimseye anlatamadığını biliyordu.

Ertesi gün Solomon ona kendi kulübesine birlikte gitmeyi önerdi. Sandy Shores’ta erzak azalmıştı; Paleto Forest’taki kulübenin ise sobası, telsizi ve onarılabilir bir çatısı vardı. Alexander ailesini bırakıp gitmek istemedi. Üstelik geceleri yollar aylaklarla ve terk edilmiş araçlarla doluydu, kimse karanlıkta yola çıkmayı göze alamıyordu. Bu yüzden dağ eteğinde kamp kurup birkaç gün kaldılar. Gündüzleri Alexander’ın ailesinin gidebileceği yerlere bakıyor, geceleri nöbetleşe uyuyorlardı. Alexander kulübesinin kapısına ve yol ayrımına notlar bıraktı. Kimse gelmeyince sonunda birlikte kuzeye yola çıktılar.

Yanına el aletleri, multimetre, lehim malzemeleri, eski dizüstü bilgisayarı, birkaç radyo ve telsiz, bir akü, kamp çantası, ilk yardım malzemeleri, sınırlı yiyecek ve aile fotoğrafları aldı. Tam bağımsız bir enerji sistemi kurmuş değildi. Önce Alexander’ın da yardımıyla çatıyı onardı, sobayı temizledi, küçük aydınlatma düzenekleri denedi. Eski akünün şarj edilmesi gerektiğini öğrenince güç tüketimini kıstı; güneş paneli ve uygun donanım bulmayı hedefledi.

Elena ile telefonda konuşmaya devam etti. Şehirdeki olaylar büyürken annesini yanına davet etti. “Burada kalabileceğin yer var.” Elena hayatını bir anda bırakmakta tereddüt etti. Bir süre sonra telefon bağlantıları düzensizleşti. Solomon’un kulübesi sığınak olmuştu, fakat annesinin güvende olduğunu bilmiyordu.

Alexander kulübede birkaç hafta kaldı. Solomon’un telsizle ve eski cihazlarla uğraşmasını izledi, çatıyı ve çiti onarmaya yardım etti. Bir sabah ailesinin izini sürmek için yola çıkacağını söyledi. Solomon onu durdurmadı. Birbirlerine söz vermediler; yalnızca ikisi de diğerinin hayatta kalmasını umdu.

X. Sinek Yuvası’na giden yol | 2026–2027

Kulübenin ilk ayları sessiz geçti. Sonra erzak azaldı, haberleşme çöktü, düzenli ilaç ve malzeme bulmak zorlaştı. Kimi günler hurda toplamak için saatlerce yol gitmek gerekiyordu. Solomon’un tamir yetenekleri işe yarıyordu ama tek başına hastalandığında kimsenin yardım etmeyeceği düşüncesi büyüyordu. Elena’ya ulaşamadığı her gün başka bir ağırlık taşıyordu.

Yolda karşılaştığı hayatta kalanlardan Lago Zancudo çevresindeki Sinek Yuvası’nı duydu. Balıkçıların, kaçakçıların, eski mahkûmların ve dışlanmış insanların kurduğu bu yerleşimde teknik işlerden anlayan kişilere ihtiyaç olduğu söyleniyordu. Solomon önce güvenmedi; sonra kısa süre için gidip bakmaya karar verdi. Kulübesini tamamen terk etmedi, gerekli eşyalarını alıp yerleşime yürüdü.

Sinek Yuvası çamurlu patikalar, hurda levhalardan yapılmış barakalar, balıkçı tekneleri ve silahlı nöbetçilerden oluşuyordu. Solomon bir jeneratörün bağlantılarını düzeltti, eski bir telsizi çalıştırdı. Biri “Sen tamirci misin?” diye sordu. “Sayılır,” dedi. “Sayılır ne demek?” “Bozuksa bakarım. Yapabilirsem yaparım.” İlk kez uzun zamandır yaptığı işe değer veren bir kalabalığın içindeydi.

XI. Çamurun altındaki gerçek | 2027–2029

Başta Sinek Yuvası ona bir düzen sundu. Tamir karşılığında yemek ve barınma elde ediyor; güvenlik, yiyecek ve üretimin nasıl örgütlendiğini görüyordu. Sokakta büyüdüğü için sert kurallar onu hemen ürkütmedi. Düzensiz dünyada insanların kendilerini koruyacak bir yapıya ihtiyaç duyabileceğini düşünüyordu.

Zamanla cezaların eşit uygulanmadığını fark etti. Yönetimdeki kişilere yakın olanlar kurallardan muaf tutulurken sıradan sakinler küçük hatalar için ağır işlere gönderiliyordu. Açlığın ortasında birkaç parça erzak saklayanlar cezalandırılıyor, ama aynı erzakların güçlü isimlerce ayrı tutulmasına ses çıkarılmıyordu. Solomon bazı olaylara sessiz kaldı. Çünkü dışarıdaki dünya da güvenli değildi, burada arkadaşları vardı ve ayrılmanın ne demek olduğunu biliyordu.

Genç tamirci Mateo Vargas, Solomon’un yanında çalışmaya başladı. Her şeyi soruyor, bir devreyi sökmeden önce üç kere bakıyordu. Solomon kimi zaman sinirlense de ona lehim yapmayı, kablolarda süreklilik ölçmeyi ve parçaları boşa harcamamayı öğretti. Kendi çocukluğunda Gabriel’den öğrendiği sözleri Mateo’ya söylerken bunu fark ediyordu. “Bozuk olduğunu biliyoruz. Nedenini bul.”

Yerleşimde eski balıkçı Elias da Solomon’un güvendiği birkaç kişiden biriydi. Onun yardımıyla ilk günlerde bir çatı bulmuş, sonra Sinek Yuvası’nda kendine yer edinmişti. Burayı bütünüyle kötü bir yer olarak görmüyordu. İşte bu yüzden gördüğü haksızlıkları kabullenmesi zamanla daha acı bir hâl aldı.

XII. Ayrılış | 2030

Mateo, yönetime yakın birinin depoda yiyecek sakladığını fark etti. Bunu dillendirince kendisi hırsızlıkla suçlandı. Solomon kayıtlardaki tutarsızlıkları gösterdi, konuşarak çözmeye çalıştı. Sonuç alamadı. Mateo ortadan kayboldu; başka bir çalışma bölümüne gönderildiği söylendi. Hayatta olup olmadığı bile belirsizdi.

Solomon’un karşısına çıkan yönetici, “Burada adalet aramıyoruz, Reyes. Burada hayatta kalmaya çalışıyoruz,” dedi. Solomon’un cevabı sertti: “Hayatta kalmak için birbirimizi ezmek zorundaysak dışarıdakilerden ne farkımız kaldı?” Bu sözler bir şeyi düzeltmedi; Solomon’un üzerinde kuşku toplanmasına yol açtı.

Bir gece Elias atölyeye geldi. Solomon çantasına birkaç alet, telsiz ve Mateo’nun bıraktığı küçük penseyi koyuyordu. Elias, “Dışarıda öleceksin. Burada karnın doyuyor,” dedi. Solomon, “Mateo da işini yapıyordu,” diye karşılık verdi. Elias “Bazı şeyleri bilmemek daha iyidir,” dediğinde Solomon başını salladı: “İşte bütün mesele bu. Herkes sıra kendine gelene kadar görmezden geliyor.”

Solomon o gece Sinek Yuvası’nı terk etti. Ne düzeni devirdi ne de herkesi kurtardı. Çoğu insana yardım edememiş olmanın utancıyla ayrıldı. Yıllarca gördüğü haksızlıklara kendisi de sessiz kalmıştı. Yeni bir ev bulduğu yer, aynı zamanda kendi ahlaki sınırlarıyla yüzleştiği yer olmuştu.

XIII. Geride kalan kulübe | 2030–2031

Paleto Forest’taki kulübeye dönmek kolay değildi. Yollar terk edilmiş araçlar ve tehlikeli bölgelerle kesiliyordu. Kulübeye ulaştığında kapı çürümüş, bir pencere kırılmış, pek çok eşyası kaybolmuştu. Çalışma masasının üstündeki metal kutunun içinde babasının ona verdiği tornavidayı buldu. “Demek seni almamışlar,” diye mırıldandı.

Aylarca çatı ve soba onardı, düşük güçlü bir aydınlatma sistemi hazırladı. Bulabildiği güneş paneli ve uygun şarj ekipmanlarıyla küçük bir elektrik düzeni kurdu; bu sistemin de hava koşullarına ve akü durumuna bağlı olduğunu biliyordu. Telsizi onardı, duyabildiği frekansları not etmeye başladı. Çevrimdışı bilgisayar kayıtlarında yolları, insan isimlerini, güvenli takas noktalarını ve kaynakları tuttu.

Günler bazen insan sesi duymadan geçiyordu. Eski sohbetleri özlüyordu. Mateo’nun pensesini çalışma masasının çekmecesine koydu. Bir gece defterine “Mateo’nun başına ne geldiğini hâlâ bilmiyorum,” yazdı. Bu cümleyi hiçbir açıklama takip etmedi.

2031’de Lago Zancudo tarafından gelen iki hayatta kalandan Sinek Yuvası’nın çöktüğünü öğrendi. İçeride çatışmalar yaşanmış, enfektelerin saldırısı düzeni parçalamıştı. Sağ kalanlar farklı yönlere dağılmıştı. Elias’ı ve Mateo’yu sordu; kimse bilmiyordu. O gece eski frekansları saatlerce dinledi. Cevap gelmeyince yalnızca, “Umarım çıkabilmişsinizdir,” dedi.

XIV. Kızıl Düşüş | 2032

2032’nin sonlarında, soğuk bir gecede kulübenin camları uzaktan gelen sarsıntıyla titredi. Solomon başını kaldırdığında dağların üstünde gökyüzünün bir bölümünün kızıl renge büründüğünü gördü. Uzak bir patlama ve ardından anlaşılmaz telsiz konuşmaları duyuldu. Defterini açıp saati not etti.

Günler içinde bir meteor çarpmasından, alevlerden ve kuzeydeki yasak bölgeden söz eden söylentiler yayıldı. Bazı insanlar ateşe rağmen hareket eden yaratıklar gördüğünü anlatıyordu. Solomon bunları kesin bilgi saymadı, ama yıllar önce şehirdeki ilk şiddet haberlerini küçümsediğini hatırladı. Defterine büyük harflerle “KIZIL DÜŞÜŞ” yazdı. Altına tek satır ekledi: “Uzak dur.”

Solomon, olayın ardındaki bütün gizli gerçekleri bilmiyordu. Bildikleri duyduklarıyla ve gözleriyle gördükleriyle sınırlıydı.

XV. Yalnız adamın sınırları | 2033–2034

2033’te çatıyı onarırken kötü bastığı için bileğini incitti. Günlerce su taşımak, odun toplamak, erzak aramak zorlaştı. Takas noktasına ulaşıp onardığı bir radyoyu ihtiyaçlarıyla değiştirdi. Dönerken kendi kendine, “Bütün bu yıllar... Hâlâ bir ayak bileği yüzünden ölebilirim,” dedi. Uzun zamandır unuttuğu bir gerçeği kabul etmek zorunda kaldı: Her şeyi tek başına yapamazdı.

2034 boyunca yakındaki insanlarla sınırlı takas ilişkileri kurdu. Jeneratör, telsiz ve küçük elektronik cihazları onarıyor; karşılığında yiyecek, pil, ilaç ve malzeme alıyordu. Yerleşime katılmadı. Bilgisayar uzmanlığını çok kişiye anlatmıyordu. Kendisiyle ilgili sorulara kısa cevaplar veriyordu; yine de gerçekten ihtiyacı olan birini bazen geri çeviremiyordu.

İki defter tutuyordu. Birinde teknik çizimler ve onarım notları, diğerinde isimler, yollar, yayınlar, tehlikeler vardı. Elena’nın adı ikinci defterin eski sayfalarındaydı. Ölümünü doğrulayan haber yoktu; yaşadığını söyleyen de. Aile fotoğrafına bakıp bazen “İkiniz de neredesiniz?” diye soruyordu. Gabriel’in gidişinin nedeni, Elena’nın akıbeti ve Mateo’nun kayboluşu çözülmemişti.

XVI. Otuz yaşında | 2035

2035’te Solomon Reyes otuz yaşındaydı. Çocukluğunu hurdalıkta, gençliğini sokak kavgaları ve yanlış kararlarla, yetişkinliğinin büyük bölümünü ise yıkılan bir dünyada geçirmişti. El becerileri ona yaşam alanı kurmayı, cihazları onarmayı ve az malzemeden yararlanmayı öğretmişti. Yalnız kalma alışkanlığı ise güvenliği artırdığı kadar yakınlık kurmasını zorlaştırmıştı.

Bir akşam telsizden kesintili bir ses geldi: “...hayatta kalanlar...” Parazit yükseldi. Sonra “...yardıma ihtiyacımız var...” duyuldu. Solomon yayın yönüne kulak verdi. Yıllar önce olsa cihazı kapatacaktı. Bu kez frekansı not etti. Çekmeceyi açıp Mateo’nun küçük pensesini eline aldı. Bir süre baktı, sonra çantasına koydu. “Bir bakalım kimmişsiniz,” dedi.

Artık herkesin kurtarıcısı olmak istemiyordu. Yine de geçmişte yaptığı gibi dönüp gitmenin her zaman doğru olmadığını biliyordu. Bir topluluğa ait olmanın yapılan her şeyi kabul etmek anlamına gelmediğini öğrenmişti. Bir zamanlar yalnızca bozulan eşyaları onarabiliyordu. Şimdi, elinden geldiğince, insanlar arasındaki kırık bağları da tamamen terk etmemeyi öğreniyordu.

XVII. Zentrum | 2035

Solomon çağrının geldiği yöne doğru günlerce yol aldı. Terk edilmiş benzinliklerin, kırık camlı araçların ve kuru otlukların arasından geçti; geceleri ateş yakmadan uyudu. Sonunda sinyalin kaynağına, Zentrum’a ulaştı. Girişteki askerler ona içeride silah ve maske taşımanın yasak olduğunu, destek erzakların nereden alınacağını anlattı. Solomon kuralları dinledi ve içeri girdi.

İçeride ateşin başında oturan insanların arasında tanıdık bir yüz gördü. Alexander Wons. Yıllar önce Sandy Shores’taki barda tanıştığı, Paleto Forest’taki kulübesinde birkaç hafta kalan adam, yıllar yormuş ama aynı sessizlikle ona bakıyordu. “Sen,” dedi Alexander. “Hâlâ hayattasın.” Solomon omuz silkti. “Sayılır.” Alexander’ın yanında çenesinin sağında yara izi olan, ayağını hafifçe aksatarak yürüyen bir adam vardı: Nathan. Alexander onu Zentrum’a giderken yolda tanıdığını, bozulan motosikletini onarırken yardım ettiğini ve o günden beri yan yana olduklarını anlattı.

Nathan temkinliydi ve az konuşuyordu. Solomon bunu yadırgamadı, çünkü yıllarca kendisi de aynı şekilde yaşamıştı. Nathan da artık Alexander’la Solomon’un küçük çevresinin parçasıydı. İlk gece üçü ateşin başında oturdu. Kimse geçmişini ayrıntılarıyla anlatmadı ama üçü de kaybettiklerinin ardından yürümeye devam eden insanlardı. Solomon uzun zamandır ilk kez, hesap vermek zorunda kalmadan yanında durmak istediği insanların arasında oturuyordu. Çantasında hâlâ Mateo’nun küçük pensesi duruyordu. Bunu kimseye göstermedi.

Whitelist Rol Hikayesi & Şehir Sırları
Kilitli Katman

Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır

Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.

Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar

Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları

2 Bağlantı
NS
Nathan James Stone Şehir Sakini
Dost / Müttefik

« Alexander Wons sayesinde tanıştığı ve sırtını yazladığı birisi. »

Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
AW
Alexander Wons Şehir Sakini
Dost / Müttefik

« Aynı evde kalmış ve olaylar başlamadan önce Tanışmış ve güvendiği beraber yaşamış sırtını yaslayabileceği birisi »

Kayıtlı Şehir Bağı Herkese Açık
Karakter Fotoğraf Galerisi
3 Fotoğraf