Jason Carl Todd, 2006’nın soğuk bir kasım sabahında Ohio’nun Dayton kentinde doğdu. Babası Alan, yerel bir üretim tesisinde vardiya sorumlusu, annesi Margaret ise hastanede hasta bakım asistanıydı. İkisi de “düzen, sorumluluk, fazla konuşmama” anlayışını çocuklarına aşılamaya çalışmıştı. Jason’ın üç kardeşi vardı: dört yaş büyük Thomas, iki yaş küçük Daniel ve altı yaş küçük Emily.
Çocukluğu ve gençliği yarım kalmış bağlarla, sessiz gerilimlerle ve sürekli bir yetersizlik hissiyle geçti. Thomas’la araları bir kız yüzünden yumruklaşmaya varacak kadar bozuldu ve bir daha hiç düzelmedi. Emily, abisinin sabırsız ve aşağılayıcı tavırlarından derin şekilde etkilendi. Daniel ise uzak durmayı tercih etti. Jessica onu terk ettiğinde Jason tamamen dağıldı. Alkol, öfke, kaza ve panik ataklar… O dönemde hâlâ içinde ince bir inanç vardı: Eğer yeterince disiplinli olur, yeterince sıkı çalışır ve kendine bir düzen kurarsa, bozduğu her şeyi telafi edebilir. Pilotluğa yönelmesi sadece kaçış değil, aynı zamanda kendini “düzgün bir adam” yapma çabasıydı. Yirmi yaşına geldiğinde ikinci pilot olarak uçmaya başlamıştı. Hâlâ tedirgindi ama içindeki o inancı kaybetmemişti.
2026 sonbaharında Los Santos’a giden iç hat uçuşunda ikinci pilot koltuğundaydı. Uçuş sorunsuz geçti. İnişten sonra mürettebatın kaldığı otele yerleşti. Akşam lobide bir şeyler içti, sonra odasına çıktı. Yorgunluğuna yenik düşüp uyudu.
Gece sert bir bağırma sesiyle irkildi.
Koridordan geliyordu. Bağırma bir anda kesildi. Yerine boğuk, boğazdan gelen bir homurtu ve sürüklenme sesi doldu. Jason kalktı, pantolonunu giydi, kapıya yaklaştı. İki oda ötede bir kapı yarı açıktı. İçeriden kontrolsüz, hırıltılı nefesler geliyordu. O anda hâlâ bunun bir kavga, aşırı alkol ya da kriz olduğunu düşünüyordu.
Pencereden baktığında otelin arkasındaki sokakta araçların çapraz şekilde bırakıldığını, uzakta düzensiz sirenlerin yükselip birer birer kesildiğini gördü. Birkaç dakika sonra elektrik gitti.
Jason merdivenlerden aşağı indi. Lobide camlar kırılmıştı. Resepsiyon bankosunun arkasında bir görevli yerde yatıyordu. Göğsü hâlâ hafifçe inip kalkıyordu. Jason yavaşça yaklaştı. Adamın başı aniden ona döndü. Gözleri kızarmış ve bulanıktı, ağzından salya akıyordu. Boğuk bir sesle homurdanarak, sarsak ama belirgin bir öfkeyle doğrulmaya çalıştı. Jason geri adım attı. Adam elini uzattı, parmakları boşluğu kavradı. O an Jason ilk kez bunun sıradan bir hastalık olmadığını hissetti.
Dışarı çıktığında sokaklar çoktan karışmıştı. İnsanlar koşuyor, bağırıyor, vitrinleri kırıyordu. Bir marketin önünde iki grup birbirine girmişti. Yerden kalkan bir adamın hareketleri normal değildi; dengesi bozuk, bakışları boş, saldırganlığı kontrolsüzdü. Jason kalabalığın tersine tenhalara kaydı. İlk tehlikeli anı o gece yaşadı: Dar bir ara sokakta, köşeyi dönerken karşısına çıkan enfekte bir adam doğrudan üzerine geldi. Jason o saniyede dondu. Elleri soğudu, nefesı kesildi. Adam neredeyse koluna yapışıyordu. Son anda yan taraftaki metal çöp konteynerine çarparak adamı dengesiz bıraktı ve koştu. O gece boyunca kalbi boğazındaydı. İlk kez gerçekten öldürülebileceğini, kimsenin gelmeyeceğini net şekilde anladı.
Sonraki günler ve haftalar sadece hayatta kalmakla geçti. Su, yiyecek, saklanacak yer… Küçük gruplar kurdu, gruplar dağıldı. Her kayıptan sonra içindeki o ince inanç biraz daha aşındı. Eskiden “düzeltebilirim” dediği şeyler artık anlamsız geliyordu. Disiplin, çaba, kendine çeki düzen verme… Bunlar dışarıda kimseyi kurtarmıyordu.
Yıllar içinde yollar onu Lago Zancudo’nun bataklığına sürükledi. Orada Sinek Yuvası vardı.
Sinek Yuvası’nda korku açıkça yönetiliyordu. Kara Sinek’in adı fısıltıyla anılıyordu. Cezalar hızlı ve ibretlikti. Jason ilk günden itibaren görünmez olmaya çalıştı. İşini yaptı, konuşmadı, göze batmadı. İnsanların yüzüne fazla bakmamaya özen gösterdi. Geceleri barakaların arasından gelen bastırılmış ağlama ve öfke seslerini dinledi. Burada uzun kalmanın insanı ya sertleştirdiğini ya da yavaş yavaş çürüttüğünü gördü.
Bir gece nöbetteyken yanına yaklaşan zayıf bir adam, sesini yükseltmeden “Burada uzun kalırsan ya onlardan olursun ya da bataklığa karışırsın” dedi. Jason cevap vermedi. O söz günlerce kulağında kaldı.
İsyan geldiğinde ortalık cehenneme döndü. Ateş, silah sesleri, çığlıklar ve bataklığın nemine karışan yanık kokusu… Enfekte olanlar kargaşanın arasında hızla yayıldı. Jason koştu. Bir an yere düşen birine bakmak için duraksadı, sonra devam etti. O küçük duraksama bile içinde ağır bir iz bıraktı. Bataklığın karanlığına karışana kadar durmadı.
Sinek Yuvası arkasında yanarak kaldı.
O geceden sonra Jason’da eskiden kalan son şey de kırıldı.
Çöküşten önce, her şeye rağmen içinde taşıdığı inanç şuydu: İnsan yeterince çabalarsa kendini değiştirebilir. Bozduğu şeyleri onarabilir. Hâlâ “düzgün biri” olabilir.
Pilot olmak, disiplini, yeni bir sayfa açma çabası… Hepsi bu inanca dayanıyordu.
Artık bu inanç yoktu.
Tamamen kaybetmişti. Artık çaba göstermenin bir karşılığı olduğuna, kendisinin daha iyi birine dönüşebileceğine inanmıyordu. Sadece ayakta kalıyordu. Bağ kurmamaya, umut bağlamamaya, kimseye yük olmamaya çalışıyordu. Kişiliğindeki o ince umut kırıntısı ve kendini telafi etme ihtiyacı susmuştu. Yerine sadece yorgun, temkinli ve içine kapanık bir sessizlik kalmıştı.
Sonunda yüksek duvarların, düzenli nöbetlerin ve ağır disiplinin olduğu yere ulaştı.
Zentrum.
Kapıda sorular sordular. Jason kısa cevaplar verdi. İçeri girdiğinde omzundaki çantayı düzeltti, gözlerini bir an yere indirdi.
Hâlâ ayaktaydı.
Ama artık ayakta kalmaktan başka bir şeye inanmıyordu.
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.
Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar
Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları
« Abel Jasonın aradığı tipten bir dost sessiz sakin ve nerede ne yapması iyi bilen bir dost. Fakat onda eksik olan bir şey olduğunun Jason'da farkında. »
« Adrain ile Jason arası sürekli ufak tartışmalarr ile geriliyor olsa da Jason arkada asla birini bırakmayacağına yemin ettiği için onu asillerin arasından çok defa kurtardı fakat hala Adrain onu süreki yanlış anlaması Jassonı delirtiyor ve bu öfke patlamalarını içinde yaşayıp dışarıya göstermiyor. »




