Deamon aslında kötü biri değildi ve hiçbir zaman kötü biri olmak istemedi. Zaten her insanın bir başlangıcı vardır; bazıları sevgiyle büyür, bazıları ise daha gözlerini açtığı anda kaderin en karanlık yüzüyle tanışır. İşte Deamon Veyron'un hikayesi de ne kahramanlık ne de kötülükle başladı. Onunki, kendisine ait olmayan bir hayatın içine doğan ve kim olduğunu bilmeden yaşamaya çalışan bir çocuğun hikayesiydi. Kimse onun bir gün nasıl biri olacağını bilmiyordu. Belki de en başından beri herkes yanılıyordu.
Deamon aslında yetim ve öksüz bir çocuktu. Amerika'nın New York eyaletinde, köşe bucak bir yerdeki eski ve bakımsız bir yetimhanede kalıyordu. Aslında çok sosyal, neşeli ve arkadaş canlısı biriydi ama onun gerçek bir ismi bile yoktu. Uzun zaman boyunca bakıcılar ve herkes ona sadece "isimsiz çocuk" diye seslendi. Doğum gününü bilmiyordu, kaç yaşında olduğunu bilmiyordu; çünkü ona ait hiçbir kayıt yoktu.
Günlerden bir gün en sevdiği iki arkadaşı Axel ve Sail ile top oynarken, iyi giyimli bir karı koca yetimhaneye geldi. Çocukları tek tek inceliyor, kendilerine uygun olanları adeta meyve seçer gibi seçiyorlardı. Yetimhanenin müdürünün ise paraya ihtiyacı olduğu için para karşılığında buna göz yumup istediği çocuğu veriyordu. Ve o gün geldi; aile Deamon'u ve diğer iki arkadaşını da seçip aldı, götürdü.
Bilmedikleri, arkası büyük ve camları filmle kaplı, hızlı giden bir araçta nereye gittiklerini bilmeden, korku içinde birbirlerinin ellerini sımsıkı tutarak gidiyorlardı. Deamon o zamanlar daha sekiz-dokuz yaşlarındaydı. En sonunda eski, büyük ve karanlık bir binaya geldiler. Araba durdu; o kadın çocukları kucağına alarak tek tek merdivenlerden aşağıya, karanlık bodruma indirdi. İçerisi sessizdi, taş duvarlar rutubet kokuyordu. Neşeli ve sosyal bir çocuk için bu karanlık fazlaydı. Arkadaşları korkudan ağlamaya başladığında o kadın onları dövüyordu. Deamon daha o yaşta bunu anlamıştı ve ağlamanın hiçbir şeyi değiştirmediğini öğrenip ağlamamayı seçti.

Deamon ağlamadığı için kadın en çok onu severdi ama Deamon'un bakışları biraz tersti; kadına ters ters bakardı. Kadın da ona "Senin içine şeytan kaçmış" diyerek ne yemek verirdi ne su... Günlerce, haftalarca bir deri bir kemik kalana kadar aç bırakırlar, sonra ise yemek verip şişirir, kilo aldırırlardı. Geceleri yan odadan çığlık sesleri gelir, çok korkarlardı ama zamanla alıştılar. O kadınla tam üç yıl boyunca aynı döngü içinde yaşadılar: Yemek ye, yemek yeme, kilo al, kilo ver... Bağışıklık sistemleri çökmek üzereydi ama birbirlerine tutunarak hayatta kaldılar.
Derken gün geldi ve kadının söylediğine göre Deamon 14 yaşına basmıştı. İlk defa kaç yaşında olduğunu öğrenmişti. O gün kadının kararıyla birinin adı Axel, diğerinin Sail oldu; isimsiz olana ise Deamon adı verildi. Ve tam o gün Deamon'un hayatı cehennemin en dip noktasına evrildi.
O yaşlı adam ve kadın, üç çocuğu binanın en altındaki gizli ve korkunç bir ritüel odasına indirdiler. İçerisi ağır bir kan kokusuyla kaplıydı; duvarlarda garip semboller, yerde ise paslı zincirler vardı. Yaşlı adam ve kadın çocuklara günlerce süren türlü işkenceler yaptılar. Acı içinde kıvranan çocukların çığlıkları taş duvarlarda yankılanıyordu ama en büyük vahşet henüz başlamamıştı. Yaşlı adam Deamon'un eline zorla keskin bir bıçak tutuşturdu ve eğer Axel'i kendi elleriyle öldürmezse hem Axel'e hem Sail'e çok daha acı verici şeyler yapacağını söyledi. Deamon yalvardı; ağlamamak için yıllarca sıktığı dişlerini kırdı ama kurtuluş yoktu. O pislikler Deamon'un ellerini zorla hareket ettirerek en yakın arkadaşı Axel'i ona zorla öldürttüler. Axel'in son nefesinde Deamon'a bakışı ve akan sıcak kanları Deamon'un ellerine bulaştığında, ruhunun bir parçası o odada sonsuza kadar öldü. Hemen ardından Sail'i de acımasızca katlederek gözlerinin önünde canını aldılar.
Deamon bu kabusu hayatı boyunca asla unutmadı. O günden sonra gözünü her kapattığında Axel'in kanlı ellerini ve Sail'in çığlıklarını duydu. İçindeki sosyal, neşeli çocuk tamamen yok oldu; yerini saf bir intikam ateşi aldı. Deamon her saniye, her salise o binada geçirdiği her günü intikam gününü bekleyerek geçirdi. Yaşlı adam onu sürekli yanına çağırıp kendi karanlık düşüncelerine göre yetiştirmeye çalışırken Deamon içindeki o devasa nefreti maskeledi. Hayatta kalabilmek ve doğru anı yakalamak için söylenen her şeyi en ince ayrıntısına kadar öğrendi; onların en sadık kölesi gibi davrandı, ta ki o canavarların güvenini tamamen kazanana kadar.
Yıllar süren bu planın sonunda beklediği o büyük gün geldi. Binanın alt katlarında büyük bir kargaşa çıkmasını sağladı. İçeride tutulan diğer kurbanlar panik içinde kaçmaya çalışırken Deamon, yıllardır biriktirdiği o saf öfkeyle yaşlı adamın ve kadının karşısına dikildi. Onlara yalvarmaları için fırsat bile tanımadı. Axel'e ve Sail'e çektirdikleri her acının, her işkencenin bedelini misliyle ödeterek ikisini de acımasızca ve tamamen etkisiz hale getirdi. İçindeki intikam ateşinin sıcaklığıyla binadaki bütün kilitli kapıları ardına kadar açtı ve orada esir tutulan masum insanların özgürlüğe doğru koşmasını izledi. Ardından ellerindeki o hiç çıkmayan görünmez kan lekelerine bakarak, arkasına bile bakmadan karanlığın içine doğru yürüyüp gitti.
Fakat o vahşet gecesinden sonra geçmişin hayaletlerinden kaçmak için izini tamamen kaybettirip Los Santos'a taşınmaya karar verdi. Zihnini ve ruhunu insanlardan soyutlamış, teknolojiden, medyadan ve televizyondan o kadar uzak kalmıştı ki şehirde sessizce yayılan zombi virüsünden ve televizyonlardaki acil durum uyarılarından tek bir haber bile duymamıştı. Yeni bir başlangıç yaptığını sanarak Los Santos sokaklarında kendi halinde sıradan bir hayat yaşamaya çalışıyordu; ta ki o uğursuz güne kadar...
Sokakta yürürken bir ara sokaktan garip hırıltılar ve çığlıklar duydu. Merakına yenik düşüp aralığa baktığında, üzeri kanlar içinde olan bir adamın yerdeki başka birinin boğazını parçalayarak yediğini gördü. Deamon neye uğradığını şaşırdı; adama müdahale etmek yerine panikle geriye doğru kaçmaya başladı. Yerdeki yaratık kan kokusunu ve ayak seslerini duyunca hızla başını çevirdi ve hırlayarak Deamon'un üzerine doğru koştu. Deamon arkasına bile bakmadan var gücüyle koştu, ara sokaktaki eski bir yangın merdivenini görüp hemen demir basamaklara atladı. Yukarı tırmanıp yüksekçe bir platforma çıktığında aşağıdan ona doğru uzanan kanlı elleri ve çürümüş yüzleri izledi. Saatlerce oradan inemedi, dumanların yükseldiği ve insanların panik içinde kaçıştığı şehri yüksekten izleyerek durumun ciddiyetini kavradı.
Sokaklar sakinleşip yaratıklar dağılınca yangın merdiveninden sessizce aşağı indi. Şehirden kaçmak istedi ama yollara düştüğünde gördüğü manzara kıyametin ta kendisiydi. Sınır kasabaları yok olmuş, her yer birbirini parçalayan zombilerle dolmuştu. İnsanlık çökmüştü ama Deamon çocukluğunda zaten büyük acılar yaşadığı için paniklemek yerine sadece hayatta kalmaya odaklandı. Bulabildiği yiyecek konservelerini, temel tıbbi malzemeleri ve birkaç basit koruma ekipmanını yanına alarak dağ kasabasının dışında kalan, yer altı tünellerine bağlanan eski ve terk edilmiş bir maden sığınağını kendine mesken tuttu.
Deamon orada kimseden medet ummadan, tek başına sakin ve gözlerden uzak bir hayat sürmeye başladı. Sığınağına yanlışlıkla yolu düşen çaresiz insanları içeri alıp ağırlamadı ya da yönetmeye çalışmadı; sadece kendi bölgesini koruyup insanlarla mesafesini korudu. Geçmişin travmalarından dolayı kimseye güvenmediği için sadece ihtiyaç duyduğunda gizlice dışarı çıkıp konserve ve erzak topladı.
Kaderin garip bir cilvesiydi; Deamon bir zamanlar hapsedildiği karanlık bir yer altı sığınağını bu kez kendi isteğiyle sığınağı haline getirmişti. Şimdi o yer altı mekanında hem Axel ile Sail'in kanlı hayaletleriyle baş başa yaşayan hem de dışarıdaki kaostan uzak durmaya çalışan, yalnız ve soğukkanlı bir hayatta kalandı.
Bu Bölüm Yalnızca Whitelist Oyuncularına Açıktır
Karakterin şehir içi gizli sırlarını, derin rol geçmişini ve kapalı rol hikayesini okumak için sunucuda onaylı Whitelist üyesi olmanız gerekir.
Şehir İlişkiler Ağı & Sosyal Bağlar
Karakterin şehirdeki müttefikleri, hasımları, ailesi ve iş bağlantıları

